05 Şubat 2010

View Tube Diye Bir Yer Ve Bizdeki Durumlar


İngiltere'ye ilk gidişimde binalara hayran, evlere hayran dönmüştüm Türkiye'ye. O turistlik bir gezi idi kuzenimle(gerçi hep bahsediyorum ya olsun, gene belirteyim) Yıllar sonra o evlerden birisinin içinde yaşarken ve başka ev ararken dışının sizi, içinin beni yaktığını öğrensem de gene hayranlıktan vazgeçemedim. Yukarıdaki fotoğrafta Lloyds var mesela. Bütün atık su, kalorifer vs boruları dışarıda olan. Kimine göre(bana mesela) ilginç, kimine göre ucube, kimine göre harika bir bina! Böyle saymakla bitmeyen binalar var şehr-i Londra'da. Daha pek çoğu İngiltere'nin çeşitli şehirlerinde. Tek tek hikayesi olan, anlatılası yapılar. Mimarliği konuşturan, yeni, eski pek çok eser...
İngilizlerin sevdiğim yanlarından biri tutumlu oluşları, dünyanın en zengin kadınlarından olan kraliçeleri dahil, parayı har vurup, harman savurmayı sevmemeleri, ellerindekileri başka kaynaklara dönüştürmeyi sevmeleri. Bir başkası da doğa dostu olmaları. Sivrisineklere bile yaşam alanları hazırlamaları.(İnsanlara tanıdıkları yaşam hakkı tartışılır, o ayrı!)
Geçenlerde İngiltere'deyken üye olduğum gruplardan birinden, e-posta geldi. Şimdilerde Londra harıl harıl Olimpiyatlara hazılanıyor. Muhteşem denebilecek bir alt yapıyla üstelik. Son dakika dökülen asfaltlarla değil! Olimpiyat projesinde çalışan arkadaşlardan birisi, bizim buralara bir cafe açıldı, tamamen bizim inşaatın atık malzemeleriyle yaptılar, gelin buluşalım orada demiş. Merak ettim, yok mu fotoğrafı, neyin nesidir bu, nasıl atıklar geri dönüştü, derken bir başka arkadaş adını söyleyiverdi. ''View Tube!''
Meğer atıklar cafe'ye dönüşmüş, adı bile konmuş, web sitelerinde yeralmaya başlamış bile! Şapka çıkartılası bir durum daha!
Google'a danıştım haliyle, meraktan çatlayarak... Öğrendim ki,
  • Tümüyle inşaat sırasında şantiye olarak kullanılan gemi container'ları kullanılmış, çöpe atılmamış.
  • Bu isim altında cafe, sanatçılar için sergi alanı ve eğitim ve turistler için bilgilendirme bölümleri varmış.
  • Olimpiyat alanının bu kısmını tümüyle görebileceğiniz bir konumdaymış. Hem inşaatı sırasında, hem de bittikten sonra...
  • Bisiklet kiralayabileceğiniz yerleri de içeriyormuş(İngiltere'nin olmazsa olmazı).
  • Olimpiyatlar bittikten sonra The Greenway projesinin bir parçası olacakmış.
  • Altyapısı hazırlanırken tüm devlet kuruluşları seferber olmuş ve kısa sürede bitirilmiş
  • Eğitim vermek isteyenler için 30 kişilik eğitim alanları kiraya verilebilecekmiş. Konu olarak coğrafya, tarih, bilim, sanat ve elişleri, vatandaşlık seçilmiş.

Daha iki sene öncesinden eğitimle başlıyorlar yani. Yemek bahane!

Orada olsam gidip bir keşif yapmak isterdim doğrusu.

Gelelim bize!

Bir inşaat alanı da bizde var. Üst katta!

