16 Mart 2012

Minik Ellerle

Şubat ayı içerisinde minik eller, anne ellerden daha çok çalıştı. Aslında daha çok çalışıp, birlikte oyun hamuru yapma planlarım vardı ama hala o plan gerçekleşemedi! Önce minik elleri nergisleri tanırken görün istedim. O mis gibi kokularını derin derin içine çekti ohhh mis diyerek.

İngiltere'de adaşım bir arkadaşım var. Cambridge dostlarımdan. Geçenlerde bizim böcük, onun böcükleri ile kamera vasıtası ile konuşurken, boncuklu oyuncaklarla tanıştı. Dilek'in küçük kızı tek tek oyuncaklarını gösterirken, boncuklarla yaptığı eserleri de anlattı. Bizimki de oradan merak sarmaya başladı. Üzerine, bir de Evren'in Sincap'ı ile yaptığı görüşmede yeniden boncuklar sözkonusu olunca, bizimki de sevince, anne boncuklu oyuncaktan aramaya başladı hemen.

Piyasada pek çok çeşidi var. Aslında plastik olduğu için baştan pek de cazip gelmediler. Ama küçük objeleri yakalayabilmesi, parmak kaslarını çalıştırabilmesi kısmına kafayı takınca, peşine düştüm bir kere. Ne diyorduk, çeşitlerinden bahsediyorduk... Su ile birbirine yapışanları var. Ütü ile birbirine yapışanları var. Küçüğü, büyüğü, özel düzeneklerden akıp ele geleni, tek tek seçileni, kalemle tutulanı. Neticede prensip hepsinde aynı. Dikenli bir taban var, Etamin işinde çarpı yapar gibi renkli ortası boş boncukları bu dikenlere diziyorsunuz. Sonrasında ya ısı ile ya da su ile birbirine tutunmasını sağlıyorsunuz. Böylece şekilli bir parça çıkıyor ortaya. Dilek'in böcükleri sincaplar, ağaçlar, çiçekler yapmışlardı. Yaşları bizimkilere kıyasla epeyce büyük. Evren'in Sincap'ı, okulda verilen kalıba rengarenk dizmişti.

İlk baktığım yerde su ile tutunanlar vardı ve fiyatları epeyce uçuktu. Boncukların renk renk akıp geleceği düzenekler, laboratuvara benzer bir ortam hazırlamışlar. Bizimkinin başlangıçta sadece deneyeceği bir oyuncak için o paraya almam diye tutturdum. Belki beğenmeyecek, bir kenara atacak...

Sonra bir oyuncakçıda yukarıda gördüğünüz düzenekte, indirime girmiş çok ucuz bir tane bulduk. Deneyelim diye aldık.

Evren, İkea'da da varmış demişti. Ben de daha önceden görmüştüm ve yaşı uygun değil diye pek bakmamıştım. Ama aynı gün yolumuz İkea'ya da düşünce, bir de oradakinden aldık. Dikenli kalıplar ile boncuklar ayrı ayrı satılıyor. İkisi birleşince fiyatı epeyce yükseliyor ama en çok bu ürünü tavsiye ederim.

Eve gelince bütün aile ve böcük boncukların başına toplandık! İlk baba ile ben denemelere başladım. Böcük benim oyuncağım o diye tepinirken! Çözünce nasıl oynanacağını, daha doğrusu kalemin nasıl kullanılacağını, bizimkine anlattık. Bizim parmaklar oyuncak için kocaman geldiğinden ancak kalemle tutabiliyorduk. Ama böcük için öyle olmadı. Kalemi kullanmak yerine, boncukları yakalayıp tepeden dikene geçirivermek daha çok kolayına geldi!

Herkes bildiği usulde devam etsin o zaman deyip, kendi haline bıraktık durumu. Biz kendi yaptıklarımızı bozduk. Böcüğün ellerine teslim ettik. Sonuçta, yukarıda görüldüğü üzere iki parça çıktı ortaya. Tamirci adam ucuza aldığımız oyuncaktan... Onu yaparken renkleri koyacağı yerleri anlatıp başında durduk. Ütülediğimizde parçalar biraraya geldiler ama sonra hem kötü kötü koktu. Hem de koptu. Hele ben neresini tuttuysam elimde kaldı!

İkea'dan aldığımız kutudaki boncuklar karışık renklerde idi. Onları renk renk ayırmaya başladık ilk olarak. Böylece renk uzmanı oldu bizimki. Daha çok beni çalıştırdı ayırma kısmında ama eğlendik ikimiz de. Sonra kalbe kendi kendine dizdi. Ben hiç müdahale etmedim. Odada yanında olmak dışında hiçbir etkim olmadı. İşlem tamam anne dediğinde ütüledim sadece. Ütüleme kısmında araya yağlı kağıt konuluyor. Denemek isteyen olursa aman unutmayın! Sonuçta gayet güzel eriyip de yapışan bir kalbimiz oldu.

