05 Eylül 2011

Kara Buğday ve Greçka

İngilizcesi ''buckwheat'',  Latincesi ''Fagopyrum esculentum Moench'' olan bu bitki ile teorik olarak tanışmamı Permakültür Yahoo grubuna gelen bir soru, yüzyüze tanışmamı ise Bayramiç - Yeniköy ziyaretimiz sırasında Mustafa bey sağladı. Fotoğraflar da Bayramiç - Yeniköy'den.

Üçgenler prizmasına benzer tohumunun tadına baktım ilk. Çörekotunu andıran, hoş, değişik bir tadı var. Önceki gün de, greçka yapıp getirdi komşularımızdan birisinin Gürcü yardımcısı Nana. Böylece bulgur pilavına benzer yemeğini de öğrenmiş oldum.

Marketlerde, pek çok yerde varmış artık karabuğday, bizim tanışmamız pek geç olmuş meğerse!

Genelde Ukrayna kaynaklıymış ticari olarak satılanlar. Yiyecek maddelerinde, Ukrayna denince, hem genetiği değiştirilmiş organizmalar konusunda pek çok çalışmayı sürdüren, uygulayan ülke olması açısından, hem de yıllarca önce yaşanan ve tümüyle topraklarından temizlenemeyen nükleer birikim açısından durup düşünür, uzak durmaya çalışırım...

Ama gel gelelim bu yeni tanıştığımız bitkinin faydaları da pek çokmuş. Hem insan vücuduna, hem de tarıma...

İnsan için faydaları arasında, kan şekerini dengeleyici özelliği benim için birinci sırada. Hamilelik sırasında yükselen ve bu aralar gene yükseldiğinden şüphe ettiğim kan şekerim yüzünden! Tip 2 diyabeti önleyici özelliği varmış.

Bundan başka, açlık duygusunu bastırırmış. Yağ içermeyen bitkisel protein deposuymuş. Bu sebeple rejim programlarına alınmış. İstenmeyen kollestrolün azaltılmasında etkiliymiş. Hormona dayalı kanser riskini düşürmekteymiş. Karaciğerin çalışmasını kolaylaştıran bir madde içermekteymiş. Yüksek tansiyon ve kansızlığa karşı koruyucu etkisi varmış. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlarmış.

Demir, çinko ve selenyum yönünden de zengin bir bitkiymiş. Antioksidanlar içermekteymiş.

Bitkiye gelince...

Tohumdan üretildiğinde, 6 haftada büyüyüp, 10 - 11.haftada olgunluğa erişirmiş. 75cm ile 125cm arasında uzarmış. Kuraklığa dayanıklı değilmiş.

Güneydoğu Asya kökenliymiş. Buradan Orta Asya'ya, Tibet'e, Ortadoğu'ya ve oradan da Avrupa'ya geldiği belirlenmiş. Buradan da Avrupalılar vasıtasıyla Kuzey Amerika'ya geçmiş. Ayrıca Japonya'da da polenlerine rastlanmış. Türklerin izlediği rotada yayılım gösterdiği halde yaygın olarak bu bitkiyi bilmiyor olmamız da ilginç!

Asitli ve verimliliği düşük topraklarda yetiştirilebilirmiş. Koyu renkli bal için çiçekleri idealmiş.

Yeşil gübre olarak, erozyon kontrol bitkisi olarak, doğal yaşama destek bitkisi(doğal yaşamın yok olup, yeniden canlandırılmasının istenildiği yerlerde) olarak kullanımı da yaygınmış.

Hasat mevsimi kısa iklimlerin, güneşin kısa süreli göründüğü ülkelerin ideal bitkisiymiş.
Dona dayanıklı değilmiş.

Polenlerini ve nektarını kullanan yararlı böcekleri çekmesi açısından, tarım zararlılarına karşı biyolojik kontrol aracı olarak kullanılmaktaymış. Herhangi bir böceğin ona zarar verdiği görülmediği için bu iyi bir özellikmiş.
Ayrıca zararlı otların yayılmasını önlemek amacıyla da kullanılmaktaymış.

