03 Ekim 2009

Bir Patchwork(Kırkyama - Kırkpare) Yastık Daha

Bu yastığa Cambridge'de başlamıştım. Bitirmek neredeyse iki sene sonrasına kısmet oldu. Oradaki bir arkadaşımız için hediye olarak düşünmüştüm ve özüne yani Cambridge'e geri döndü.




Sevgili Pauline'in benim için özene bezene seçerek aldığı ve sevgili Sevda ile Osman'ın Cambridge ziyareti sırasında eşime ilettiği kesme tahtası ve cetvellerle kumaşları çok daha rahat kesip biçebiliyorum. Çizime gerek kalmadan, dönen bıçaklı kesim aletiyle cetvelin yanından geçmek yetiyor da artıyor bile kesim için!

Önceden kalıbı hazırlanmış göbeği, kare ön parçaya tam ortalayarak oturttum. Kenarlarına desenli kumaştan bant geçtim. Yeşil ile fuşya yanyana birbirlerine çok yakışmadılar sanki ama desenli kumaşın içinde de yeşil var diye seçtim o rengi. Bir de Cambridge'de çok fazla kumaş seçeneğim yoktu, çünkü Türkiye ile kıyaslayınca kumaşlar astronomik denecek oranda pahallı idi! Hediye ettiğim arkadaşım Türkiye'den getirmişti bu kumaşları.
Patchwork kısmı aplike ettikten sonra yanları havaya kalkmasın diye kenarlarından nakışla tam olarak oturttum. İpliğini de ebruli seçtim.
Ütülenmeden çekilen fotoğraf için özür dilerim. (Küçümenden çok fazla zaman kalmıyor!)

Kapanan kenara da nakış yaptım. Bu nakışın adı da ''Kaz ayağı'' imiş. Hatırladıkça gülümsüyorum.
Kaz ayağı, daha çok Crazy Patchwork'te, kumaşları birbirine tutturmak için kullanılıyormuş. Ben de kenarı tutturmuş oldum.


Şimdi, sırada aynısından bir tane daha var. Bir de, deseni Yel değirmeni diye adlandırılan yastık kılıfı var projeler arasında. Hatta yarısı bitti bile! Yakında sizlerle...
Kurstaki ilk işlerimdendi. Nasıl yapıldığını daha önce burada anlatmıştım. Kalıplarını da sevgili hocam Ann hazırlamıştı sağolsun. Patchwork yaparken en çok kalıpları kesme kısmı oyalıyor beni. Onun haricindekiler daha çabuk ilerliyor.

29 Eylül 2009

Son Durum


BPA ve Avent ile ilgili yazımın ardından belli bir dönem beklemek ve neler olduğunu izlemek istedim.

Sağolsun
Evren ve Asortik Krep BPA'nın zararlarını anlatma konusunda hep yanımda yeraldılar. Desteklediler ve benimle birlikte şikayet edilecek yerlere e-posta gönderdiler.

Bir dirhemcik biberon kullanan, kullanmak zorunda kalan anneleri ve anne adaylarını bilinçlendirebildiysek ne mutlu bize.

Bugünden sonra da bizleri okuyacak olanlara aman dikkat diyorum.

Özellikle Türkiye'de POLİKARBONAT adı altında satılan, süslü, cicili, bicili, ucuz biberonlara, pahallı markaların sağlıklı olduğunu öne sürdüğü biberonlara sakın sakın aldanmayın. Ayşe şunu kullanmış, Fatma bunu beğenmiş demeyin. Çocuğunuzun sağlığını, kullandığı cicili, bicili eşyalardan daha çok düşünün. BPA'lı ürün almayın.

Marka adıyla konuşmayı ve Berceste'de yazmayı hiç istemediğim halde, anne adayları için markaları da söylemeden duramayacağım. Çünkü anne ne kadar deneyimli olursa olsun, ne kadar hazırlıklı olursa olsun, olağandışı bir durumda tıkanıp kalabiliyor(kendi tecrübemle sabittir!) Benim yaşadıklarımı bir başkasının yaşamasını istemiyorum!