39 senelik komşumuzun kafası birilerine kızdı, evini sattı, çekti gitti. Gittiği gün bizim Ponpon hanımın doğumgününe denk geldi. Sabah yatağımızdan çekirge gibi zıplayarak uyandık. Nooooluyoruz, ev mi yıkılıyor soruları kafamızda. Hatta yataktan atlayıp, küçümeni alıp, cenin pozisyonuna geçmeyi düşündüm, deprem oluyor diye korkarak. Meğer sayın yeni komşularımız tadilat(!!!!?????) yapacaklarmış! Evde birbirimizin sesini duymak ne mümkün? Saç kurutma makinası ya da süpürge çalışırken ya da sesimizi azıcık birbirimize karşı yükselttiğimizde bile ağlayan hassas küçümen zırıl zırıl ağlıyor... E misafirler gelecek. Bir de kar yağmış, heryer bembeyaz olmuş o gün, alıp milleti başka yere götürmek çare değil. Saçını başını yolmamak imkansız insanın. Kabus!(Ama sonradan öğrendik bu kabus değilmiş, jenerikmiş, kabus bilahare gelecekmiş!)

Eşim çıktı yukarı, durumu anlattı, ricada bulundu. Ustalar ev sahibine haber etmiş, beyefendi lütfedip aradı!(Hani benim bildiğim, biz yeni komşunuzuz, evde değişiklik yapacağız, sizi biraz üzeceğiz ama kusura bakmayın diyerek başlanır. Yüzyüze görüşme istenmiyorsa yöneticiye haber edilir, yok olmadı, panoya, cama yazı asılır değil mi? Üstelik eşi çocukluk arkadaşım, gene aynı siteden ama İngiltere'de olduğum süreçte karşılaşamadığımız...) Beyefendi konuşmanın bir yerinde doğalgaz sobası kullanıyor musunuz diye sordu. Niçin sordunuz deyince ortaya çıktı durum. Sormasam kafadan girişecek, hoş girişti de ya neyse... Ortak bacalardan yer kazanmaları lazımmış, yıkacaklar!!! Dedim bu iş böyle olmaz, siz rica edeyim bir gelin, konuşalım karşılıklı. Allah razı olsun, o gün gürültü kesildi, üzmediler bizi. Akşam da sözlerinde durup geldiler kayınvalidesi ile. Yok yok sizi üzer miyiz, hiçbirşeyi ellemeyeceğiz diye bizi rahatlatan kayınvalidenin ipiyle kuyuya inilmeyeceğini bir sonraki gün öğreneceğimizi nereden bilelim???? Gene sabah çekirge durumları... Bu sefer bacalardan gelen moloz sesleri eşliğinde üstelik! Ben tam gaz yukarı...

Hani ellemeyecektiniz???

Talimat böyle, ev sahibiyle konuşun!

Komşu teyzenin zili çalınır, ne dediniz, ne yapıyorsunuz böyle diyecek olunur. 3.kattan kapıyı bile açmaya tenezzül etmeden, camdan bağırarak yarı beline dek aşağı sarkan komşu teyzenin ''Herkes yaptı, kimsede sorun olmadı, ne diye sorun çıkartıyorsun? cevabıyla sarsılarak kendine gelinir, konuşmakla bir yere varılamayacağı anlaşılır. Sitenin geçmişinde fuel oil'siz kalınan günlerde kaloriferlerin kapatılmışlığı, soba yakılmışlığı vardır. Üç defa yakıt sistemi değiştirilmiştir. Ayrıca erken kapatılan ve geç yanan kaloriferler yüzünden çocuklu evde o bacalara ne zaman ihtiyaç duyulacağı belli değildir. Asla ve asla yıkılmamalıdır!!! Bundan başka banyodaki şofben ve mutfaktaki davlumbaz bacaları(kendileri, üst katımız değil de kayınvalideninki, gecekondu usulü camdan verilmiş, kat mülkiyeti kanunu'na aykırı olarak) da yıkılmaya çalışılmaktadır. Ocağın dumanı nereye gidecektir??? Ev sahibi damat aranır... Binbir hikaye dinlenir, plastik boruyla yeni baca yapılacak denir... Yanıcı madde ile!!!! Olurdu, olmazdı, bakılır sonuç çıkmayacaktır, Belediyede soluk alınır! Çare bulunacağı sanılır...