Ardından mısır ya da soya fasulyesi ekildiği zaman, onların verimliliklerini arttırırmış.

Karabuğdaydan pek çok yemek de yapılmaktaymış. Noodle olarak kullanımı yaygınmış. Esmer ekmek yapımında unu kullanılmaktaymış. Asya'dan Avrupa'ya pek çok ülkeye özgü yemekleri varmış karabuğdayın, Japon yemeklerinin arasında da görmek mümkünmüş. Farklı ülkelerde, farklı yöntemlerle krep(akıtma) yapımında da kullanılmaktaymış.

Gluten içermemesi, onu çölyaklılar için büyük nimet olsa gerek. Buğdayın alternatifi kullanım alanları olduğu için. Ancak doğrudan, karabuğdayın kendisine alerjisi olanlar olabilirmiş ve bu ölüme kadar gidebilecek ölçüde tehlikeliymiş. O sebeple, alerjinizin olup olmadığını tespit etmeden yememeniz gerek. Ben bilmeden doğrudan tohumunu ağzıma attım ve yedim. Çok şükür alerjim yokmuş, bunu da farkında olmadan öğrendim! Bilseydim daha temkinli olurdum.

Son dönemde glutensiz bira yapımı için karabuğdayın kullanımına başlanmış.

Avrupa'da, Fagorutin ticari adı ile çayı satılmaktaymış.

Kabuğundan yastık doldurulmaktaymış. Isı geçirgenliği sentetikler kadar yüksek olmadığı için tercih edilmekteymiş. Bu tür kullanımı, kaz tüyüne alerjisi olanlar için alternatif olarak tercih edilmekteymiş. Ancak tercih edilirken iyi temizlenmiş ve işlemden geçirilmiş kabuklardan üretilmiş olduğuna dikkat etmek gerekirmiş. Aksi halde astım ve daha başka alerjik rahatsızlıklara sebebiyet verebilirmiş.

Bazı dinlerde tahıl yenmemesi gereken günlerde alternatif yiyecek olarak tüketilmekteymiş.

Gruba gönderilen ve okumak isteyebileceğiniz kaynaklardan birisi burada(teşekkürler Berin hanım), diğeri de burada(teşekkürler İlknur).

Ben bu karabuğdayı sevdim! Ukrayna dışından temin edebilirsem tüketmeye niyetliyim. Sizlerin arasında da benim gibi daha önceden karabuğday ile tanışmamış olanlar varsa haber edeyim istedim. Ayrıca tanıyıp bilenlerinizin de hakkında bilgi vermesini dilerim...

30 yorum:

A-H dedi ki...

Burada bol miktarda var dedigin gibi ama ben soyle damak tadimiza uygun bir tarifini ve pisirme stilini bulamadim henuz, genelde unu kullaniliyor, bizde unuyla ekmek falan yapiyoruz.
Bulgur pilavi gibi pisirmek iyi fikirmis ve guzel gorunuyor :) tarifi istesem?

Deli Anne dedi ki...

Fotoğrafların güzelliğine bittim ben.. Eline, gözüne, gönlüne sağlık.. alıp da kıtır kıtır yiyesi geliyor insanın.. iyi haftalar Bercestem:)

ÇokBilmiş dedi ki...

1 sene Rusya'da, Rus bir aile yanında yaşadım ve en sevdiğim yemeklerinden biriydi karabuğday. Burada marketlerde görürü görmez aldım, Rus yardımcıma pişirtiyorum. Çok kolay bir pişirme yöntemi var ki hem çocuklar için hem de kahvaltılık olarak harika oluyor: Haşlıyorsun karabuğdayı. Sabah içine sıcak süt döküp, ihtiyacın varsa biraz da tereyağı koyup cornflakes gibi yiyorsun.
Mmmhh! Kokusuna da bayılırım...

evren dedi ki...

Burada da satiliyor Dilek. Buchweizen adiyla. Cok eskilerde bir almisligim ve bulgur pilavi gibi pisirmisligim vardi benim de. Baska nasil tüketecegimizi de bilememistik. CokBilmis'in tarifiyle kahvaltilik hali de hic fena degil :)

Nalan Ünal dedi ki...