Boncuklarla böyle gayet mutlu, mesut bir hayata başlamış, çok eğlenirken, daha önceden aklıma gelen, bir güzel başımıza geldi. 12 Mart sabahı ben ütü yaparken böcük de yanımda boncuklarla oynamaya başlamıştı. Bu sefer daire kalıp üzerine her sıraya farklı bir renk gelecek şekilde diziyordu. Bir an, benim başka odaya gitmem gerekti, annemin de mutfağa... O aralıkta bizimki hoplaya, zıplaya korkmuş bir vaziyette yanıma geldi. ''Anne anne ben burnuma boncuk soktum!'' cümlesini kurduğu dakikadan sonra ben uçtum!

Önce elimle burnunu kontrol ettim. Boncuk falan yoktu. İçine el feneri ile bakmaya çalıştım. Burun deliği hap kadar zaten, boncuktan küçük, görünen birşey yok. Bir yandan ağlıyor bizimki... Anneme seslendim, o paniklerde... Hapşurtacak birşeyler lazım dedim anneme... Her çocuğun bir burna bulduğunu sokma denemesi vardır zira. Ben tüm ev ahalisinin gözünün önünde burnuma kestane sokmuşum! Babaannem tütün koklatıp hapşurtmuş ve çıkmış kestane. E o zaman evde sigara içen babaannem varmış, şimdi hepimiz düşmanız, yok tütüne dair hiçbirşey! Ne o hapşurtan şey diye düşünürken annem kırmızı biber dedi. Yok o olmaz, nesi hapşurtacak onun derken, annem eline karabiber sürmüş geliverdi yanımıza, değdirdik bizimkinin burnuna... Yanıyor yanıyor diye çemkirmeye başladı bu sefer... Ardından bir hapşuuuuu... Boncuk falan yok! Bir yandan acıyor boncuk içeride diyor, bir yandan yanıyor... Aklımı kaçırmak üzere iken, bir hapşuuuu daha! Pembe bir boncuk mendile uçuverdi. ''Çıktı!'' dedi bizimki. ''Oh!'' dedi annem. Ben tuş vaziyette yerde! Boncuklar bilinmeyen bir süre için tedavülden kalktı...

Oyuncak güzel, başında durup, birlikte yaptığınız sürece gerçekten parmakları çalıştırıyor. Tavsiye edilir. Ama siz siz olun başından ayrılmayın! Benim oyuncağa dair ilk tepkilerimden birisi idi ağzına, burnuna, kulağına sokmaya kalkmasın bunu diye düşündüm. Aklıma gelen de başıma geldi.
Bu tarz oyuncakların hepsi için, aman DIKKAT!

17 yorum:

Benden Bizden dedi ki...

Yazının başını okurken "Aman yanından ayrılmasınlar" diye içimden geçirirken baktım ki başınıza gelmiş bile. Çok geçmiş olsun. İlk ve son olsun bu. Bir de ütüyü mü düşürdü bir yerine diye düşünmedim değil. Dikkat edin emi :)

Defne dedi ki...

Yazının sonunu zor getirdim, neyseki geçmiş gitmiş. Ben de boğazına yediği birşey takıldığında (ki birkaç defa yaşadık), o an soğukkanlılıkla parmağımı sokup çıkartıyorum ama sonrasında düşününce elim ayağım boşalıyor. Dilerim bir daha yaşanmasın.

Nergisler! Nerelere götürdün beni bir bilsen Dilek. Rahmetli anneanneme alırdım İzmir'deyken, ne mutlu olurdu. Buralarda yeşilliğe hasretiz, bırak nergisleri.

Böcüğü ve seni kucaklıyorum.

tijen miriam dedi ki...

cok gecmis olsun .aman dikkat,,
p.s..blogunu unuttum sanma sadece buralarda degildim,dondum:)
opuyorum sizi..

Bezen Hindistan dedi ki...

cok gecmis olsun canimcim, ucuz atlatmissiniz. hemen gelip soylemis iyi ki.

Papatya Papadopoulos dedi ki...

Yerim o yumuk yumuk elleri, şeker parmakları :)

Oglak Kizlari dedi ki...

Aman diim.
Geçmiş olsun.
Kaç yaş + acaba bu oyuncak.

Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Teşekkür ederim.

Güüüzelce bilgilenmiş anne Çiğdem

Berceste dedi ki...

Benim de aklıma gelen, bile bile başıma geldi BB :( Daha alırken aklımdaydı. Ama akacak kan damarda durmuyor işte. Gene ucuz atlattık! İyi dileklerin için amin ve çok teşekkürler. Ütü kısmında da aman Allah korusun. Her ütü yapışta annemle birlikte onu odadan uzaklaştırıyorum. Ütü masası çok ilgisini çekiyor. Parmaklarını araya sokuyor falan! Her açıdan tehlikeli :( Dikkat edin demekle olmuyor işte. Her şey 1sn içinde oluveriyor :( Allah hepimizin çocuklarını kazalardan, belalardan, kötü insanlardan korusun.