Bir sonraki gün ev sallanmaktadır! Şaka ya da abartı değil, resmen sallanmaktadır! Koridordaki ayna hip hop öğrenmeye merak sarmıştır. Avizeler salıncak olmaya niyetlidir. Anne eşhedü enla ilahe illah diye cümleler kurmaktadır. Hani ta ta ta diye yollarda çalışan asfalt kırma makinaları vardır ya, onlardan evin içinde tam da tepemizde çalıştırılmaktadır! Üç usta, üç ayrı koldan yıkım işlemine başlamıştır! Evin hangi odasına kaçsanız tepemize geliyor bunlar, nidaları ile diğerine koşmak zorunda kalırsınız. Panikle birbirinize çarparsınız. Nasıl birşeydir bu diye sorarsınız ve gümmmm diye inen duvardan anlarsınız ki, epey zor, yıkılmaması gereken bir duvar aşağı indirilmiştir!

Site yönetim toplantısında tanıştığınız inşaat mühendisi bir kat maliki, ricanız üzerine evinizi ziyaret eder, acaba dediğiniz duvarın, asla yıkılmaması gereken bir taşıyıcı duvar olduğunu öğrenirsiniz. Depremde komşularınızı bekleyin, size gelecekler diye de ilave eder bilirkişi lik de yapan komşunuz. Beyninizden vurulmuşa dönersiniz!!!! Ailenizin 45 senelik emeği, dişinizden tırnağınızdan arttırarak biriktirdiklerinizle başınızı soktuğunuz yuvanız, tehdit altındadır! Üstelik İstanbul'daki en güvenli inşaatlardan biri olduğunu ispatlamışken, 1 günde herşey allak bullak olmuştur...

Belediye'ye güvenirsiniz...

Kar durumunu bahane eden Belediye 4 gün sonra gelir ve hiçbirşey yapmadan gider! Hala dilekçenize yazılı cevap beklemektesinizdir...

Bir sonraki gün anneniz ''Olmaz ya bu kadar!'' diye bağırırken uyanırsınız. Koşunca görürsünüz ki, odalardan birinin tavanından su akmaktadır! Yorganı ıslanan anne bu ıslaklık da ne diye uykusundan uyanmıştır. Anlarsınız ki, yeni komşularınızın ustaları, harcı, yere birşey sermeden doğrudan zeminde karmaktadırlar! Sokakta harç karıp, yukarıya taşımaya üşenmişlerdir! Bütün gün elinizde binanın mimari projeleri, yaşayacak mı bu hasta doktor bey merakı ile tanıdık inşaat mühendisleri gezilir... Akşama kapıya içimizi rahatlatmak isteyen komşumuzun inşaat mühendisi ağabeyi gelerek o taşıyıcı duvar değildir buyurur ama ne kartı vardır, ne kim olduğunu söylemiştir. Sadece içiniz rahat olsun demiştir...

Bu sabah tam da yatağımızın üzerinden gelen ta ta ta sesleri ve kuyruğuna basılmış kedi nidasıyla ağlayan bir bebek eşliğinde uyanılır. Bütün gün ayak sesleri ve gürültüler takip edilir gene neresi başımıza yıkılacak korkusuyla beklenir! Panjurlara, camların mermerlerine şap şap gelen harç sesleri eşliğinde sinir krizi geçirilir.

Şimdi sorarım, Avrupa Birliği diye tepinen yönetimimiz, kendi işlerine gelene göre kanun kural değiştireceklerine neden kaçak inşaat ve imar işlerine el atmazlar? Tadilat diye başlanan bir yer inşaata döndüğünde bu da ne kardeşim demezler? 6 ay öncesinden tadilat ya da inşaat izni alındığı, yapılacak inşaatın komşuların oyuna sunulduğu, sorulduğu halde, inşaat başladıktan sonra, bir ağacın köküne zarar gelebilir diyen, dikkat edin geldi, geliyor demiyorum, gelebilir diyen komşunun dilekçesi ile bir diğerinin inşaatını durdurarak bilir kişi gönderen ve bütün projeyi değiştirten Cambridge Belediyesi bir yanda... Bizim Belediye bir yanda... Kıyas nasıl yapılır?