Kimya mühendisliğinde okurken öğrendiğimiz en önemli bilgilerden biri cama hidroflorik asid dışında başka hiçbir kimyasalın etki etmediği idi. Bu düşünceyle cam biberonda karar kıldım. Biliyorum ki, cam çocuk için tehlikeli ama şimdilik eline vermemek kaydıyla cam biberona geçtim ve Chicco'nun 250 ml'lik cam biberonlarından(tek dezavantajı silikon emziği ayrıca almak gerekiyor, üzerindeki emziğin alerji yapma tehlikesi var, bu da ekstra masraf gerektiriyor) aldım. İngiltere'den gelen anne memesine en benzeyen biberon önerisi ile aldığımız (anne sütüne geri dönmesini sağlarsa düşüncesi ile)Tommee Tippee biberonlarımız(cam değiller) BPA'sızdı. Aventkolik olunca bizim kız, onları kullanmayıp kenara koymuştum, şimdilerde Aventler ile yer değiştirdiler. Esas kullanılanlardan oldular. Türkiye'deki Mothercarelerde bu marka ve BPA'sız olanları var. Medela polikarbonat biberonları tümüyle satıştan çekerek mükemmel, anne dostu bir marka olduğunu kanıtladı kanımca. Onun bütün ürünleri de BPA'sız bildiğim kadarıyla. Zaten süt sağma makinamız Medela idi. Ama biberon ucunu bulamamıştık. O aşamayı da geçtik. Bu üç markayı kendi süzgecinizden geçirererek rahatlıkla kullanabilirsiniz. İhtiyacınıza, bütçenize göre.

Avent ne yaptı? Oyaladı, sıradan kes-yapıştır e-postalar gönderdi bol bol. Eve telefon edip teknik servisten memnun kalıp kalmadığımın anketini yaptı.(Şikayet oraya gidiyor ya!) Memnun değilim deyince, bir daha arasınlar mı diye sordu, evet dediğim halde bir daha aramadılar. İçinde BPA olmadığını iddia ettikleri, önceden sterilize edilmiş, 4 kullanım dışında kullanımını önermedikleri bir grup kap gönderdiler eve, göndermeyin dediğim halde üstelik. Onlara yeterince para yedirip, ürünlerinde sorun yaşadığım için bir daha geri gönderme masrafına katlanmak istemediğim için ''Hayvan barınağına'' hibe edilecekler.

Benim gibi şikayet amaçlı e-posta gönderen 18 yaşında çocuğu olan başka bir arkadaşıma da aynı öneriyi yaptılar hatta! Şu anda web sitelerine bakınca BPA'sız ürünler Türkiye'ye gelmiş gibi görünse de, satışta hiçbir yerde bulamıyorum hala! Ayrıca BPA'nın zararına dikkat çekmemek ve ellerindekini satabilmek için firma, dayanıklı biberon diye tanıtıyor BPA'sızları web sitesinde! Ne pazarlama hilesi, hiç yakışmıyor bu firmaya hem de hiç! Daha dayanıklısına ne gerek var deyip, ucuza çok rahat yönelebilir kullanıcı. Oysa önemli olan BPA kısmı!

İngiltere'den gelen(bizimki Aventkolik olunca mecbur denemek için getirtmiştim) biberonlar çöpü boylayacaklar. (Ne masraf, ne ziyan, haram olsun verdiğim paraya diyerek ve dünyada bu kadar aç çocuk varken diye düşünüp, çok da üzülerek) Zira acayip derecede polimer madde kokuyorlar. Reçinemsi ve 10 defa sterilize edilmesine, her sterilizasyonda taze su kullanılmasına, havalandırılmasına rağmen geçmeyen, beni rahatsız eden ağır bir koku! Zaten cam biberon kullanma noktam da bu oldu. Bit kadar gariban bebeğe ne olduğu bilinmeyen, yarın öbür gün o kokuyu duyduktan sonra, başka zararlarının çıkabileceğini düşündüğüm polimer bir madde ile besin vermek istemedim. Hatırlayın polikarbonatlar da ilk çıktıklarında zararsız diye biliniyorlardı! Belki önyargı diyeceksiniz ama sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yermiş. Bu arada bizimki gibi Aventkolik olup başka biberon kabul etmeyen bebekler de önerdiğim cam biberona rahatça geçebiliyorlar. Zira parçalar birbiri ile uyumlu ve tasarımı çok benzer.

