10 Ocak 2007

Türkiye Tatili

Türkiye'de neler yapıldı neler...

Aklım orada ve sevdiklerimde döndüm geriye.

Sevgili Aysun yenge, Nadide'm ve Hande'm hoş bir sürpriz yapıp beni karşılamaya havaalanına geldiler. Tam da karşılamaya gelenleri görüp, içimden kimse yok karşılayacak diye hüzünlendiğim sırada, bir baktım Nadide'm kolumdan çekiştiriyor. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam!
İlk gün annemle analı kuzu, kınalı kuzu geçirdik. (Bu tabir için kulakların çınlasın kuzen Nadide)

Punto amca geldi. Yazışma ile yetişmeyeleri bol bol konuştuk, bloglarımızla ilgilendik. Bize bu güzel Atatürk çiçeği ile yaşama zevkini verdiğiniz için çok teşekkürler Punto amca.

Pasaportumun süresi 3 aydan az kalmış, onun peşinde koşturdum.

Pınar ile yüzyüze tanışma şerefine nail olduk. Yazıları kadar sıcak ve tatlı biri. Yanında kalp olan peykeklerimizden yedik. Karanlık da olsa fotoğraflarını çektik. Beni kırmayıp bu güzel örtüyü de Kastamonu gezisi sırasında almış. Çoook teşekkürler.

Tijen'in pazar yazılarına bayılıyordum. Ben de annemle gittim Yeşilköy pazarına, sebzelerle, meyvalarla bol bol hasret giderdim. Gözlerim doydu yahu! Fotoğraf çekerken insanımızın ne kadar dünyalar tatlısı olduğuna bir defa daha şahit oldum. Yanıma bir hanım yaklaştı. Neden elinizde makina var ve çekiyorsunuz bunları dedi. Dedim ben yurtdışında yaşıyorum, özledikçe bakacağım :) Ayyyyy yaptı, kıyamam diye, gözleri doldu, neredeyse boynuma sarılacak bir halde uzaklaştı yanımdan. Onun da kardeşi Amerika'da imiş. Onu hatırladı!


Pasaportumu geri almaya gittiğimde atladım bir otobüse kendimi Beyazıd'da buldum. Özlemişim okulumu. Gerçi ben ana binada hiç okumadım. Önce Laleli'de sonra da Avcılar'da idi bizim bölüm. Arada Turan Emeksiz yemekhanesine kaçardık. Hukuk Fakültesinin amfilerinden birinde gösterilen cuma günü sinemalarına giderdik. Ama gene de o havayı solumayı özlemişim. Ön kapıdaki polisler izin vermediler içeriye girmeme. Ama arka kapıdakiler pasaportumu görüp ikna oldular. Amfilerde çekme fotoğraf, dediler ve izin verdiler. Böylece okulumun havasını soluyabildim!

Oradan çıkışta Süleymaniye'ye giderken gördüğüm eski evler aklıma geldi. Süleymaniye'de ne akla kelamsa bize beden eğitimi dersi yaptırırlardı. Coğrafya bölümünün içinde. Bir de dedemin vefat ettiği güne denk geldiğinden en yüksek kurdan girdiğim ama muaf olamadığım, işkence şeklinde girdiğim İngilizce dersleri için, yabancı diller yüksek okuluna giderdik. O yollardaki eski evlerin büyüsü yitip gitmiş. Ya biliçsizce restore edilip 'cafe' lere dönüştürülmüşler ya da yıkılıp gitmişler... Üzüldüm. Üniversite'ye ait botanik bahçesi olduğunu duymuştum. Tam Süleymaniye Camii'nin yanı başında imiş! İstanbul Müftülüğü yazan binaya giriyorsunuz. Dümdüz ilerliyorsunuz. Görevliye kimlik bırakıp botanik bahçesini geziyorsunuz. İngiltere'dekilere göre çok küçük ama hiç olmamasından iyi!
Bol bol annemin lezzetli yemeklerinden yedim. Ellerine sağlık anneciğim. Onları da özlemişim çok.

Goncam benden 1 hafta sonra geldi ve Çanakkale'ye doğru yola çıktık. Gittikçe bitmeyen bir yol geliyor nedense her seferinde Çanakkale bana!

Bol bol kayınvalidemin bademli baklavalarından, böreklerinden yedik. Annemle beraber beni kırmayıp mantılar açtılar. Goncamın anlattığı ama yiyemediğim yemekleri yapıp bana taddırdılar. Ellerinize sağlık anneciğim ve kayınvalideciğim!