Evimin yaşanılabilirliğini ben nasıl kanıtlarım? Depremde ne olacağımızı bize kim söyleyebilir?

Bu ülke, bu vatandaş bu kadar sahipsiz midir?

22 yorum:

Açalya dedi ki...

Yazinin ilk bolumunu agzimin sulari aka aka okurken, ikinci, sizin olayi anlatan bolumu kalbim sıkışarak okudum. Bu da, İngiltere'de yaşamak ve Türkiye'de yaşamanın farkı, özetle. Biri sana mutluluk verebilir, diğeri kalp krizi yaşatabilir.
Çok üzüldüm, umarım en kısa zamanda girişimlerinize bir yanıt alabilirsiniz.

NuR dedi ki...

Offf, kabus gibi:( Ama çok sıradan ve doğal:( 3 aydır benim dünya tatlısı anneciğim üst katında gelişen, benzeri olaylarla uğraşıyor. Şimdi banyosundan, foseptik sızıntısının sonlanması ile mutluluğuna diyecek yok:) Ne o üst kat komşu banyo yeniledi. Çok traji komik, ama sık yaşanan, doğal haller canım ülkemde:(
Geçmiş olsun
Sevgiyle kal

beste dedi ki...

kabus gibi gercekten, bir de noterden ihtar yolla, belediye sikayeti sonucsuz kaldiysa, cok sinir bozucu!gunluk hayat teroru katlanilmaz boyutlarda Turkiye'de duzelecegini de sanmiyorum. Gemisini kurtaran kaptan cunku. Cok kolay gelsin sikintilarin bir an once sonlansin

Hülya YILMAZ dedi ki...

Geçmiş olsun canım. Hiç karşılaştırma yapıp canını sıkma... Yurdum insanı, yurdum uygulamaları deyip, at kendini dışarılara.

sevgiler,

Not: Sayfama çini çalışmalarımı ekledim. Beklerim.

Berceste dedi ki...

İngiltere de dört başı mamur, harika değildi Açalya. Öyle olsa zaten dönme düşüncesi olmazdı bizde, otururduk oturduğumuz yerde. Ama bazı şeyler var ki, takdir edilesi. Aynısını Türkiye'de yapmamak için de hiçbir sebep yok, ben buna kahroluyorum! Tek sebep insanların hırsları! Hele hele bizden görüp, uygulayıp, hala devam ettirdikleri şeyler var ki, onları görünce iki kat kahroluyorum. Kayıt sistemleri mesela. Osmanlı arşivlerini, nüfus kayıtlarını örnek almış pek çok ülke. Ama bize dönüp bakıyorsun, çuval çuval yollanıp yaktırılmış, niye ise bir de bambaşka yerlerde... Teşekkürler iyi dileklerin için.

Kızgınım Şennur, o yüzden alınma ama bana nooooolur doğal, burası Türkiye demeyin. Birşeyleri değiştiriyorlar, onları değiştirdikleri gibi, güçleri yetiyorsa bunları da değiştirseler ya! Esas başlanması gereken, düzeltilmesi gereken yerler bunlar! Tecavüzün bir başka şekli bu bence. Haklara tecavüz en ağarı değil mi? Sevgiler...

