05 Şubat 2008

Dragon Fruit


İngiltere'ye geldiğimden beri dünyadaki pek çok yiyecekle tanıştım. (Normal şartlar altında yediklerimi ya bulamaz ya da kıt bulur oldum o ayrı!) Daha önceden adını sanını bilmediğim, tadını bilmediğim, düşünsem de aklıma gelmeyecek pek çok çeşit var. Dünyanın dört bir bucağından insanlar bu ülkede yaşayamaya başlayınca, haliyle kendi yiyeceklerini de beraberlerinde getirmişler. Bitkilere meraklı olan İngilizler'in büyük bölümü de bahçelerinde, allotment adı verilen evlerinden uzaktaki sebze bahçelerinde, değişik meyve ve sebze yetiştirir olmuşlar. Onlar, genelde yetiştirme kısmı ile yeme kısmından daha çok ilgililer. Yabancı kökenli bizler ise, yeme kısmıyla daha çok ilgiliyiz. Yetiştirme kısmı sırf zorunluluktan.


Uzun süredir markette, bu albenili meyve ile göz göze gelip duruyorduk. Epey pahallı olduğu ve bizim deneme, öğrenme maliyetleri de epey yükünü tuttuğu için bakışma kısmı ile idare edip gidiyorduk. Hatta Tijen'e sormuştum. ''Albenisi kadar güzel bulmayabilirsin, kişiden kişiye değişir ama bu olgu'' demişti. Denemeyi koymuşum kafama ki, bu bakışma ve düşünme kısmı, onu indirime girmiş gördüğüm gün son buldu. Mor Koyun'un kediyi öldüren merakları gibi, ben de bu meyveyi merak ettim işte. Sanem'in onu ilk okumaya başladığım zamanlardaki yazılarından birinde anlattığı tecrübesinden de feci halde tırstığım halde üstelik. Sonunda denedim. Öldürmüyor, yaşıyorum hala, bunu keşfettim...


Tadı, ahım şahım birşey değil. Merak etmeye değmezmiş dedirtecek cinsten. Hatta tadı yok desem... Olmuş meyvelerin tadının daha daha da güzel olacağını düşündüğümden, aldıktan sonra beklettim epey. O yüzden fotoğraftaki halini sararmış bulabilirsiniz. İçi, kivinin beyaz zemine siyah çekirdeklisine benziyor ama tadı kiviye pek benzemiyor. Dış görünümünü kendisinden çok daha fazla sevdim kısacası.


''Dragon fruit'' yani ''Ejderha Meyvesi''(daha başka pek çok adı var. Pithaya, strawberry pear, thanh long, nanettikafruit gibi... ) kaktüs ailesinden bir bitki imiş. Daha önce bahsetmiş olduğum ''Cherimoya'' gibi, bu meyvenin de vatanı Güney Amerika imiş. Ama Malezya, Vietnam, Tayvan, Filipinler'de de yetiştirilmekteymiş. Çiçeği sadece geceleri açar ve güzel kokarmış(o koku biraz meyvesine de geçseymiş ya!)


Efsaneye göre ejderha ile savaş sırasında, ejderha ateş püskürtürken ölünce, en son ağzından bu meyve fırlarmış. Savaşın bittiğinin ve gücün sembolü olan bu meyve, hükümdara sunulurmuş. Ölen ejderha da savaşçılar tarafıdan yenilirmiş. İnanç oymuş ki, ejderhanın gücü yiyen savaşçılara geçecek ve yenilmez olacaklar... Kuyruğu, ateşin oluştuğu nokta diye bilinirmiş. Eti en güzel, en lezzetli olan kısım da burasıymış. Efsane bu ya, bu eti yemek isteyenler yüzünden de ejderhalar yok olmuş...


Denemek isteyenlere dekorasyon amaçlı kullanmalarını tavsiye ederek, iyi şanslar diliyorum...


Bu arada heyecanla beklediğimiz birşey var. Defne günlüğüne not bırakıp gitmiş. Çarşamba gününü iple çekiyorum ben de!

20 yorum:

etki alanı dedi ki...

Sevgili Dilek,
bu meyveyi ilk defa görüyorum..Tadı hakkında bilgi edindim sayende...Karşılaşırsam tadı konusunu pek düşünmeyeceğim...
Sevgiler...
TüTü

Isil Simsek dedi ki...

Dilekcigim,
iyi ki yazdin, ben de merak ediyordum ,gerek kalmadi ;)Biz de gecenlerde phyllis'i denedik, hayal ettigim gibi cikmadi.

Ferhanca dedi ki...

Sayfanı açınça, meyveyi hayvana benzettin, yazıyı okuyunca doğru benzetme dedim..
Ejderhayı tabağa koymuşsun.
Bizlerin ilk kez gördüğü değişik meyveler var deniyoruzda aralarında sadece ananas kabul görüyor herhalde diğerleri yabancı bzim için .Hem ben de Amasya elması, portakal ,mandalina gibi alıştığımız meyvelerin dışana çıkamayan biri olarak böyle kalalım diyorum..
Sen yeni meyveleri tanıtmaya devam et(bütçeyi zorlamasın..)))
Selamlar, sevgiler..

Berceste dedi ki...

Dekorasyon amaçlı güzel de yemek için methedemeyeceğim TüTü'cüğüm :) Sevgiler...