Sevgili Berceste, yazını sonuna kadar merakla okudum ve bu yazıyla birlikte haberdar oldum kara buğdaydan. Faydaları da es geçilecek gibi değil. Sağol paylaşımın için.:)

Meyvelitepe dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
zeynep dedi ki...

Ben yalnız yemeğini duymuştum ama diğerlerini ilk defa okuyorum..

Berceste dedi ki...

Bize pilavı getiren Nana'nın annesi vefat ettiği için ülkesine gitti, ben tarifi alamadan :( Gelsin sorup yazarım A-H. Cevapları biraz da o yüzden geciktirdim ama hâlâ dönmedi :(

Teşekkürler Deli Anne, makine yetenekli dermişim :P Gerçekten kıtır kıtır yemelik, ben öyle çörek otu gibi yemesini pek sevdim! Geçtiğimiz hafta senin iyi dileklerin ile güzel geçti, bu hafta da iyi dilekler benden sana :)

ÇokBilmiş, sende de yok yok, gizli hazine gibisin :)İngilizlerin porridge'ine(http://en.wikipedia.org/wiki/Porridge) benzettim ben bu tarifi. Kuru üzüm falan da koymalı, oh mis! Teşekkürler tarif için. Karabuğday'ın Ukraynalı olmayanını bir bulsam!

Yaz google teyzeye karabuğday, o sana tarif veriyor Evren :) Ben şimdi bağlantı vermeyeyim, istemediğim bir adrese gidecek çünkü. Ama buldukça göndereyim ya da yazının altına ekleyeyim tamam mı? Elbet yorumlarla gelirse de süper olur...

Ben teşekkür ederim yorumun için Nalan. Okuyup geçmediğin ve ses verdiğin için.

Çok teşekkürler ve sevgiler Meyvelitepe...

Dene derim Zeynep ;-) Sevgiyle...

Papatya dedi ki...

Ben de 10 sene kadar önce ilk defa Rus bir arkadaşımın elinden tatmıştım karabuğdayı. Yunanca sınıfında tanıştığım Rus kızı -samosayı öğrendiğim Hintli kız gibi :) - eve çağırmış, bana geleneksel lezzetlerinden birşeyler pişirmesini, öğretmesini istemiştim. O zamanlar burada yalnızca Rus marketlerinde satılıyordu. Aleksandra buna KAŞA diyordu yalnız. Sonra Buckwheat olarak organik ürünler satan dükkanlarda görmeye başladık. Yaygınlaştıkça Yunancasının da fagopiro olduğunu öğrendik. Ben hem bulgur pilavı gibi pişiriyorum, hem de dolmalarda pirinç yerine kullanıyorum, nefis oluyor. Aleksandranın bana söylediği birşeyi daha hatırladım, sütle şekerle bizim sütlaç gibi bir tatlısını da yapıyorlarmış ki çok yakışır bence. çünkü bildiğimiz buğdaya göre daha çıkıt kavruk daha karamelize bir tadı var.
Gluten gluten içermediğini öğrendiğimiz de ise, bambaşka bir değeri oldu gözümüzde. Kardeşim Bahar'a çölyak teşhisi konduğunda Türkiyede satılmıyordu. Özlediği bulgur pilavına çok benzer bir lezzeti olduğundan Türkiyeye her gelişte ona kaşa da getiriyorduk. Son yıllarda artık burada da var abla, taşıma oradan, diyordu o da. bu konuya değindiğin iyi olmuş Dilemcim :)

Berceste dedi ki...

Bana samosa deme Papatya, aklıma sokma şimdi :P Kaşa adını da duydum sanki. Zaten greçka yemeğin adı mı, bitkinin adı mı tam çözemedim. Sordum sordum, çıkamadım içinden :) Bu diğer isimleri de ekleyeyim yazının sonuna, teşekkürler :) Şu tatlıyı da ben sütlaçtan çok, corn flakes gibi, İngilizlerin porridge'i gibi anladım. Bir de ondan yap deyip çözmek şart oldu :) Çölyaklı kuzene hemen haber ettim ama o biliyormuş meğer! İyi ki yazdın ama... Size İstanbul'dan sevgiler ve kocaman kocaman öpücükler Papatyam...