Bu BPA korkusu beni çok fena sardı ve bizimkine ne diş kaşıyıcı, ne başka plastik ağızla temas eden birşey aldım. Mama tabakları porselen. Sonradan Chicco'nun kırılmayan tabaklarının içine oturturum diye düşünüyorum. Kaşığımız da şimdilik porselen. Sonrası için tatlı kaşıkları ne güne duruyor, biz neyle büyüdük düşüncesindeyim! Su için çelik var aklımda ve önerilere açığım! Hani otur herşeyi tahtadan yap deseniz yapacağım o derece!

BPA'yı bilmeyenlere duyuralım. Yetkili makamlara e-posta yazmaya devam edelim. Yediğimiz, içtiğimiz herşeyi irdeleyip, özellikle plastik ise geri dönüşüm işaretine bakalım ve 7 numaralı geri dönüşüm işareti olanları asla kullanmayalım. Evlerimize aldığımız suya da dikkat etmeyi unutmayalım. Çünkü çocuklarımız için çare bulduk diyelim, ya biz? İçme suları da polikarbonat şişelerde satılıyor biliyor musunuz?

27 Ağustos 2009

Yaratıcı Sobe


Sevgili Dağlar Kızı bana hediye göndermiş, çok teşekkür ederim. Bu ''ebe-sobe'' durumlarında, oldum olası pek başarılı değilimdir. O yüzden nasıl cevap vereceğimi bilemedim ama bir deneyelim bakalım!

1.Kural - Ödülün logosunu eklemekmiş(kendileri yarı İngilizce, yarı Türkçe haliyle yukarıda yer alıp 3.3 maddesine göre beni huzursuzlandırmaktalar. Ama esas halini bozmamak için elleyemiyorum, hazırlayan kişiye duyurulur)

2.Kural - Hediyeyi gönderen kişiye bağlantı vermekmiş.
Dağlar Kızı'nın kulakları çınlasın.

3.Kural - Hakkımızdaki 7 ilginç bilgiyi anlatmakmış. Bu kısım işte beni aşıyor. Ne diyeceğimi şaşırıyorum.

3.1- Kendimi anlatmayı hiç sevmem, o yüzden oldum olası bu ebe sobe durumlarında köşe kapmaca oynarım. Ama göndereni de kırmak istemem, sevdiklerimden gelir hep çünkü.

3.2- Takıntılarım boldur. Bu aralar sağlıklı çocuk ürünlerine takmış bulunmaktayım. İnsanların cicili bicili şeylere yönelip, herşeyden üstün tuttukları çocuklarının sağlığını nasıl gözardı ettiğini izlemekte ve çok şaşırmaktayım. Farkedenlerin de sessiz kalmasına hayretle bakmaktayım!

3.3- Türkçe'nin doğru kullanımı için elimden geleni yapmaya çalışırım.
DDD'yi unuttuğumu ve ihmal ettiğimi sanmayın sakın! Mümkün oldukça sesim çıkacak.

3.4- Fotoğraf çekmeyi çok severim. Yakından çiçeklerin dünyası gözüme pek ilginç ve hoş gelir . Bu aralar Pon Pon hanım da baştacı çiçeğim olur.

3.5- Bel fıtığından eve çakılmış halde duruma sinir olmaya devam ederek oflanıp puflanırım! Sol ayağımdaki uyuşma ile kavgam devam eder. Bu sebeple Pon Pon hanımı çok fazla kucağıma alamamak da en üzücü yandır. Amma velakin, beterin beteri var deyip gene de halime şükretme tezatlığını da yaşarım.

