25 Mayıs 2013

GDO'ya Hayır!

Eğer tohumlarınız özgür değilse, siz de özgür olamazsınız!

Eğer yiyecek, içecek için birilerine bağlı yaşamak zorunda iseniz, onun kölesisinizdir!

Yaşamınız ve hayatınız patentlenemez, patentlendiği zaman esaret başlar. Diktatörlük başlar...

Bugüne kadar Avrupa'da pek çok ülke GDO'lu tohum girişine dur dedi. Bunlar arasında Bulgaristan, Macaristan, Avusturya, Almanya, Yunanistan, İrlanda, Lüksemburg, Fransa, İsviçre var ve sıra bizde! Bizim de HAYIR dememiz gerek.

Bugün bütün dünyada MONSANTO'ya, GDO'lu tohumlara, gıdaya karşı yürüyüş var. Avusturalya'dan filmler, fotoğraflar gelmeye başladı.

İstanbul'da Fikir Sahibi Damaklar'ın düzenlediği GDO'yu Boykot Pikniği var. Siz de kendi yaptığınız bir parça yiyecekle bu pikniğe katılın, yemeğinizi ve fikirlerinizi paylaşın. GDO'ya HAYIR deyin. Bugünümüz ve geleceğimiz için...

03 Mayıs 2013

Bal Arılarının Hayat Döngüsü

Arılar sosyal böceklerdir. Büyük gruplar halinde yaşarlar ve arı kolonileri kış ortasında 7000 arıdan, yaz ortasında 50 000 arıya dek değişim gösterir.

Kraliçe arı cüsse olarak en iri olanıdır. 12 genç işçi arı tarafından daima korunur, beslenir, kollanır ve ihtiyaçları karşılanır. Görevi yumurta yapmaktır ve günlük yumurta sayısı 1500'ü bulabilir. Gün aşırı yumurtlar ve kolonide hayat bu yumurtalardan çıkan arıların üzerinden döner. Kraliçe arı, en uzun alt gövdeye, parlak bir görünüşe sahiptir. Birkaç defa kullanabileceği bir iğnesi vardır. Ancak polen sepetleri yoktur.

Kraliçenin ömrü 3 ile 5 yıl arasında değişir. Hayatı sıradan bir larva olarak başlar. İşçi arılar onu özel bir besinle 48 saat içerisinde beslemeye başladıklarında hayatı ''Kraliçe'' olarak değişir. İşçi arılar bu işlemi birkaç larva için yaparlar. Aralarında en güçlü olanı ortaya çıkar ve diğerlerini yok ederek yanına erkek arıları alır, onlarla birlikte en yüksek noktaya uçuş yapar ve kovana döndüğünde, kraliçe arı görevini üstlenir.

Erkek arılar kraliçeden küçüktürler. Karınlarının alt bölümü daha yuvarlaktır. Çoklu iri gözleri, kuvvetli kanatları vardır. İğnesi, balmumu bezleri, hortumu yoktur. İşçi arılar tarafından beslenirler. Görevi kraliçe arıyı döllemektir. Yaklaşık 8 hafta yaşarlar.

Kovanın içinde yaşayan arıların büyük bir bölümü işçi arılardır. Bal arılarının 4 yaşam süreci vardır. Yumurta, larva, pupa ve yetişkin. Her bir yaşam sürecindeki değişimleri önemli ölçüde farklıdır. Her tip arının bu her bir değişim süreci de birbirinden farklıdır. İşçi arıların değişim süreci 21 gün iken, erkek arılarınki 24 gündür.

İşçi arının yaşamı döllenmiş yumurtayla başlar, 3 gün içerisinde larvaya döner. Bu 3 gün içinde proteince zengin, sarı, krem ve jele benzer, işçi arının baş kısmından gelen arı sütü ile beslenir.

Daha sonra larva, 3 gün daha polen ve bal karışımıyla beslenir. İşçi arılar larvadan pupaya dönüşeceği petekleri balmumu ile kapatırlar ve 12 gün daha burada kalırlar. Bu süreçte yetişkin birer arı olurlar.

İşçi bal arıları, yeni işçi arıları antenleri ile karnından gelen bir sıvı ile besler. İşçi arılar sadece 6 hafta yaşarlar. Bu sürede pek çok görevleri vardır.