Sahilde dolaşıldı. Biraz üşündü ama yaz günleri hayal edilerek ısınılmaya çalışıldı! Sonra TD'den özenilerek bu yaz çekilemeyen aşağıdaki kare çekildi :)


Zeytin denen sihirli varlıkla haşır neşir olunuldu. Ağaçları arasında dolaşıldı. Bol bol yenildi. Kırması, yeşili, siyahı...Bir kahvaltıda saydım, olayı abartıp sayı olarak 30'u bulmuşum! Eeee ne de olsa kıtlıktan çıktık sayılır. Benim goncaya hep söylüyorum. Zeytin sevdiğimden ailesi zeytincilikle uğraşan birisi ile evlendim, aldın beni İngiltere'ye götürdün, iyice hasret kaldım diye... O da dedi al işte sana envai çeşidi ile zeytin :)
Zeytinyağı nasıl yapılır diye merak ediyordum. Biri sulu basma, diğeri sürekli sistem iki fabrika gezdim. Hakkında kitaplardan bölümler okudum....
Pek çok güzel insan ile tanıştım.
Bayramda İstanbul'da önce babamı ziyaret ettim. Hüzünlendim... Ağladım... Sonra babaanneciğimi... Gene kırmışlar babaannemin mezar taşını :( Elleri kırılasıcalar dedim...

Sonra Ankara'daki dayım ve Şeboş sürpriz yapıp geldiler... Hollanda'daki kuzenim iki dünya tatlısı bızdığı ile geldi. Akrabalar, arkadaşlar, komşular derken önce bayram sonra da tatil bitti...
En kısa sürede tekrarı diyelim...Dileyelim...

31 yorum:

Adsız dedi ki...

Cok ici olmus bu yazi:)Turkiye'den kareler hepsi de pek guzel. Severek ve inanmicaksin hic bir satiri atlamadan okudum! Lama icin bu buyuk basari biliyorsun:)

Darisi basimiza diyorum, diliyorum!!!

Pınarın Klubesi dedi ki...

Yazını okurken duygulandım, şaşırdım, mutlu oldum, hüzünlendim, hatırladım ve daha neler neler...
Baklava ya gözüm takıldı. Ne kadar özenle kesilmiş öyle simetrik. Geometrisine bayıldım
gene gelmeni dileyelim,
gene buluşup peykek yiyelim...:)

Mutfakta Zen dedi ki...

dilek'cigim evine hosgeldin. iyi ki geldin memlekete ama denk getirip bulusamadik. neyse mesajlar ne güne duruyor degil mi ama?
güzel anilarla dönmene çok sevindim..
tijen

Punto dedi ki...

Sevgili Dilek,
Sayılı günler sayılınca bitiyor hemen. Umarım bir gün gurbet günleri de biter, sevdiklerinle bir arada bir ömür sürersin.

Berceste dedi ki...

Çok ne olmuş anlayamadım ama teşekkür ederim Lama :) Sanırım iyi birşey dedin :) Evet ya, atlamadan okumak senin için büyük aşama! Darısı başına...

Türkiye'de iken yazmaya vaktim olmamıştı Pınar'cığım. Bir kez daha teşekkürler. Bence bir dahaki gelişe sen de benimle Çanakkale civarına gel de bademli baklava yiyelim :)

Hoşbulduk Tijen. Bakarsın sen buralara bizleri ziyarete gelirsin. Olmaz mı? Sevgiler...

Aynen dediğiniz gibi Akın amca, bitiveriyor hemen. Ömürler tükeniyor... Güzel çiçeğimiz için, misafirperverliğiniz için, tüm yardımlarınız için tekrar teşekkürler. Dilekleriniz için inşallah diyorum!

E.L.I.F dedi ki...

Bercestecim hosgelmissin, cok guzel haberler getirmissin...sevindim tatilinin iyi gectigine, doping olmustur sana:) darisi basima artik:)

Adsız dedi ki...

Ben sana hic kotu birsey der miyim hic!
ici=cici ...
Lamacayi sokemeyeceksin sen anlasildi :D

Sevgi dedi ki...

Berceste'cigim yazilarini buyuk bir zevkle okudum. Merak ediyordum Istanbul'da neler yapiyorsun diye. Duygulandim okurken. Tatilinin iyi gectigine sevindim. Baklavanin gorunusunden cok nefis oldugu belli oluyor. Kim kestiyse cok ustalikla kesmis, yapanin ellerine saglik.

dilayra dedi ki...

süper bir tatil olmuş anlaşılan.. ne çok şey yapmışssın.. ben de birgün Çanakkale'yi görmek istiyorum.. Zeytinleri ağacından toplamak ve de..

arzu dedi ki...

yahuuuuu berceste sabah sabah gözlerimi doldurdun yine... İstanbula geldiğinde birdahaki sefere kesin görüşelim... yeşilköy pazarını çok iyi bilirim... yazın ancak uğrayabiliyorum. Çarşamba günleri... hemen gecelikciye... teyzem marka gecelik satıyor...süper... sevdiklerinle birlikte daha nice uzun zamanlar geçirmeni dilerim....

Adsız dedi ki...