3.6- Değişken ortamları hem çok severim, hem nefret ederim. Yer, zaman ve duruma göre değişiklik gösteriyor olsam gerek!

3.7- Tepkisiz kalamam. İlla badırdanırım, mesela şimdi bu soruları çok mu aradınız kardeşim demeden duramayacağım, sonra Blogger'a neden gülen suratlar, dil çıkartan gülen adamlar eklemiyor diye kızacağım.

4.Kural - Sevdiğimiz 7 günlüğün ismi. Bu konuda ayrım yapamayacağım. Bağlantılarımı pek özene bezene seçtiğim ve onları ziyaret etmeden durmadığım için illa ki hepsi diyeceğim.

5.Kural - Kimlere topu atıyorum derseniz,
Rahşan'ımdan vazgeçemem ben sobelerde. Sonra Pınar var sırada. Can'ı pek özledim bu aralar. Zeynep uzun süredir eski hızında yazamıyor bencileyin, onun sesini duymak isterim. Punto amcasız olmaz derim. Çilek Suyu'mu çok özledim. Ayşem'im en yaratıcı karakterlilerdendir, konu yaratıcılık olunca, onsuz olmaz derim. Dawn, Atatürk'ün en güzel sözlerinden birini günlüğüne başlık yapacak kadar bizden, ona da tercüme etmeye, aramıza almaya çalışacağım.

Şimdi bu güzel insanlara durumu haber etme zamanı. Kısa sürede tekrar aranızda olmak dileği ile...

03 Temmuz 2009

BPA ve Tehlikeye Giren Hayatlar



Annenin çizdirdiği an derler ya hani, ara ara o haller içerisindeyim. Etrafta kol gezen binbir türlü hastalık olunca, babamı kanserden kaybedip yaşanan acı şeyleri bilince, bir de üzerine Ponpon hanım aramıza katılıp, daha loğusa sayıldığım bir dönemde bel fıtığı ameliyatı eklenince duyduğum, okuduğum ne varsa etkiliyor beni. Etkilemesin mi? Söz konusu hayatı daha birkaç aydır tanımaya çalışan, masum, hiçbirşeyden haberi olmayan mini mini bir bebek. Önüne ne konursa yemek, içmek zorunda. Eline ne verilirse oynamak, eğlenmek zorunda. Kişisel tercihleri yok mu? Elbette var. İlk tercihini anne sütüne hayır demekle yaptı ne yazık ki. Oysa annesi onun anne sütü ile büyümesinden, su bile içmeyip yerine anne sütü içmesinden yana hayaller kurmuştu hep. Alınacaklar araştırmasında, listesinde hiçbir zaman biberon olmamıştı. O kadar kat-i idi karar ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Hastanede itiraz etse de hemşire ablalarının zoru ile bağıra çağıra içilmeye çalışılan süte yapıldı ilk boykot! Aman kaşıkla mama deneyin dedi süt hemşiremiz. Yer, gök mama, anne, baba, anneanne, kuzen teyze perişan oldu. 3 kabus gibi gün geçti. Ne yaptıysak, ne ettiysek olmadı, küçük hanım emmedi. Süt sağıldı, bizimki cokur cokur sütü içti. Mamaya da hiç itiraz yoktu. Üstelik epey de oburdu. Eh bunlar için de elbet biberon lazımdı!