Daha belediyemizden cevap gelemedi ki! Bekliyoruz!!!! Türkiye'de düzelmeli...Türkiye de düzelmeli! Bilmem adı duyulmamış hangi ülkenin insanı bile 1 haftada İngilizden daha İngiliz olmayı öğrenebiliyorsa, tüm kuralları öğrenebiliyorsa, bizim eğitimli, bilmem kaç üniversite bitirmiş insanımız kendi başına iş yapamayacağını anlayabilmeli! Yoksa Pavlov'un köpeklerinden ne farkımız kalacak? Teşekkürler iyi dileklerin için. Dilek the Don Kişot :P

Kendimi dışarı nasıl atayım Hülya hanım, 1 yaşına yeni girmiş bir çocukla, yaşlı anneyle, sakat belle? Gez gez nereye kadar? Kaç ay sürecek kim bilir? Evi yeni baştan inşaa ediyorlar! Tadilat değil, inşaat diyorum yahu!!! Hem derdim sadece gürültü değil. Benim esas derdim ev başıma yıkılmasın. Biz o evi didinip,uğraşıp da meydana çıkarttık. Havadan bulunan haksız kazançla değil :((( Kaçıp gidebileceğim bir başka yer yok! Ne diyor İngiliz, evim kalemdir! Kaleme saldırı var burada, hem de en ağırından! Hemen çinilere bakmaya geliyorum... Sevgiler...

Açalya dedi ki...

Ingiltere`deki yasamin dort basi magmur olmadigini ben de cok iyi biliyorum, ben `senin yazinin` iki bolumunu kiyaslamistim zaten.

evren dedi ki...

En kisa zamanda biter umarum su insaat. Ama kazasiz, belasiz tarafindan... Keske mümkün olsaydi, minik hanimi bize kacirabileceginiz kadar yakinda olsaydik en azindan. Hos derdinizin güvenlikle ilgili kismina derman olmazdi bu ya, yine de...

Adsız dedi ki...

Dilek, çok geçmiş olsun. Gerçekten çok yıpratıcı bir durum bu. Evin orası yahu, nereye gidebilirsin ki? Dilerim çok zarar görmeden atlatırsınız.
Fatma.

Ashley dedi ki...

Annemde hergün kahrola kahrola okula gidiyor ,yurtdışında doğup büyümüş 17 yıl yaşamış biri olarak burdakileri çekemiyor katlanamıyor artık kadıncağız.Her yıl sokaklarda kanal çalşmaları oluyor.Şu an araba parkettiğmiz yerde bile 4 tane kazık çukur var ve gelen geçen herkes lanet okuyor.Belediye açmış bırakmış.Yurtdışı ile kıyaslayamayız bile.İnsana değer oralarda var ,biz burda hayvan muamelesi bile görmüyoruz yurtdışına göre.
Allah akıl versin başımızdakilere ve benide en kısa süree yurtdışına atsın .
Sevgiler
Ashley

Peri Tozu Fotograf dedi ki...

Cok gecmis olsun,Istanbula asik olan ama egitimim ve evliligim dolayisiyla Ingiltere - Almanya arasinda gidip gelen birisi olarak dondugumde ayni duzensizligi tekrar yasayacagimi bilmek uzuyor beni..

Insallah bizim cennet ulkemiz icinde gunun birinde isler iyi gitmeye baslicak.Ozaman insanlar,rahat rahat insan olmanin tadini cikaricak..Insallah

Peri Tozu Fotograf dedi ki...

Gecmis olsun

Ozgur dedi ki...

Gecmis olsun Berceste,
Seni oyle iyi anliyorum ki.Biz gecen senelerde Istanbul`a yaptigimiz aile ziyaretlerinin birinde,annemin ust komsunun `tadilat`tacizlerine maruz kaldik.Buralari ne kadar sessiz oldugunu biliyorsun.
Sila kucucuk bebek iken bu gurultude uyuyamadi gunlerce.O tatilde hicbirimiz uyuyamadik cunku Sila gunduz uykusunu alamiyinca butun gece bizi ayaga dikti!Dusunebiliyor musun?Onca planlar yapiliyor,heyacanlar yasaniliyor, kalkilip Turkiye`ye gidiliyor,onca para harcaniyor,Easyjet rezaletine katlaniliyor ama bize uc gunluk huzur cok goruluyor.Ben degil ama annem mecburen muhattap olmak zorunda kaldi ama evin sahibinin cevabi su oldu:Biz hep gurultulu ortamda cocuk yetistirdik.Birsey olmaz,bebek de alissin!!!!!Sana mi kaldi bunun karari?!Bir gun yaparsin, iki gun yaparsin. 15 gun tadilat mi olur koskoca apartmanda?Nasil sinir olmustuk o sene...Simdi beni Ingiltere`den gelen komsunun Turkiye`yi begenmez ukala kizi olarak biliyormus...Oyle bir de arkamdan fislemis beni.Kocamda yabanciymis zaten.Haydaaaa!!!!