İlk 3 hafta kovanın içinde çalışırlar. 1. ve 2. gün kendilerini temizlerler. Kendilerine ait olan ve başka petekleri temizlerler. Böylelikle kraliçe arı peteklere daha fazla yumurta bırakabilir. 6. ve 11. günler arası arı sütü ile erkek arıları ve işçi arı larvalarını beslerler. Kraliçe arıyı beslemek için başlarındaki özel bir kısımdan özel bir arı sütü üretirler. Bu süt işçi ve erkek arıları besledikleri sütten daha besleyicidir. 12. ve 17. günler arası bal mumu üreten salgı bezleri en aktif düzeydedir. Balmumu pulları salgılayıp bunları ağzında çiğner, şekil vererek bunun içinde polen ve nektarı saklar. Kovan binlerce altıgen balmumundan yapılmış peteklerden ibarettir.

18. ve 21. günler arası bazı işçi arılar kovanın girişini bekler ve sadece o kovana özgü kokusu olan işçi arıları içeri alır. Tehlike hissettiklerinde bir koku yayarak diğerlerini uyarırlar. İşçi arılar ayrıca tehlike anında iğnelerini kullanarak kendi hayatlarını feda etmekten çekinmezler. İşçi arının iğnesi, alt gövdesinin bir parçası olduğu için, iğne ile birlikte alt gövdesinden de parça kopar ve hayatlarını kaybederler.

İşçi arılar kanat çırparak, kovanın içindeki ısıyı sabit tutar ve peteklerdeki suyun buharlaşmasına yardım ederler. Soğuk havalarda ise daha farklı sekilde kanat çırparak bu sefer içerinin ısınmasını sağlarlar.

Üç haftasını dolduran işçi arılar yiyecek toplamak için kovanın dışına çıkabilirler. Bunun için günde her biri yaklaşık 1 saat süren, 3 mil mesafe kat ettikleri yaklaşık 10 uçuş yaparlar. Sabah çiğ kuruduktan sonra yola çıkarlar ve gün batımıyla son uçuşlarından dönerler. 1 dakikada 10 çiçek ziyaret ederler ve kovana dönmeden önce 600'den fazla çiçeği ziyaret etmiş olurlar.

Balarısı gözlerini en fazla nektarı bulabilmek için kullanır. Bu esnada ultraviyole ışınlarının yardımını alır. En fazla nektarı bulduğu çiçeklerden hortumu yardımıyla nektarı toplar. Arı daha bitkinin üzerinde iken, nektar şekerin en basit formuna dönüşür ve arıya hızlıca enerji verir.

İşçi arılar, birbirlerine en iyi çiçeklerin nerede olduğunu kovana geldiklerinde yaptıkları bir dans ile anlatırlar. Kovana hangi mesafede, kalitesi nasıl gibi bilgileri tek tek bu dans vasıtası ile açıklarlar.

İşçi bal arısı bitkinin üzerinde iken, küçük polen parçacıkları arının tüylü vücuduna yapışır. Arı bunları çiçekten süpürür, vücudundan fırçalar ve top haline getirerek polen sepetinde ve bacaklarında saklar. Bu polen, kovana protein sağlar.

İşçi arılar su kaynaklarından su da toplar. Bu suyu bal ve kovanın havalandırılmasında kullanır. Çiçek özsularını ağzı ile toplayarak, polen sepetlerinde biriktirir. Bu özsu, arı tutkalı(1) olarak kışın kovanın çatlayan kısımlarını onarmakta kullanılır.
Kovana geri dönersek, bal arısı, orta bacaklarını polen taneciklerini kazımak için kullanır ve bunları kuluçka peteklerinde kullanır. Ayrıca yediklerini kusarak diğer arıları besler. Diliyle kovandaki arılara biraz nemi gittikten sonra verir. Nektar fazlası kovanda kimyasal değişime girerek bala dönüşecek olduğu, bal peteklerinde depolanır. Bal arıları, bir milyondan fazla çiçekten topladığı nektarla, yaklaşık yarım kilogram bal yapar. Ortalama bir işçi arı, bütün hayatı boyunca 1/12 tatlı kaşığı kadar bal yapar.
İşçi arı nektar toplayabileceği çiçekleri bulduğunda, kovana geri döner ve dans eder. Bu dans, diğerlerine çiçeklerin nerede bulunduğunu anlatır. Bunun ardından işçi arı, kasları, bacakları, kanatları bitap düşene kadar 400 uzun uçuş yapar. Yere düşer, yorgunluktan ölür.
Sonbaharda, koloni 7000 işçiye düşer. Erkek arılar kovandan atılır, soğuk ve açlıktan ölürler. Kışın, bal arıları hareketlerini yavaşlatırlar ama kış uykusuna geçmezler. İşçi arılar kraliçe arının ve kuluçkanın etrafında kümelenerek, onları sıcak tutarlar. Dıştakiler içe doğru az hareket eder, içtekiler de dışarıya doğru. Baharın ilk haftalarında, depoladıkları baldan kalıntılar vardır. İşçi arılar polen ve nektar aramak üzere uçmaya başlarlar, kraliçe de yumurtlamaya başlar.
Bu şekilde yaşam döngüleri devam eder.
Not (1) :  Arı tutkalı diye bahsedilen, propolis olarak da bilinir.