Berceste dedi ki...

Hiç sorma, o ağzından birşeyler alma davası(çok şükür boğazından değil) bizde de oldu. Özellikle etleri sakız gibi çiğniyor çünkü :( Boğaza dokunan en minik şeyde bütün mideyi dışarıya boşaltıyor :(

Nergisleri hiç sorma. Hele uzaklarda olunca insan ne kadar çok özlüyor değil mi? Tijen getirir her sene onun kokusunu burnuma benim :) Mutlaka onlarla ilgili bir yazı yazıp aklıma düşürürdü. Neyse ki, İngiltere'de bu olmasa da başka çeşitleri vardı.

Dışarıyı boşver, sen evin içini yeşillendir. Bak Evren havucu koymuş sitesine. Sen de hangi sebzenin sapı, çöpü varsa, toprakla minik bir saksıda buluştur ;-)

Biz de sizleri kucaklıyoruz.

Berceste dedi ki...

Çok teşekkürler Tijen. Tam nerelere kayboldu, bir e-posta göndersem derken yorumunla karşılaştım :) Biz de seni öpüyoruz.

Berceste dedi ki...

Çok teşekkürler Bezenciğim. Aynen öyle oldu :( Hala aklım takılmıyor değil, acaba başka da var mıydı diye! Sarı boncuk sokmuştum gibi bir laf çıktı ağzından çünkü. Çıkan boncuk pembe idi. Ama çıkana kadar çıkart diye ağlayıp, sonra sustu. Neyse geçmiş, bitmiş olsun...

Berceste dedi ki...

Ye Papatya teyzesi, çok sever sevilmeyi :)

Berceste dedi ki...

4 yaş ve üzeri idi Çiğdem, biz erken davrandık almak için. Dilek'in kızı 6 yaşında, oğlu 10. Sincap da 5'e yakın. Bizim için erkendi, biliyordum ama bu şekilde oynanacak bir oyuncak istiyordum. Başında durarak yaptırıyordum hep. Bir anlık gaflet işte!

Övgü için teşekkürler. Sevgiler...

Defne dedi ki...

Bazen söylenenleri dikkate almak gerekir. Aktivite kelimesi yerine ne koydum bak bakalım :)).

Sevgiler.

ÇiLeK dedi ki...

Çok geçmiş olsun.
Ne kadar panik oluyor insan.
Bizimkisi de bir nalık yalnız bırakmamla yeişl renkli pastel boyaları salatalık gibi kıtır kıtır yemeye kalkmış hatta biraz da yemişti.
Daha neler ? neyse hiç bahsetmeyeyim senin içinde yeni korkular oluşturmayayım.
Öpüyorum o yaramaz böcüğü, ve seni.
Çok sevgiler büyükanneye de.
Öpüyorum hepinizi.

Berceste dedi ki...

Çok teşekkürler Çilek'im, İpek'im.
İşte tamm da anlattığın sebeple pastel boya pek vermiyorum. Evren sağolsun balmumundan yapılmış, böyle durumlara karşı bir nebze daha koruyan, ellere bulaşmayan bir boya tavsiye etmişti. Ondan getirttim, onları kullanıyor. Suluboya, kuruboya... Hepsinde de başında ben varım, oynuyorum onunla. Bu boncukları da hep birlikte yapmıştık ama...

Sen bahset ki, önlemimizi almaya çalışalım ;-)
Anneanne de sevgilerini iletiyor, bizler de...
Biz de öpüyoruz senin tatlı yanaklarından.

hindiba dedi ki...

Dilek'cigim, bizimkinin 5'ine bir kac ay kaldi. Buna ragmen gectigimiz haftalarda bunu degil ama baska bir oyuncagini saniyeler icinde burnuna sokuverdi. Cok derine gitmemisti ama elimle cikarmaya calisinca cikmadi da. Bir kac saniye aklimi yitirecegim sandim. Sonra o bir refleksle burnundan hizla nefes verip cikardi neyseki. Demem o ki, biraz büyükler dahi yapiyor bu isleri. Biraz daha zaman var baslarindan ayrilmamiza :) Fakat ellerine saglik, cok güzel calismis minik hanimim :)

Berceste dedi ki...

Münevver hanımın anlatış şekline göre uzuuuun bir zaman varmış gibi geldi bana Evren :) Söylemeyeyim dediğine göre!

İltifatını ileteceğim ama bu sefer Sincap ne zaman Türkiye'ye gelecek diye başlayacak diye korkuyorum :P Gerçi hergün en az 1 kere söylüyor bunu. Çiçekler açsın lafı geçmişti ya, açtı işte çiçekler diyor :D