ÇokBilmiş dedi ki...

Greçka bitkinin adı. Kaşa ise bir yemek adı. Kaşa 2 farklı türde pişebiliyor. Greçka ile pişen kaşa yemeğine "greçkaya kaşa" diyorlar. Tatlı diye kastettikleri de greçkaya kaşa olmalı sanırım. Karabuğdayı haşlayıp üzerine süt ve isteğe göre tereyağı döküp (şeker de eklenebilir) özellikle sabah kahvaltısında yiyorlar. Corn flakes benzetmende de, bitkinin adını greçka yazmakta da haklısın yani :)

Berceste dedi ki...

Ben Rusça'ya merak salacağım bu gidişle anlaşıldı :P Çok teşekkürler açıklamalar için...

odessa dedi ki...

ruscası grechka evet.Biz ukrayna'da yaşıyoruz yani grechkanın anavatanında.marketlerde pirinçden fasulyeden cok satılıyor ve hemen hemen her Ukraynalı severek tüketiyor bu ürünü.biz haşlayıp biraz yağlayarak makarna gibi yemeğini yapıyoruz.çok lezzetli değil ama cok sağlıklı ve fiyatı uygun..Giderken Türkiye'ye de götüreceğim inşallah

Adsız dedi ki...

bulgur pilavı gibi pişirin.ciğerle deneyin.mükemmel sonuç elde edersiniz.bunun dışında tavuk ve et köftelerlede deneyebilirsiniz.rahatsızlık vermiyor şişme yapmıyor.rahat kalkarsınız.

Husnora dedi ki...

Ben İzmir'de daha görmedim, Özbekistan'dan getirtiyorum. Biz Özbekler de çok severiz, hatta Özbek pilavını greçkayla yaparız, mükemmel olur.:)

Berceste dedi ki...

Tesekkurler bilgiler icin Odessa. Deneye yanila lezzetli birseyler cikartiriz belki ortaya ;-)

Tesekkurler Adsiz. Deneyecegim :)

Husnora, Turkiye'de organik pazarda gorup aldim hemen bir paket ben de. Madem soyledin, Ozbek pilavinin tarifini de verseydin keske :)

Adsız dedi ki...

Bende yeni tanidim Kirmizi mercimek corbasina katiyorum cok lezzetli oluyor

Adsız dedi ki...

Greçnenevaya kaşa

Beren Dereli dedi ki...

ukrayna kökenlilerin zararlı olduğunu söylüyorsunuz. marketlerde hep ukrayna menşei karabuğdayın. nerden bulacağız ukrayna dışında üretilmis olanları?bi de ürünün dışına menşeini başka yazmak zor bişey değil ki.ukrayna dan alır,adı çıktı diye başka bi yer yazar :)

Berceste dedi ki...

Organik olanları çıktı Beren Dereli. Su anda onlardan alsam da, yakında yavaş yavaş tanıdık bildik çiftliklerden üretildiğine dair haberler gelecek. Az kaldı ;-) Onlar üretince de onlardan alırım. Sahtekarlık ise insanın vicdanına kalmış birşey. Ben sertifikasına güveniyorum bugün için!

Adsız dedi ki...

Benim esim Ukraynali,Turkiyede uzun sureli kaldigimizdan greckayi butun marketlerde aradik,sonunda birinde bulduk.Uzerinde doktor kontrolunde kullanilmasi gerekiyor dedigi icin,arastirmaya basladim ve blogunuzdaki faydali bilgileri okudum tesekkurler.Genelde bahsedildigi gibi sabah kahvaltilarinda ve bebek mamasi olarak kullaniliyor.Yemek olarak icine sadece tereyagi koyup yeniyor.Haslandiktan sonra buzdolabinda uzun sure saklanabiliyor.Bende bulgur gibi yapildiginda cok lezzetli olacagini dusunuyorum.