01 Mayıs 2013

Kompost Atölyemizin Filmi

Nilüfer Varol Güleryüz bizler için Kompost Atölyemizin filmini hazırlamış. Teşekkürlerimizle...

12 Nisan 2013

Kompost Atölyesi

Berceste'yi yazmaya başladığım zaman ilk yazılarımdan birisi idi Kompost yapımı. İngiltere'deki hemen hemen bütün bahçelerde kompost yapılır. Hangi çeşidi o eve, aileye uygunsa onu seçerler ve çöplerini ziyan etmezler. Aslında çöpler birer altın!

Evinde kompost yapması mümkün olmayanlar için ise yeşil renkli çöp bidonları vardır. Bunların içine atılması gerekenler tümüyle kompost yapımına göre seçilmiştir. Yeşil renkli bidona talimatlara uygun olmayan bir madde atıldığına rastlandığında da o evin ahalisine bir güzel ceza yazılır. Herkes kuralları bilir ve uyar!

Bugün dışarıda sokakta bir ses, bir harıltı, homurtu... makine sesi...

Böcüğün servisi geldiğinde, onu almaya gittiğimde, anladım durumu. Site yönetimi belediyeye haber etmiş, belediyeden görevliler de otları biçmeye gelmiş. Onlara göre şekilsiz, gereksiz otlar, böcükle benim en büyük oyunlarımızdan biri haberleri yok elbet! O otların arasındaki en ufak farkı farkeder olmuştu böcük son dönemlerde. Tek tek de çiçeklerin adını biliyordu.

Hele bir tanesi vardı, sarı hindibagillere benzer birşey, ama karahindiba değil, bunun boyu uzun, bizimkinin boyunu geçer olmuştu hatta, böcük de ona her sabah günaydın diyordu! Üzerinde karınca, böcek var mı bakıyordu. Mutluyduk otlarımızla, yani doğanın bir parçasıyla.

Böcük servisten indi, yolun yanına baktı bir çığlık!

''Anneeeeee, bütün çiçeklerimizi OLDURMUSLER!'' Bütün ballıbabalar git - miiiiş! Bütün karahindibalar giiiiit - miiiiş!

Durumu kurtarmak için, anneciğim bak arada minelerden kalanlar var ve ağacın kovuğundaki ballıbabalar da duruyorlar desem de, avutamadım küçük hanımı. En çok da günaydın dediği çiçeğin gidişine üzüldü!

''Anne bu insanlar neden böyle yapmış, ne istemişler bizim çiçeklerimizden?''

İçimden ah kızım o insanlar daha neler yapıyorlar bir bilsen desem de, olsun anneciğim başkaları çıkar, arada kalanlar da var bak diyerek konuyu dağıtmaya çalıştım.

Benim içimde kopan fırtınaları bir bilse böcük!

Her sene site yönetimi ile bir kutu yapıversek de biçilen otları, dalları, hatta evlerinizdeki atacağınız gazeteleri buna koyuversek der dururum. Ama dinletemem sözümü...

Oysa evinde kompost yapan arkadaşlarım var. Biz de eve kırmızı Kaliforniya solucanlarından aldık biraz. Aslında onları okula götürmek için aldık ama okulda solucan kulesi için hazırladığımız boru bitmemiş(sanat öğretmeni üzerini süsletecekti) o yüzden solucancıkları evlerine bırakamadık. Şimdilik böcüğün evcil hayvanı oldular. O öyle diyor!
Okulda da çocuklar bayıldılar, inanılmaz sevdiler. Öğretmenler ve okulun sahibi bütün gün benden fellik fellik kaçarken, çocuklar biraz daha solucanı elimizde tutabilir miyiz öğretmenim diye kovaladılar.

Şimdi niyetimiz yukarıda fotoğrafını paylaştığımız Atölyeye katılmak ve detayları ile İknur'dan bu işi iyice öğrenmek. Özellikle de solucanları... Çünkü en verimli gübrelerden birisi solucan gübresi.

Siz de katılmak isterseniz, ipermakulturkolektifi@gmail.com adresine kaydınızı yaptırabilirsiniz.

Orada görüşmek üzere...