08 Mart 2011

Kadın Ve Eğitim


Bloglar gitti, yazışamıyoruz, ah vah derken şimdi de fotoğrafları yüklediğimiz ortam gitti biryerlere galiba. Fotoğraf yüklendi. HTML kod kısmında görüyorum ama kendisini göremiyorum. Görenler, göremeyenler haber ederlerse ne olduğunu anlarız belki...

Neyse, gelelim bilgisayar başına geçiş sebebime...
Cambridge'de yaşarken her Darwin College civarından geçişte bu tabelayı görüp, bizde durum neydi, daha önceden kadınlar okullardan mezun olmamışlar mıydı der dururdum. Üniversite ile içli dışlı olan bir arkadaşım da, koskoca kraliçelerin kurduğu Queen's College'den kurucularının bile mezun olma hakkına sahip olmadığını söylerdi. Okurlar, derslere girebilirler ama mezun olamazlarmış!

Bu sebeple Kadınlar Günü deyip, bir bakayım bu durum neymiş diye düşündüm.

Cambridge'deki ilk kadın koleji 1869 yılında Emily Davies tarafından kurulan Girton College imiş. Bilahare bunu diğerleri izlemiş. (Tabelanın ait olduğu kolejin tarihçesi de burada.)Ancak kadınlar 1921 yılına kadar mezuniyet hakkı elde edememişler! 1972 yılına kadar da erkeklerin okuduğu kolejlere kabul edilmemişler. Buna misilleme olarak da Girton College 1979 yılına kadar erkek öğrenci almamış! Oxford'daki St Hilda's College'in inadı da 2008 yılına kadar sürmüş!

Dönelim Türklere...
Kadının erkek ile eşitliği Orhun Kitabelerine kadar dayanmakta ve kitabelerde ''Devleti idare eden Han'' tanımının yanında ''Devleti idare eden Hatun'' tanımı da yer almaktaymış. Sadece ''Han emreder'' şeklinde bir kararname geçersiz sayılarak ''Han ve Hatun emreder'' şeklinde başlayanlar geçerli olurmuş.

Osmanlı döneminde 1843 ylında Tıbbiye bünyesinde ebelik okulu kurularak, kız çocuklarının buradan mezun olmaları sağlanmış. 1869 yılında çıkan kanunla kız ve erkek çocuklara birlikte ilköğretim zorunlu kılınmış. Tanzimat döneminde 9 Fransız kız okulu açılmış, 1876'da Amerikan Kız Koleji kurulmuş.

Cumhuriyet döneminde Atatürk'ün manevi evlatları ise ilklere imza atmıştır.
Dün batıdan ileride bulunan Türk kadını, bugün aile baskısına, aşağılanmaya, hor görülmeye maruz kalmaktadır. Nedir peki bugüne gelirken yapılan yanlış ve günümüz Türkiye'si ve yöneticileri ile artan suç oranı? Bunu en iyi anlatan yazının da bu olduğuna inanıyorum.

Çözümü de dinde, ilimde, dünyada cehaletle savaşmakta görüyorum!


9 yorum:

nesrin dedi ki...

Canim ben fotografi görebildim. Sana mutlu günler...

Hobiriks dedi ki...

İleride olduğumuz bir zaman varmış demek ne kadar acı.
Her konuda daha ilerdeyken gerilemek..
Dediğin doğru.. Cehaletten başka birşey değil bunun sorumlusu..
Umarım dinimizde de ilmimizde de ileriye gidebiliriz.
Dinini doğru yaşayan, ama ilmini öğrenebilen, doğru yetişen, yetiştiren insanlar oluruz..

fragola dedi ki...

çözüme aynen katılıyorum, lina'dan fırsat bulur bulmaz yazıyı okuyacağım, çok merak ettim.

Berceste dedi ki...

Çok teşekkürler Nesrin. Sen Almanya'dasın sanırım. Sorun Türkiye'de biliyorsun :((( Yasaklar burada :(((

Yobazlar bunun sorumlusu Hobiriks! Cahilce dini alet edenler. Erkek egemen bir dünya için uğraşanlar. Kadınları taşlayan da aynı zihniyet değil mi? Kardeşlerine, babasına öldürten de aynı zihniyet değil mi? Bağnazlık, hurafeler değil mi? Geçenlerde laf, söz anlamayan, dur, durak bilmeyen evin inatçı küçümenine ne desem diye düşünüyordum... Birden boş bulunup yapma çocuğum günah diyecekken kendimi tuttum! Birincisi korkutarak eğitim olmamalı kararındayız eşim ile. Hayatında birşeylerden korkmamalı, neden yapmaması gerektiğini bilmeli. İkincisi o sırada ben uydurmuş olacaktım o günahı, aslen öyle olup olmadığını bilmeden. Sadece kendimi ve günümü kurtaracaktım. Çıkmadı ağzımdan, durdurdum kendimi ve buna çok sevindim. Sonra dedim söylenegelen pek çok günahın sebebi de bu değil mi? Anneannem geceleri sakız çiğneme günah derdi. Ölü eti çiğnemekle eşdeğer derdi. Var mı böyle birşey? Ben ne gördüm, ne duydum... Ama büyükler çocukları korkutup, yere sakız düşüp de yapışmasını engellemek için söylemiş olsa gerek dedim. Daha bunun gibi kim bilir kaç örnek vardır. Erkekler de kendi egemenliklerini korumak için pek çok şeyi tercüme ederken bu şekilde tercüme etmemişler mi? Biz pek çok konuda İngilizler'e örnek olmuşuz. Arşiv sistemini Osmanlı'dan öğrenmişler mesela. Ama git şimdi bir kütüphaneye bizde, bir de İngiltere'de, hangisi daha iyi söyle bana. Önemli olan sürdürebilmek! Önemli olan Atatürk'ün izinde gidebilmek. O dine değil, yobazlara ve dogmalara karşıydı. Türk kadınına da gerektiği değeri ve toplum içinde bulunacağı yeri en âlâ şekilde hazırladı. Bugün suç olanları artmışsa, sebebini oturup düşünmek lazım!