Ben onda da hüsrana uğradım dediğin gibi Işıl'cığım :( Ya yediklerim olgunşmamıştı ya da ben sevemedim bilmem... Oysa bahçelerdeki görüntüsünü pek seviyordum. Daha önce Sevgi onunla ilgili bir yazı yazmıştı.(http://kahire.blogspot.com/2006_11_01_archive.html) Bir de buradaki siyah zeminli fotoğrafına bayılıyorum :) (http://bahcevan.com/surprizli-cicek-physalis-alkekengi-yabani-biber-milliyet-vitrin) Defne güzelini benim için öper misin lütfen.

Yaa Ferhan ejderha geldi tabağa :P Yazımın başında demiştim, alışık olduklarımızı ya bulamıyoruz ya da nadir buluyoruz diye... Siz de onların tadını çıkartın bizim yerimize. Bütçeyi zorlamıyor da, çöpe giden paraya acıyorum. O paraya bir ay karnını doyuran insanlar var. Su bile bulamayan insanlar var. Yazık günah :( Sevgiler...

sennur dedi ki...

Doğa bazen çok bonkör davranıyor, biçim,renk, albeni konusunda. Ama dört "dörtlük hiç bişey yok" derler ya, tadından kesmiş demek. Ben de ne zaman merak edip egzotik bir meyve alsam, hayal kırıklığı oldu.
Sevgiyle kal

Isil Simsek dedi ki...

Linkler icin tşk. O fotoğraf çok güzel gerçekten de..

Cocukla Cocuk dedi ki...

Siz şimdi yenilmez oldunuz demek ki...
şaka bir yana aklınızda kalacağına denemek daha güzel, yeni bir tecrübe.

Zeynep dedi ki...

Berceste'ciğim seni sobeledim. kolaygelsin.. sevgiler

Yurtdışı Eğitim dedi ki...

sizde beğenmediniz yani öylemi anladım??

Tijen dedi ki...

Al benden de o kadar yani! Bu meyveyi sevenler de var mıdır acaba? Vardır muhtemelen ki satılıyor bir sürü yerde. Yine de denediğim için memnunum. Hiç değilse aklımda değil artık.

Berceste dedi ki...

Savaşçı olmadığımıza göre, bilmem yenilmez olduk mu? :P Bir isim olsa da onla hitap edebilsem Çocukla Çocuk'a...

Zeynep yahu, ay gene mi desem kızar mısın :) El mecbur yazacağız artık birşeyler... Kolay gelsin de demişsin, kaçar yol bırakmamışsın :)

Tadı yok! O yüzden nötr kaldım Yurtdışı Eğitim (isim olsaydı keşke...). Dışını beğendim, tadının beğenilecek özel bir yanını bulamadım! Özellikle gidip te aramam. Bulursam fotoğrafını yeniden çekerim sadece.

Bilgileri araştırırken herkesten aynı yorumu okudum Tijen. Hayal kırıklığı olmuş hemen hemen her yazanda. Bizim gibi merak edenler için satılıyor olsa gerek :) Aynen dediğin gibi, deneyemedim demektense, denemek yeğdir :)

Punto dedi ki...

Meyvelere bir kulp bulmak demek ki insanın doğasında var.

Berceste dedi ki...

Öyle demeyin Akın amca, ''Cherimoya'' 'yı sevmiş ve tavsiye etmiştim. Ben genelde sebzelere kulp takanlardanım :P Kereviz ve kokusu ile asla barışamadım mesela!

Hanife dedi ki...

Ben de hep gorurdum marketlerde. Ama hic denememistim. Yadigin iyi oldu Dilek'cigim. Bosuna para vermeyecegim:)
Guzel bir hafta sonu diliyorum sana..

Adsız dedi ki...

Hmmm görüntüsü güzel de,tadı niye
ölee acaba?
Suna

Berceste dedi ki...

Gene de içinde acaba sorusu kalmaması için deneyebilirsin Hanife. Fotoğrafını çekersin bol bol. Benim gibi sarartmadan ama :) Sevgiler...

Denge için olsa gerek Suna :)

Adsız dedi ki...

Şu an Çinde yaşıyorum ve burda oldukça popüler bir meyve(ayrıca oldukça ucuz.. 2 YTL desem şok olur musunuz? :) )

Benim tahminimce sizin yediğinizin orijininde bir sorun var çünkü burda yediğim oldukça lezzetli ve bu bir yana sırf diyet için bile yenebilecek bir meyve :)

En güzel yeme yolu (yada içme diyelim): Muz ve çilek gibi bazı meyvelerle beraber blender dan geçirilmiş hali, kısaca smoothie denilen içecek. Eğer ananas gibi bir meyveyle beraber tüketilirse süper bir rejim tatlısı olacaktır :)

Berceste dedi ki...

Her taş yerinde ağır dememişler boşuna! Demek ki oraların mahsulü olunca, dünyanın yarısını dolaşmayınca hem fiyatı, hem de tadı açısından sevilebiliyormuş. Genelde uzun yol katedecek meyveleri, önceden toplayıp bekleterek olgunlaştırmaya çalışıyorlar. İngiltere'de yediğim kayısıdan, şeftaliden, incirden daha pek çok meyveden de tad alamıyorum ben. Ama iş bilmediğim bir meyveye gelince de durum buradaki gibi oluyor. Şanslısınız başka ne diyebilirim :) Teşekkürler yorumunuz için. Böylece iyi yüzünü de görebilmiş olduk.

yurtdışı eğitimi dedi ki...

çok güzel yorumlar yapılmış zevkle okudum

Berceste dedi ki...

Tesekkurler...