03 Mart 2012

Gene GDO ve Gene Soya, Bu Sefer Yiyecekler İçin...

Öncelikle lütfen GDO üreten devlerden birisinin sebep olduğu hayat hikayesini, bu devin kim olduğunu buradan okuyun. Yarınımız için, kendi sağlığımız için ama canımızdan kıymetli çocuklarımız için... Kimlerin eli cebimizde, sağlığımızda, hayatımızda bilmek için...

Sonra bugünlerde TÜGİDER'in, GDO'lu soyanın ithalatına izin için için başvuruda bulunduğundan haberiniz olsun. Kimdir bu TÜGİDER derseniz, Tüm Gıda İthalatçıları Derneği olduğunu söyler, detaylara web sitelerinden bakın derdim, ama gündeme geldikleri ilk gün, üyeleri görünmesin diye web sitelerini kapattılar! Ama kimler sizin gözünüzün önünden kaçıyor bilmek isterseniz, buyrun buradan bir bakın... Tanıdık yüzlerle karşılaştınız mı? Mesela bebek maması ithalatçıları, mesela üçüncü gözüz, tarafsızız, diyen denetim kuruluşları, test laboratuvarları, sağlığınız için çeşit çeşit ürün aldığınız firmalar, marketler??? Dürüst üyeler, bu talep bizim ilkelerimize aykırıdır diye istifa ettiler... Ama diğerleri inatla bu taleplerinin peşindeler.

Fikir Sahibi Damaklar'ın konuyla ilgili açıklamasını buradan okuyabilirsiniz.

UĞUR DÜNDAR, her zaman olduğu gibi elini vicdanına koydu ve bir baba olarak bir dilekçe yazdı.

Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır. En vurucu cümleleri ise şunlar:

TÜGİDER üyeleri bu ithalatı aslında AB'de binde 9 olarak ifade bulunan bir GDO bulaşıklık durumunun bizim yönetmeliğimizde olmayışından dolayı talep etmekte! Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım'a verdiğiniz bir beyanattan anladığım kadarı ile amacınız GDO yönetmeliğine, şu an için varolmayan bir "GDO bulaşığı" oranı eklemek. 

Oysa GDO yönetmeliğimizde bulaşıklığa dair herhangi bir oranın olmayışı, yani GDO'nun binde 9 değil, binde 1 oranında dahi gözardı edilemez oluşu, benim gibi pek çok babanın en değerli güvencesi!
Keşke GDO'ları tümden yasaklasak dediğimiz bir zamanda, istediği kadar AB standardı olsun, ürünlerde GDO bulaşığı olma durumu çocuklarımıza yapabileceğimiz en büyük kötülük.

Talebiniz olduğunu anladığım binde 9 oranında "gözardı edilebilir" GDO bulaşığını, ben gözardı edemiyorum! Nihayetinde benim ve çocuklarımın gıdasından bahsediyoruz!

Gelin siz de buradan dileğinizi TÜGİDER'e iletin ya da bir dilekçe de siz yazın. Birlik olup şu GDO canavarının karşısında duralım. Sağlığımız için, çocuklarımız için, ülkemiz toprakları için, bize besin yetiştiren çiftçilerin hayatları için, yarınımız için...

Tam da bugün, bu konularda bizi biliçlendirme ve doğala yöneltme yolunda çok büyük adımlar atan, güzel insan Victor Ananias'ı, bedenen aramızdan ayrılışının birinci yılında hürmetle anıyoruz...

6 yorum:

ahestebeste dedi ki...

Gdo, mücadele edilip de yok edilebilir bir şey midir? Artık değil bence.Her yere kontrolsüz veya belki de kontrollü yayıldığına inanıyorum.Merak ettiğim; bunca zarara yol açabilecek bir şeyi, para kazanmak için destekleyenler, hatta ortaya çıkaranlar; eninde sonunda kendileri ve kendilerinin çocukları tarafından yenilebileceğini hesaba katıyorlar mıdır?Hoşçakal.

Berceste dedi ki...

Bence GDO mücade edilip, topraklarımıza sokulmayan birşey olduğuna inanıyorum. Zararın neresinden dönülse kar misali. Yasalarla korunmamız gerektiğine, her vatandaşın bilinçlenmesi ve hakkını savunması gerektiğine inanıyorum. Yerimizde durup, seyirci kalmamamız gerektiğine inanıyorum! Firma sahiplerine, yöneticilerine gelince, kendileri unlarını eleyip duvara astıklarını düşünüyorlar herhalde. Çocukları var mı, ona da bakmak lazım! Hastalandıklarında da GDO'nun onları kurtaracağına inanıyor olabilirler. Gerçekten ne düşünüyorlar merak ettim şimdi ben de. Çünkü konuyu savunanlardan birisi, bir Türk televizyon kanalında, siz ne yemeyi tercih edersiniz deyince, öncelikle doğaldan yana kullandı tercihini. Demek ki, kendilerine doğal olanı buluyorlar bir yerden, bir şekilde!

ahestebeste dedi ki...

Dünyada olanlar, özellikle gdo dan kaynaklananlar, bende iki filmi çağrıştırıyor; Maymunlar Cehennemi ve Idiocracy.
Yine de el elde baş başta kalacak değil insanlar, elbette zararını farkedemeyenler olacak ama toprak seven, çevreye duyarlı insan sayısı aymazlardan fazla.Bilinçlenme de hızlı oldu bu konuda,bunlar iyi.Ama öte yandan bir sandık meyveyi nasıl bir tek çürük meyve bozabiliyorsa, dünyayı da bu hırslı insanlar bozuyor; bu konuda da kötümserim.Sevgilerimle.

Berceste dedi ki...

İşte ben de diyorum ki, ayır o çürük meyveyi, sepete koyma ve imha et ki, diğerlerini de çürütmesin! Sonra geldiği yere, yollama bunları, sizi istemiyorum de :) At bir imza :)

Berceste dedi ki...

Birşey daha, o güzel toprak sevenler bu aralar hem GDO'dan uzak neler yapabiliriz diyorlar, hem altın yüzünden topraklarını siyanürleyecek devlerle mücadele ediyorlar, hem HES'lerle başları belada. Bizim bir ucundan tutup, onlara destek vermemiz gerekiyor!

Oglak Kizlari dedi ki...

Olduğu gibi paylaşıyorum.
Teşekkürler.
GDO suz anne Çiğdem