Ne diyeyim,seni cok iyi anliyorum.Umarim bir an once tadilat biter de sizde huzura kavusursunuz.Bu arada iyi ki dogdu PonPon Hanim:)

banuca dedi ki...

Aaah ah ah, farkı öyle iyi biliyorum ki... Ben artık dağın başında oturuyorum, etrafta az ev var, ama burada bile neler oluyor bilseniz, Allahtan sık sık değil:))

Berceste dedi ki...

Şimdi oldu Açalya. İngiltere'de gördüğüm güzel şeyleri yazayım diye başlamıştım Berceste'ye. Bak ne hale geldi :(

Bitse de içim rahat olabilecek mi Evren.Deprem zaten fobimdi, şimdi ikiye katlandı. Bir de demezler mi, çoluğumuz çocuğumuzla biz oturacağız orada, güvensiz yapar mıyız hiç diye! Çıldıracağım...

Bir de kış günü Fatma. Bir git, iki git, hergün olmaz ki. Su basması mı yaşamadık. Tavanlar mı çatlamadı, neler...Özür yerine de suçlama ve suç bastırma var, ona yanarım :(

Ben herşeyini özlemiştim Türkiye'nin, İngiltere'de iken Ashley. O yol çalışmalarını, insanını... Ama bu kadarını beklemiyordum :( Yurtdışı da öyle 4 başı mamur değil. Orada da iyisi, kötüsü var. İnsan her yerde insan.Ama devletin ve yasaların bu kadar duyarsız olması... Bilmiyorum, bilemiyorum... Sevgiler...

İçimi rahatlattın Peri Tozu Fotoğraf. Aynı peri tozları gibi iyi geldi bu yorum ama aynı anda da sesler aklıma geldi ve irkildim. Yarın sabah neresi yıkılıyor gene diyerek kalkacağım. 1 aydır böyle uyanıyoruz. Sıçrayarak, korkarak...

Teşekkürler Özgür. Bebek nereye alışıyor, bebek huy değiştiriyor. Ben 1 aydır ağladığı kadar ağlatmadım çocuğu 1 senedir. Üst katta satıp giden sayın komşularımızdan, alt kattaki teyzeden ses rahatsız ediyorsa diye kaç defa özür diledim hatırlamıyorum bile. Onlar da duymadıklarını söylediler. Duymamaları normal ağlatmıyoruz çocuğu ama bu inşaat başlayalıberi, öyle çok korkuyor ki, susturamıyoruz :(((( Sizin gene 15 gün sürmüş. Karda, kışta 1 aydır çekiyoruz bunu. Bundan başka taşıyıcı olduğunu düşünüp hala araştırdığımız duvar ve yıkılan ortak bacalar da hediyesi!!!! Senin sıfatın ukala ise gene iyi. Benimki cazgır! Hayatımda hiç bu kadar dert yandığımı bilmiyorum ve derdimi kimselere anlatamadığımı da! Üstüne bir özür bile yok, bir özür bile. Katlanacaksınız biraz diyorlar!!!!! Pon pon hanım teşekkür eder doğumgünü kutlamasına...

İnsanın olduğu heryerde sorun vardır Banu, bu tamam. Ama bencillik, param var yaparım demek, gelince bam güm yürürüm, müzik açarım demek, bana hiçbirşey yapamazsın demek... Bunları diyenin de çok ünlü birisinin damadı olması... Bilmem, mezarda bile buluyor böyleleri insanı. Ne diyeceğimi şaşırmış haldeyim!

Lapis lazuli dedi ki...