O güne kadar bu konuyu araştırmayan annenin dövünme zamanıydı. Hemen araştırmaya başlandı. Baba ne olur, ne olmaz diye en azından yaş ve döneme göre bakmıştı. Annenin kimya mühendisi sıfatı öne çıktı. Cam olmalı illa dedi. Hidroflorik asid dışında hiçbir kimyasaldan etkilenmezdi ya cam, ama araştırınca öğrendi ki, anne sütündeki proteinler camın cidarına yapışıp bebeğe gidemezdi. Süslü püslü, en iyi markalarla sunulanlarda bile tespit edilmiş bir de BPA diye bir kimyasalın varlığını öğrendi anne!
Kanada ve Amerikan sağlık bakanlığı halkı bu konuda uyardı diye boy boy haberler çıktı tam da bu sırada televizyonlarda. Türkiye sağlık bakanlığı ne yapmıştı? İthalat izinlerinin çıktığı onay mercii bu konuda ne demişti? Buna dair haber falan yoktu.
Neydi bu BPA yani Bisphenol A(Bisfenol A) ve neydi sorun olan? Cama benzer şeffaflıktaki polimer biberonların -polikarbonat biberonların- içeriğinde buluyordu BPA ve son araştırmalara göre, hormonal dengeyi bozarak canlıların vücüduna zarar veriyordu. Bütün detayları Evin Kedisi yazmış. Konuyla ilgili birkaç yazısı var hatta. O yüzden ben uzun uzun anlatmayacağım. Sizden Evin Kedisi'ni ziyaret ederek onun yazdıklarını okumanızı ve düşünmenizi rica edeceğim.
Diğer yandan dikkatinizi çekmek istediğim çok önemli bir nokta var. Bazı üretici firmalar, BPA içermeyen ürünlerini kendi ülkelerinin pazarından kaldırarak Türkiye'ye ve Evin Kedisi'nin tespitine göre Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönlendirmekteler. İsteseniz de BPA içermeyen ürün bulamıyorsunuz bu dünya devi firmaların ürünlerinde. Medela gibi duyarlı ve tüm dünyada BPA içermeyen ürünleri ayırım yapmaksızın satan firmalar da var! Ama sorun bunu yapmayanlarda ve bizi salak yerine koyanlarda ne yazık ki. Hele bu Avent - Philips gibi bir dünya devi olunca ister istemez kızıyorsunuz, üzülüyorsunuz.
Gerek bilim insanlarımız, gerek gelişen teknolojimizle bence örnek alınması gereken bir ülke olmamız gerekirken, neden 3. dünya ülkesi sınıfına sokuluyoruz ve neden çocuklarımız, masum bebeklerimiz bu ürünlere mahkum kalıyorlar? Bunu bir düşünüp, neler yapmamız gerektiğine karar vermeliyiz kanımca. Destek verir misiniz? Önerilerde bulunur musunuz?
Not 1: Pazar günü baktığım bebek mağazasındaki Avent biberonların hiçbirinde ''BPA'sız'', ''BPA içermemektedir'' ya da İngilizce BPA Free yazısını göremedim!
Not 2: Burada yeralan linkte zaten Avent, Türkiye'deki ürünlerinde BPA'sız seriyi piyasaya sürmediğini söylemekte, gerekçe olarak çeşitli standartlara gönderme yapmakta ve ürünlerinde bulunan BPA'nın sağlığa zarar vermeyecek miktarda olduğunu iddia etmektedir. Ama gene de bu ürünleri temin etmek istemeyenlere serbest seçim hakkı tanımayarak, o ürünü almaya mahkum etmektedir!
Not 3: Türkiye Philips Avent danışma hattı ile görüştüm, BPA içermeyen ürünlerin Eylül ayında Türkiye pazarına sunulacağını söylediler. Bu durumda bugüne dek bize seçim hakkı tanımayıp, BPA içeren ürünleri Türkiye pazarında satmaya çalıştıkları için kınama mesajı gönderdim. Sizler de konuşmak, bilgi almak ve kınama mesajı göndermek isterseniz telefon numaraları 0800 261 33 02 ve e-posta adresi tuketici.danisma@philips.com
Not 4: Mesajıma karşılık Türk Phlips'den cevap geldi. Özetle, biz müşteri sağlığına dikkat ederiz, BPA belirli koşullarda zararlı değildir ve adresinizi söyleyin, BPA içermeyenlerinden gönderelim diyorlar.
Ancak ben mesajımda, BPA içermeyen ürünlerin neden Türkiye pazarına hala sokulmadığını, neden tek bir ürün almaya mahkum bırakıldığımızı, ayrımcılık yapıldığını sormuş, buna sebep olan Philips Türk yetkililerini kınamış, bir daha asla bebeğim için Philips Avent ürünlerini kullanmayacağımı, bununla kalmayıp Philips ürünlerini de almayacağımı yazmıştım. Gelen e-posta sorumun cevabı olmayıp, alın bu BPA içermeyen biberonları da başımızı ağrıtmayın ana fikrinin kibarlaştırılmış hali kanımca! Sonuçta tüm isteyen annelerin BPA'lı ürünleri BPA'sızlarla değiştirmesini kabul eden bir açıklama olmadığı gibi, Türkiye sınırları içerisinde BPA'sız Avent ürünü almak isteyen anneler Eylül ayını beklemek zorunda ve öncesinde doğan büyüyen çocuklar da umurlarında değil!!!
Avent'e e-posta göndermek isteyenler için yazdığım mesaj aşağıdaki şekildedir:

