Bizim Blog Dostlarından oluşan bir grubumuz var ara ara yazıyorum o güzelim, özenli sofraları. Düzenli bir şekilde buluşuyoruz.
İlk Can'ın doğmadan önce biraraya gelmiştik. Sonrasında bebekler birbirini izledi. Evlilikler, yeni evler, diş çıkartan böcükler... Bunun için illa güzel bir de bahanemiz oldu hep.
Bize davet etmek için ben de Uğur Böcüğümün Doğumgününü düşünmüştüm. Gün de kararlaştırmıştık. Amma velakin,
hastalıklar hesabı şaşırttı. Bize geliş iptal oldu. O zaman planladığım tüm cicilerin de zamanı geçti. Planlar allak bullak oldu.
Niyetim, az, öz, tadında, doğal gıdalarla bir doğumgünü hazırlamaktı. Sofranın da aynı sadeliğe eşlik etmesini hayal etmiştim. O yüzden kelebeklerden yana oyumu kullanmıştım. Hatta sağolsun
Hülya değişik kelebekler bulmama yardım etmişti uzaklardan. Ama tüm bunlardan habersiz olan Pınar,
İpek'in Diş Buğdayı için toplandığımzda gayet güzel kelebeklenmişti.
Bizde bu sefer hem bahane, hem de araç olmayınca, en sade, en süssüz halimizle kalakaldık. Aslında hayalimdekinden de çok ötede değildi bu durum. Zira bazı şeyleri israf bulduğumu itiraf edeyim. Öyle düşündüklerimi de uygulamadım zaten. Bir iki renk katmak için süsümüz vardı, gerisi çiçekler...
Ah bir de 19 Mayıs'a denk geldiği için bayraklar, çocuklara balonlar...
Böcükle beraber önceden çocuklar için hazırladığımız kurbağacıklar...
Tatile denk gelince, misafir sayımız da az ve öz oldu!
Can dostlar yalnız bırakmadılar. Sağolsunlar.

Yazıdaki fotoğrafların büyük bölümü
Selen'e ve onun makinesi ile çekmeyi ihmal etmeyen
Pınar'a ait. Hangileri güzelse bilin ki onların, karman çorman olanlar da benim çektiklerim.
Adet olduğu üzere imece usulü yapıldı yiyeceklerimiz de.
Yukarıda görülen nefis açmalar
Münevver hanımın ellerinden. Büyük, küçük hepimiz bir kapıştık ki, en son ''Yettim gari!'' deyip yetişen
Yasemin ve tatlı arkadaşına neredeyse hiç kalmıyordu!
Münevver hanım, gelin üzmeyin bizi yeniden dönün Nane Limon'a lütfen.
Selen'im Meksika fasulyesinden nefis bir salata yapmıştı. Tarifi
bu yazının sonunda. Kesinlikle denemelisiniz. Tatlı olarak da Tuana böcüğünü aldık ondan. Bizim Uğur Böcüğü ile pek güzel oynadılar. Hatta birbirlerinden ayrılmak istemediler. Ne güzel böyle minik dostlukların kurulması, minik kalplerin birlikte atması.
Pınar'ım cevizli, süzme yoğurtlu havuç salatası yapmıştı. Harikaydı. Can böcüğü ve İpek böcüğünü de yenecekler listemizde tuttuk elbet. Hele İpek böcüğü tam ye beni kıvamındaydı. Can böcüğü de kızlara ağabeylik yaptı.
Neslihan'ım en sevdiğim keklerden birisi olan Tahinli Kekten yapmıştı. Çok güzeldi. Ama kekten daha yemelik kıvamda bir de Yağmur böcüğümüz vardı. Benimle resmen konuşan tatlı bir böcük o. Ne desem cevap veriyor. Büyük insan gibi surat ifadeleri, ses tonu, herşeyi anlatıyor işte.
Annem bizi böreksiz bırakmadı ve peynirli serme börek ekledi ev sahibi listesine. Benden yorum yok, yiyenlere bırakıyorum yorumu.
Ben de İngitere'de iken önce bir arkadaşımda yediğim, sonra da internetten tarifine ulaştığım cevizli, kuru incirli tatlıdan yaptım. Son dönem elim pek alıştı bu tatlıya, yapması diğer tatlılardan daha kolay gelir oldu. Yemesine de bayıldığımdan olsa gerek!
Daha önceden de yazdığım gibi, son dakikada yetişen
Yasemin de evimizi şenlendirince pek keyiflendik. Güldük eğlendik. Sonra onu düğüne de yetiştirdik. Nikahla düğün arasına bizi sıkıştırmasından da büyük zevk aldık. Gelemeseydi çooook üzülecektim.
Bize zaman ayırıp, evimizi şenlendiren tüm dostların elleri, ayakları sağ olsun.
İyi ki varlar!