Dilek, kabus gibi bu okuduklarim! Yazinin tarihi 4 subat, bugune hic olmazsa tadilat bitmistir de kafa dinliyorsunuzdur diye umuyorum ama isin obur boyutu Turkiye kosullarinda nasil halledilir bilmem, dogru yolu bulmak gercekten zor paranin nerdeyse her kapiyi actigi bir ulkede! Isin kotusu komsu olarak da yasayacaksiniz bunca tatsiz olaydan sonra ama duydum ki artik Turkiye'de komsuluk iliskileri de kalmamis eskisi gibi...
Kotu komsu ev sahibi yaptirir derler, size yeni ev aldirtacak gibi bu gidisle;-)

Berceste dedi ki...

Nerdeeeee, kabus aynen devam! Daha çoook iş var. Bu yazının üzerine neler olmadı neler... Sular mı basmıyor gün gün ayrı bir şekilde, daha duvarlar mı kırılmıyor, saygısızlığın biri bin para. Ponpon hanım iki defa boğulma tehlikesi atlattı yemek yerken sesten korkup! O Hilti denen makinayı icat edene hürmetler, kullananlara iyi dilekler!!! Koca apartman sallanıyor ki bizim binalar eski olmasına rağmen sağlamdır.
Kendileri içinde olsalar asla ve asla kullandırtmazlar. Oysa bizim tepemizde 2 makina, 3 makina çalıştığı gün oluyor! Komşu mu? Ne komşusu? O adamlardan komşu falan olmaz! Yalan söylüyorlar en başta! Bugün konuştum, küçük tuvalette boruyu duvara gömmüşler, estetik aşkına(!) 4 adetcik de dirsek atmışlar yerini değiştirmek için. Kim baksa suyun akmayacağını ve birgün tıkanacağını bilip söylüyor, ilkokul çocukları bile! Beyefendiye söyledim, bizim tepemize akacak diye... Gittim baktım üst kat tuvalet kullanmıyor dedi. Ben de kiracı onlar, yeni birisi gelince kullanmayacaklarını kim garanti ediyor dedim? Tuvaleti kapatmışlar dedi. Yoooo üstüne alçıpan koymuşlar, sonradan kullanılacak durumda dedim. O zaman ortaya çıktı ki, gidip bakmamış, ustayı yollamış ki, ondan bile şüpheliyim. Ama bana çıktım baktım diyor! İlk gün de bacalara asla dokunmayacağız demişti. Sen olsan bu insanla komşuluk yapabilir misin?
Bulunduğumuz site şimdiye kadar çok nezih ve güzel bir yerdi. Hiç böyle iğrenç olaylarla karşılaşmadık. Satanlar 39 senelik komşumuzdu. Bu zatların da aile geçmişi var bu mahallede ve ben iyi bilirdim. Yanılmışım! Ya damat bu insanlara huy değiştirtmiş, ya da hep öyle idiler ben bilememişim :(((( Öyle ki, bu yeni komşu hanım arkadaşlarımın çocukken yaşı küçük diye voleybol oynatmadığı, benim huyu iyi diye, güzel voleybol oynuyor diye yaşı bahane etmeyin diye oynattığım kız!!! Evrim mi geçirdi acaba??? Para buna kadir midir??? Burası 45 senelik evimiz olmasa evet yeni ev düşünürdüm ama dağlı gelmiş bağlıyı mı kovacak??? Dertliyim dertli, bir dokunan bin ah işitiyor bu aralar :((((

Asortik Krep dedi ki...

Benim herşeyden fazla rahatsız olduğum olay da ne biliyormusun..Böyle gelmiş böyle gider mantığı.. Sonuçta böyle olması yasak olmalı, tadilat planı diyelim ki 10 gün 11. gün belediye gelip çalışmaları kapamalı.Hatta belediyeye kalmamalı yönetici uyarmalı..Görüyorum ki hala bitmemiş :((

Berceste dedi ki...