Sayın Yetkili,
Bir anne olarak, daha bebeğim doğmadan onun için sağlıklı ve güvenilir ürünlerin arayışına girmiş; Philips Avent ürünlerini çantasından, termosuna, sterilizasyon makinesinden, biberonlarına kadar güvenerek seçmiştim.
Ne yazık ki, Philips Avent hakkındaki son öğrendiklerim, bu güvencenin Türk annelerine, Türk bebeklerine verilmediğini gösterdi. Philips gibi dünya devi bir firmanin insan sağlığına zararlı olduğu tartışılan, pek çok ülkede kullanımı yasaklanan BPA içeren ürünleri, Türkiye pazarına sunması ve bunun dışında başka alternatif bir seçenek bırakmamasını, "Türk çocuklarının sağlığı" ile oynamasını, anne babaları tek ürüne mahkum bırakmasını bir anne olarak anlamak mümkün değil.
Hele BPA'sız ürünleri dünya pazarına sunmuş iken, adeta eldeki kusurlu malını bitirmeye çalışan paragöz tüccar misali Türk insanına bunu ancak Eylül ayında vermeyi vaat eden bir zihniyeti anlamak hiç mümkün değil.
Philips gibi bir firmadan beklenen Eylül ayında BPA'sız ürünler piyasaya sunulacaktır cevabı yerine tüm dünya ile aynı anda Türk pazarına BPA içermeyen ürünlerin alınması ve BPA'lı ürünlerin değiştirilmesidir.
Tüm dünya ülkelerinden ülkemi ayırt ettiğiniz için, bebeğimi bu ürünleri kullanmaya mahkum ettiğiniz için, Türk Philips Avent yöneticileri de bu duruma izin verdiği için sizleri kınıyor, Türk insanına karşı daha sorumlu ve dürüst olmaya davet ediyorum.
Sorumlu bir anne ve bu toplumun bir bireyi olarak, bir daha Philips Avent hatta tüm Philips ürünlerini kullanmayacağım ve bu durumu da web sitem dahil her ortamda, herkese bildireceğim.
Saygılarımla...

Güncelleme: Bunun ismi zaferdir dedi Evin Kedisi ve şu bağlantıyı verdi. En çarpıcı cümleler ise şöyle:

Avrupa Parlamentosu, Bisfenol A maddesinin yasaklanması için Haziran ayında çağrıda bulunmuştu.

Buna göre Avrupa Birliği üyesi ülkelerde Bisfenol A içeren biberon üretimi, gelecek yılın Mart ayından itibaren durdurulacak, satışı ve ihracatına da gelecek Haziran ayından itibaren tamamen son verilecek.

Türkiye'de Sağlık Bakanlığı, Temmuz ayında yaptığı açıklamada Bisfenol A maddesine ilişkin bilimsel verilerin, vatandaşların endişe etmelerini gerektirecek bir durum olmadığını gösterdiğini bildirmişti.

Bakanlık, Avrupa Birliği standartlarına uyulduğunu ve Bisfenol A ve benzeri maddelerle ilgili konuların 2005 yılında kurulan 'Ulusal Kanser Danışma Kurulu' tarafından Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı ve Amerikan FDA gibi uluslararası örgütlerle işbirliği içinde yakından takip edildiğini' vurgulamıştı.