17 Haziran 2011

Kolejli İnekler - King's College - Cambridge

King's College, Cambridge Üniversitesi'nin büyük ve önemli kolejlerindendir. Tarihi epey karışık ve ilginç. Chapel'i ise her sene, Christmas zamanı, BBC yayımlarına ev sahipliği yapar. Şimdiye dek gördüğüm en güzel taş tavan işçiliğine sahip olduğu gibi, mimarlık öğrencilerine örnek gösterilen yapılardan.

Bu inekler de King's College bahçesinde ara ara görünür, ara ara gözden kaybolurlar. Hazır laf Aysun hanım'ın ineklerinden açılmışken, kolejli olanları da yazmazsam olmaz diye düşündüm ve biraz araştırdım. Biz ilk taşındığımız zamanlar, bu ineklere çok gülerdik. Koskoca, haşmetli, tarihi binalar, öyle ki, Chapel Cambridge'in turistlik simgesi, önünde de inekler! Her gelen turist, mutlaka bu bina ile fotoğraf çektirmek ister, ama inekler için çekilen çite ve onlara ''Hay Allah bunlar da nereden çıktılar şimdi'' diyerek bakar...

Biz de onları deneylerde kullanılır zannederdik ya da arazi otlamaları için kiralanıyor diye düşünürdük. Sineğin bile yağını çıkartan, sonra da allayıp pullayıp en değerli şey olarak satan insanlar bunlar nitekim, pazarlama uzmanları, bu işte de var bir keramet derdik kendi aramızda. Aklımda hep internet üzerinden araştırmak vardı ama kısmet bugüne imiş!

Eşim arada şu sebepten derdi, ona gülerdik(ama haklıymış) Düşüncesi doğru çıktı.

Netice, bu inekler kadroluymuş, evet. Araştırmalarda da kullanılıyorlar mı? Bilmem. Onu bulamadım. Kullanılıyorlarsa, araştırmalarda hayvan kullanmayın, diye protesto edenlerin niye devamlı King's College'in kapısında oturdukları da böylece anlaşılmış olur.

Öğrendiğim şu, bu vatandaşların esas kullanım amaçları çim biçmek imiş!

Evet evet, yanlış duymadınız çim biçmek!

İngilizler bahçelerine ve bahçe bakımına çok meraklıdırlar. Öyle ki, bahçesinde çim biçmeyi ihmal eden komşuları olursa, hiç çekinmeden kapılarını çalıp, sizin vaktiniz ya da çim biçme makineniz yoksa, ben bu işe talibim, izin verin bahçenizin çimlerini biçeyim, göz manzamı bozuyorlar diyebilirler. Arkadaşlarımdan buna dair çok hikaye duymuşluğum var. O çimler bahar geldi mi illa ki biçilecek! Sonra da devamlı her hafta bu iş devam edecek. Her yerin çim, çayır olduğunu düşünürseniz, bu ne kadar büyük bir iştir asla tahmin bile edemezsiniz.

Gene eşimle trenle bir yerden başka bir yere giderken aramızda konuşurduk. Ben meraklı bir şekilde sorardım. Niye bu memleketin koyunları, inekleri dolaşmaz, yerde öyle otururlar. Ben hiç Türkiye'de oturanını görmedim böyle derdim. Eşim de, hayvanların dolaşıp, ot aramasına ne hacet, oturdukları yerden de karınlarını doyuruyorlar, her yer yeşillik işte derdi.

Şimdi, bu ineklerin durumuyla herşey netleşti artık kafamda. King's College'in tarihçesinde şu yazıyor:
''Sheep may have been the most appropriate way to mow the lawn before the advent of the mechanical lawnmower in 1831, but the Provost and Fellows owned horses essential for their local transport, and provision had to be made for grazing them. Today the cows carry out a similar function in a rather more decorous manner.''

Birebir çevirmeyeceğim, özetle, çim biçme makinelerinin icat yılı 1831 imiş. Bu tarihten önce, koyunlar en uygun çim biçme makinesi işlevini görüyorlarmış. Günümüzde ise bu işi ineklere devretmişler.

Gidenler inekli King's College Chapeli fotoğrafı çektirmeden dönmesinler bu şartlar altında, en modern çim biçme makinesi diye de altına not düşsünler!

Çim biçme makinelerinden çıkan egzost dumanı, harcanan enerji, kırpma sırasında ortama saçılanlar, insanların bunlara alerjileri düşünülünce de, inekler ya da koyunlar harika birer çim biçme makinesi olarak görünmeye başladılar gözüme. En ekolojik, en çevreye duyarlı, en güzellerinden, bir de üzerine bize hep kazandıran!

7 yorum:

A-H dedi ki...

oldukca iyi fikirmis :D

evren dedi ki...

Doganin cözümleri hep mükemmel oluyor...

suzan dedi ki...

Annemle babam bugünlerde çim biçme makinesi alma konusunda kavga ediyorlar. Ben de onlara önereyim bu fikri. Bir de ineğimiz olur böylece. Ellerine sağlık Dilekçim.

tijen miriam dedi ki...

bayildim buna:)sayende arada bir nostalji yapiyorum.saol dilek.

Berceste dedi ki...

Bence de A-H :) Hoşgeldin! Senin gezi yazılarına takıldım, bizim ufaklık yüzünden taksit taksit okuyabiliyorum yalnız...

Değil mi Evren? Ne yakıt harcama, ne çevreyi kirletme. Hazır gübreliyorlar, biçiyorlar, sütünü de veriyor, daha ne yapsın gariban!

Bahçe için bir kuzu bulun bence. Daha minik, sütten de çocuklar faydalanır ne güzel.

Cambridge'de bulunmuş muydun Tijen? Sizin oralardakilere de önerebilirsin ;-)

Meyvelitepe dedi ki...

Amerika'da da bahçeleri temizletmek için keçi sürüsü kiralanıyormuş. Hatta Google ofisinin bahçesi de bu şekilde temziletilmiş ve komik olan gerçekten doğru mu bilmiyorum ama her keçiye bir giriş kartı verilmiş:)) Bunlar kolejli inekler ise, keçilere ne demeli acaba?

Berceste dedi ki...

Ben bu yazıyı yazarken eşim bir hatırasını anlattı. Onlar çocukken annesi keçi almış bahçelerine. Sütü için özellikle. Babası da o kadar çok işin içinde bir de bunlarla uğraşıyoruz diye söylenmiş yıllarca. Sonra keçiler hastalanıp ölmüşler. Yasını babamdan başkası tutmadı diyordu :) Kayınpederimin en çok üzüldüğü konu zeytin ağaçlarının altında biten otların nasıl biçileceği olmuş :) Keçiler ne güzel hallediyordu bu işi demiş durmuş...Dolayısı ile inanırım Amerıka'da olanlara da! Google'ın keçileri de iletişimci keçi demek ki :) Yalnız dikkat etsinler onları kaçırmasınlar, sonra hep birlikte keçileri kaçırırız onlarla. Hayatımızın fazlasıyla içinde Google zira. Teşekkürler bu güzel örnek için.