Aynen katılıyorum sana Asortik Krep'im. Ama yönetici mi? Hangisi? Siteninki mi, apartmanınki mi? Siteninki ise daha dilekçeme cevap yazmadı. Apartmanınki dersen, eskisi evi satıp giden zat olup, apartmanın içerisine attı gitti evrakları, kimseye devretmeden. İstersen çöpe atayım diyecek kadar da pişkin bir şekilde. Yok olmasınlar diye ben eve alınca, yöneticilik de başıma kaldı! Şimdi kat mülkiyeti kanunca malikleri toplantıya çağırdım, bakalım kimler gelecek? Belediye dersen oy derdine herşeye amenna diyen bir kurum. Bence bu iş belediyelerden alınmalı, tarafsız denetim kuruluşlarına verilmeli, onlar da devlet tarafından denetlenmeli. Nasıl deprem sonrası kurullar oluşturulduysa o şekilde ciddi bir biçimde devam edilmeli. Hep deprem her an olabilir denen bir kentte bu nasıl bir gevşekliktir? Nasıl bir tutumdur, ben onu anlayamıyorum! Hani İzocam reklamı gibi eski, yöneticimiz uyuyor muuuuuu? Hangi biri????

Anne ve Bebisi dedi ki...

off off :(

Cok uzuldum :(

Evin Kedisi dedi ki...

Zaman geçmiş üzerinden umarım daha düzelme yaşanmıştır.

İnsanların altlı üstlü yaşadığı, sifon çekilse duyulan apartman hayatından, toplumun birarada olduğu şehir hayatına kadar kalabalığın olduğu her yerde kural konulmalı, sınırlar belirlenmeli ve bu da her yönüyle uygulanmalıdır.

Ama dingonun ahırı olan bir ülkede, çevreciliğin Ç sinin emaresinin okunmadığı bir zihniyetle bunları yapmak da yaptırmak da imkansız. Arsa mafyası diye çok ciddi bir kurum var Türkiye'de, kıçın sıkıysa imar planından bahset. Biz Antalya'da yaşarken turist'lere yerel halkın yaşamı ile içiçe olmak gibi salak bir düşünce yapısıyla fuhuş yapan, sabahlara kadar müzik anırtan yerler vardı, bil bakalım baş müşterileri kimdi buraların?! Neyse...

Dediğim gibi umarım düzelme yaşanmıştır...

Berceste dedi ki...

Of ki ne of Anne ve Bebişi...

Pisimciğim, dur tahmin edeyim. Başyöneticilerimizin çoluğu, çocuğu, aile efradı olmasın en çok eğlenenler? Zerre düzelme yok. Sinir katsayım gene arttı bu sabah. Bu sefer de klima takmışlar, binanın ön cephesinde, tam balkonumuzun bittiği yerde tepemize. Bütün yaz horultusunu dinler, iyi dilerimizi sunarız artık. Zira telefon açtım, rahatsızlığımı belirttim, hatun kişi der ki: belki de klimaları son teknolojiymiş ve ses yapmazmış, ne biliyormuşum ben???? Onlar bize hiç saygısızlık yapmamışlarmış!!!! Var mı üstüne söylenecek bir söz? Üstelik bu vatandaş üniversite mezunu, aklı selim bildiğim(ama bugünlerde soru işaretlerini bu noktaya bolca koyduğum) çok tanınmış bir yazarımızın torunu!

meraklı yengeç dedi ki...

Okudukça sinirlerim bozuldu hakkımızı aramak için yetkililere gidiyoruz onlar bişey yapmıyor eee o zaman herkes kendi hakkını şahsi olarak arama yoluna mı gitsin milletin saçını başını mı yolalım ne yapalım bilmiyorum. Belediye?? ne yapar yolları yıkar tekrar yapar onların işi bu gereksiz işlerle uğraşmak. Depreme gelince ancak ölü listesi çıkarmayı bilirler. Şurda bu kadar ölü şurda şu kadar ölü. Bu ülkede yaşamak her geçen gün daha zor oluyor ne yapmak gerekiyor acaba?