Okuduktan sonra yeniden yorumunu alayım Fragola :)

fragola dedi ki...

"Kadın haklarım savunan ilk reformcular “Genç Türkler” olmuştu ve bunlar, kadınların eğitimini engellemiş olan Osmanlı geleneklerini suçlayarak, bu hususun önemini vurgulamışlardı.

Bu hareketin en olumlu sonuçlarından biri de, Türk kadınlarının toplumdaki yerlerinin geliştirilmesi olmuştur. Kadınların eğitimi giderek artan bir önem kazanmış ve sağlıklı bir gençliğin ve ulusun, sadece iyi eğitilmiş annelerin yardımı ve rehberliğiyle yetiştirilebileceği hususunun bilincine varılmıştı. Böylece, kadınların eğitilmesine başlanılmış oldu; ancak, bu bazı büyük kentlerle sınırlıydı."

Sene 2011, ve şu bilince ulaşamamış bir çok insan yaşıyor ülkemizde şu anda. Biz hala kız çocuklarının eğitim alması için mücadele verildiğini izliyoruz. Namus adı altında ne cinayetler ne çirkinlikler. Ne kadar korkunç aslında.

Hiç savaşmak zorunda kalmadan, Atatürk kucağımıza bırakıverdi haklarımızı diye mi bazı kadınlarımız bunlardan böyle fütursuzca vazgeçebilecek kıvamdalar çok merak ediyorum. Hak verilmez, alınır, diye bir laf varken, bir çok millette kadınlar mücadele vererek bu haklara sahip oldukları halde, bize gümüş tepside sunuldu diye mi burun kıvırıyor bazı kadınlarımız acaba? Dehşetle görüyorum ki şeriat sistemine özlem duyan kadınlar var. Sadece erkekler değil, kadınlar da var. O kadar umutsuzum o kadar mutsuzum ki aslında. Bir kızım var ve yaşayabileceği gelecek bazen ödümü koparıyor.

Esmir dedi ki...

Harika bir yazıydı okuduğum...kaleminize, yüreğinize sağlık...düşüncelerinize aynen katılıyorum, bu arada fotoğrafı görebildim:)teşekkürler,
sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

keşke türkler türk olarak kalsaydı arap kültürü bizi mahvetti en eski türk boylarında bile kadınlar el üstünde daha önemlisi söz sahibiymiş ne zaman ki arap kültürü egemen olmaya başladı hapı yuttuk
sbl

Deli Anne dedi ki...

Bercestem buralarda mısın? Sanki bir savaştı yaşadık, şimdi eski yurda döndük ama ortalık tarumar.. kalanları yokluyoruz ..

Berceste dedi ki...

Eğitim Fragola, eğitim ve eğitim de ailede başlıyor. O yüzden doktoralı üniversite mezunlarında bile cehaletle karşılaştığımız olmuyor mu? Diploma bir derece veriyor ama aile okulu da derecesini böyle belli ediyor. Toplum içinde yaşayan bireylerin davranışları da notları oluyor!

Çok teşekkürler Esmir. Doğayı Keşfederken'den ayrıldım diye mi ziyarete gelmiyorsun yoksa diye içimden geçmedi değil, yorumunu görünce sevindim. Sevgiler bizden...

SBL yazdıklarını ara ara ben de aynen düşünmüyor değilim. Bütün sorunlar yarımadada vuku bulup, düzeltenler de boşuna gelmemiş oraya. Türk kimliğimizi kaybetmeden Müslüman olmayı becerebilsek! Ama daha da önemlisi, dinen de yok çoğu şey. Varmış gibi yapanlar var, kendine yontanlar var...

Deli Annem buralardayım, buralardayım da bu nesne bir gidiyooooor, bir geliyoooor ne iştir anlamadım gitti :(((( Ayar değiştirdik, odur budur, gene de gidip gelmeleri durduramadık. Beynim döndü, yazmaya üşenir oldum iyice :((( Açık bulduğumda bodoslama dalış gerçekleştiriyorum :P