Doğayı Keşfederken'de Beste'nin Kabakları anlattığı yazısı var. Hazır onu görmüşken, birilerinin aklına kabağı tohumdan yetiştirmek fikri düşerse, ben de tohumunun hikayesini yazmak istedim.
Yıllar önce, Kew Gardens'a sonbahar ziyaretimizde, hem kabaklar arz-ı endam ediyorlardı Cadılar Bayramı Münasebetiyle, hem de elmalar... Elmaların hikayesini yazdım. Elma günü! Gelelim kabaklara...
İngiltere'de her müzede, bahçede, gezilen yer park bile olsa, çocukları içine alacak, onlara birşeyler öğretecek illa ki en az bir görsel materyal olur. İnteraktif olanları da vardır, anne babayla yapılanlar da... Kew'da, kabaklar için ayrılan kısımda da, çocuklar için, tohumun hikayesini çizmişler. Ben de tek tek fotoğrafını çektim ki, olur da bir öğretmen arkadaşımız görüp, benzerini Türkiye'de uygular!
Tohumcuk(ben ona sadece kabak tohumu diyeceğim), dışı turuncu olan İngilizlerin ''Squash'' dediği, Latince adı ''Cucurbita maxima'' olan türe ait. Dilim döndüğünce yazıların çevirisi de şöyle:
1. Kabak tohumları, Mayıs ayının ilk günlerinde camlı bir kısımda tutulmak üzere ekilmelidir. (burada özel geri dönüştürülmüş bir topraktan bahsedilmekte ideal ekim için, annem funda toprağı diye satılıyor Türkiye'de dedi! Bitkilerin budanması, çimlerin biçilmesi vs elde edilen atıkların çürümesiyle elde edilmiş, geri dönüşüm toprağı diye tarif edeyim ben de) Funda toprağı ile saksıyı doldurun. Tohumcuğu da saksının ortasına, yan tarafı toprağa gelecek şekilde yerleştirin.
Çoğu tohum, birkaç gün içerisinde filizlenir. Bu süreçten sonra onu soğuklardan koruyacak bir yerde saklanmalıdır. Bu bir sera ya da cam fanusun altı olabilir.
Yazılı olmayan ama genelde kullanılan bir noktayı da ben söylemek isterim. Böyle çimlendirilen, filizlendirilen tohumların, sonradan karışmaması için etiketlemek çok önemli. Özellikle, bu işin acemisi iseniz, bitkileri bu aşamalarda tanımıyor, yaprağının, gövdesinin nasıl birşey olduğunu bilmiyorsanız,mutlaka etiketleyin.
Bir de benim çok hoşuma giden birşey var, bu aşamalarda tohumun, çimlenmiş filizin tutulduğu yerlere İngilizce'de ''Nursery'' deniyor. Aynı kelime minik bebeklerin bakıldığı bizde kreş(Fransızca'dan gelmiş herhalde) denilen yerlerin de adı.
Bir de benim çok hoşuma giden birşey var, bu aşamalarda tohumun, çimlenmiş filizin tutulduğu yerlere İngilizce'de ''Nursery'' deniyor. Aynı kelime minik bebeklerin bakıldığı bizde kreş(Fransızca'dan gelmiş herhalde) denilen yerlerin de adı.
Bir miktar daha funda toprağı ve gübre ilave edin üzerine, böylece bitkinin hem beslenmesini, hem de yeterli nem düzeyinde olmasını sağlarsınız.
3. Genç bitkileri birbirinden 1m uzağa dikin. (Uğur böcüğümüz mühendis galiba!)
4. Kabaklar özellikle çiçeklendiklerinde ve meyve verdiklerinde bol suya ihtiyaç duyarlar.
Aydınlık yerleri, kumlu toprakları severler. Onları beslemek için sıvı besin vermek gerekli olabilir.
(Benim notum, bu sıvı besinler sağlıklı olur mu? Organiği var mı diye bakmak lazım!)
5. 1 ya da 2 bitkide bir meyve sayısını azaltmak, diğerlerinin daha büyük olmalarını sağlayabilir.
(Benim notum, çocukluğumda Adapazarı'nda koca koca balkabaklarını görmüş birisi olarak bu çok gerekli midir ya da istenir mi bilemedim. Yani küçük kabaklar mı daha lezzetlidir, kocaman ağır basanlar mı denemek lazım ya da en iyisi birebir kabak yetiştiren, bu sene kabak bolluğundayız diyen, bir bilene yani Meyvelitepe'ye sormak lazım...)
6. Pek çok kabak çeşidi genellikle en az 95 - 100 gün içerisinde yeterince gelişir, bazılarının daha uzun süre beklemesi gerekir. Eylül ayı sonlarında, dökülen fazla yaprakların üzerlerinden uzaklaştırılması, meyvenin daha olgunlaşmasını sağlar.
Dilerim bu çizimler, kabak yetiştirmek isteyen miniklerin ve büyüklerin işine yarar ve güzel çizim yapanlar başka bitkiler için de onlardan birer tane hazırlar. Böylece toprakla tanışmamış minik eller de bahane ile tanışır...
Benim aklıma bulaşık süngeri de yapabileceğim bir kabak türü ile Türk Türbanı düştü yetiştirmek için.
Tüm bunları yazarken de canım kabak tatlısı istedi şimdi benim. Hani şu, Adapazarı kabaklarından. Başkalarının tercih etmediği, ama benim en sevdiğim kısmı olan, kestane tadındaki kabuğu üzerinde, ince kabuğu alınmış. İçi tupturuncu, mis gibi bir kabak tatlısı. İzninizle, balkondaki kabağa doğru kaçıyorum ben ama önce tekrar buraya bir tık...
Güncelleme:
Beste, kabak hakkında sorduğum sorulara cevap vermiş yorumlarda(teşekkürler).Kendi tecrübelerine dayanarak şu noktalara parmak basmış:
- Mart sonu, Nisan başında ev içinde çimlendirme yapabiliyormuşuz.
- Filizciğimizin üzerinde en az 3-4 yaprak olunca, mutlaka Haziran ayında(aksi halde bitki cılız kaldığından verim alınamıyormuş) , toprağa ekebiliyormuşuz.
- Ekolojik kabaklar için kompost ile karıştırılmış toprak ya da önceden at gübresiyle beslenmiş toprak yeterli oluyormuş, bitki besinine ayrıca gerek yokmuş.
- Bitkiler genç iken kesinlikle gübre vermemek lazımmış, aksi halde kökleri de genç olduğu için yanıyormuş.
- İlla bitki besini kullanılacaksa, bitkinin büyümesi beklenmeliymiş ve biyolojik olanlar tercih edilmeliymiş.
- Minik kabakların, lif oranı daha az olduğu için, lezzeti daha fazla imiş. Doğal olarak olgunlaşmış olmalıymış.(Tahminim doğru yani meyvesini azaltmak mutlaka gerekli değil. Önemli olan büyümenin rahat sağlanmış olması)
Ben de kabak etkinliği ve oraya yazdığım yazıyı eklemek isterim kabaklı lezzetler, tarifler için...