Adsız dedi ki...

merhaba,karabuğday almak için tavsiye edeceğiniz bir yer var mı? Berrin

Berceste dedi ki...

Tarifler için çok teşekkürler İsimsiz :) Keşke adınızı da yazsaymışsınız.

Berrin hanım, şu anda denemelik olarak organik pazardan alıyorum. Gönlüm yerel üretime geçildiğinde daha çok tüketmekten yana. İthal olandansa kendi üretimimizi desteklemek amacıyla. Şu an için çok tüketmiyorum yani. Aldığımı da organik almaya dikkat ediyorum, çünkü Ukrayna ve civarından gelen ürünlerde Çernobil sebebiyle kontaminasyon olabileceğini düşünüyorum.

Adsız dedi ki...

Qreçka keçmis Sovet ölkelerinde çox istifade olunur. Azerbaycanda da coxdu.her marketde tapmaq olur. Garnir kimi de yaxsidi. Hetta,suda qaynadib,sonra yağ vurub deme de qoyuruq.uzerine de et ve ya toyuq qizartmasi da qoyuruq

Adsız dedi ki...

Azerbaycanda bana doktor yememi tavsiye edince o ne olan şeydir dedikten sonra tanıştım bu bitkiyle. Azerbaycanlı tanıdığıma sordum uygulamalı gösterdi kokusu çok güzeldi ama tadı beni sarmadı. Misafirliklerdede yedim pek alışamadım. AMAAA sonradan kendi kendime bulduğum bir pişirme usulu beni ve diğer arkadaşlarımı resmen greçka bağımlısı yaptı. Şöyleki ilk önce pirinç, bulgur kavurur gibi yıkanmamış greçkayı yağda kavuruyorsunuz. Yeterli dereceye gelince malzemenin üzerini taşan bir miktarda mesela yaklaşık 1,5 santim su ekliyorsunuz bulgur gibi pişiriyorsunuz ( miktara göre suyun miktarına elbette ayar çekmeniz lazım). pişirdikten sonra üzerine çeşitli et, tavuk sote gibi soslar dökebilirsiniz. Ya da kavururken suyu katmadan önce salça ile biraz kavurabilirsiniz.Tabi tercih sizin sadede yiyebilirsiniz.

Berceste dedi ki...

Bu tarif cok iyi oldu. Cunku suyunu tutturamamistim son yaptigimda. Simdi en azindan referans alabilecegim bir olcu oldu. Cok tesekkurler. Keske adinizi da yazsaymissiniz...

Adsız dedi ki...

Adi lazim degil M ile baskayan bilindik market zincirinden dur. marka aldim bugun ve nensei kazakistan diyo

şükrü karkan dedi ki...

10 sene Rusyada çalıştım evinde kiracı olarak yaşadığım yaşlı kadın bana TİP 2 diabet hastalığının doktor tavsiyesiyle greçka yiyerek tedevi olduğunu anlatmıştı 20 sene sonra bende şeker hastası oldum Rusyada çalışan kardeşim bana yeterince getirdi greçka yiyerek tedavi oldum artık hiç ilaç kullanmıyorum akşamları biramıda içiyorum tavsiye ederim

Dilek Bebe dedi ki...

ben de karabuğday ile yeni tanıştım ve bir yığın harika tarif denedim bile..ara ara burada yazarım ama bilhassa kısır gibi hazırlamanızı tavsiye edeceğim, tadına doyamıyacaksınız! karabuğdayı haşladıktan sonra (hafifdiri bırakın) soğumsnı bekleyin..sonra ufak doğranmış domates, maydanoz, bol taze soğan, dereotu, az kimyon, tuz, karabiber, az kırmızı biber ekleyin..üstüne bol limon koyun..zeytinyağı da ekleyin ve iyice karıştırın...bayılacaksınız :-)

emel dedi ki...

ben çorbasını yapıyorum yogurtlu yayla corbası gıbı harıka oluyorr