Berceste hoşgeldin, gözü dolan hanımı okuyunca benim gözlerim doldu burada, birazdan taşacaklar biliyorum:( Güzel bir tatil geçirmene sevindim. Sevgiler.

Şeyma dedi ki...

Aaa, ne zaman döndün sen:( Ben de haber gelecek de görüşeceğiz diye 3 haftadır cumartesileri program yapmıyordum. Yoksa bilmeden kırdık da haberimiz mi yok? :(

Adsız dedi ki...

Hoşbulduk E.L.I.F, beni birkaç hafta ayaklarım yerden kesik gezdirir, sonra gene başlar hasret! Darısı tez zamanda başına...

Der misin, dersin valla, biliyorsun kızıp küsmüştüm bir defasında ;-) Kurs vermiyorsun ki Lamaca ile ilgili ne yapayım :(

Baklava kayınvalidemin eseri sevgili Sevgi. Tek tek 32 kat açmış. Arasında da badem var. İlk defa düğünde getirdiğinde tanışmıştım bademli baklava ile. Yolun Çanakkale tarafına düşerse haber et :)

Aaa hoşgeldin Dilara, ben de diyordum beni hiç ziyaret etmiyor...
Günler yetmedi maalesef. Koşturduk durduk. Zeytin için esas ekim - kasım ayları imiş hasat zamanı. O zamanı tercih etmen lazım zeytin için. Ben toplanmış zeytinlerde arta kalanları görebildim. Fakir fukara toplasın diye bırakırlarmış onları. Eh bizde yaban ellerde zeytin fakiriyiz ya :) Sevgiler...

Arzumcuğum, sen kaç İtalyalara sonra görüşelim de :P Oldu mu şimdi? Ohooo pazarda neler var neler. İngiltere'deki büyük mağazaların Yeşilköy şubesi mübarek :) Kızartmalar için özel bir kepçe var, telli. Kaç zamandır onun peşindeydim. Harrods'da falan mevcut. Pazara adım attım ve 1,5 YTL'ye karşımda! Daha ne diyeyim ki?

Aaaaa Behiye, sizi üzmek için yazmadım ama ben onları... Üzülürüm, yapma öyle! Sevgiler...

Şeyma, o da ne demek? Olur mu hiç öyle şey. Sen ne kadar uğraştın, buluşma için. O hafta patrondan izni kopartamadık, dönüşüm de Bayrama denk geldiğinden ben haber edemedim. İnan son akşam dahi bavulu sabaha karşı kapattım! Seni bekliyoruz bu taraflara...

Adsız dedi ki...

Eksi gunlerde kaldi artik kusmece darilmaca yok :)
Lamaca ogretilmez, ogrenilir!
heyt be, gunun sozu :))

damak tadı dedi ki...

Sevgili Berceste,
Senin adına çok mutlu oldum,yazılarını okurken de bir o kadar da duygulandım.İnşallah hasretliğin çok uzun sürmez de sevdiklerinle uzun süreli beraber olursun canım..

Sana ve ailene mutlu bir hafta sonu diliyorum..Sevgilerimle..

Adsız dedi ki...

sevgili berceste iyice hasret giderirsin insallah... sana birsey sorcam acab turk havayollaiyla yolculuk yaparken fazla bagaj hakkinda sinirlaa var i biliyormusun yani parasiyla istedigimiz kadar goturebiliyoruz mu acaba biliyonmu bir sorsan bilenler var mi acep ogrenirsen cok hayra geccek valla

Berceste dedi ki...

Hadi bakalım öyle olsun Lama'cığım, seni mi kıracağım? Ama sen gene de Lamaca sözlük işini bir düşün. İhtiyaç var vallahi!

Sevgili Gül, tüm dileklerin için teşekkür ediyorum, inşallah diyorum. Sizler için de güzel bir hafta sonu olsun...Sevgiler...

Sevgili adı bilinmeyen kişi(Anonymous) keşke adını bahşetseymişsin ve keşke güzelim Türkçemizi de yazarken bu kadar katletmeseymişsin! THY yetkilisi olmadığım için bu sorularına cevap veremeyeceğim.
Yanlız bilgim dahilinde olan bir şey var ki, o da İngiltere'ye girişte ve çıkışta el bagajında sıvı madde taşımanın koşulları var. İngiltere'den çıkışta bizi didik didik aradılar, hatta ayakkabılarımızı çıkarttırıp, X ışınından geçirdiler. El bagajı içinde sıvı madde varsa, bunları özel ağzı kapalı naylon torbaların(20cm x 20cm boyutundaki) içine koydurdular. Bu torbaların ebadı, yetkililer tarafından belirlenmiş en fazla 100ml ve kesinlikle BİDON boyutunda değil!!! Küçücük birşey!
Tek el bagajı taşıma hakkımız var ve hanımların el çantası bile bu bagajın içine girmek zorunda. El bagajının da ebatları yetkililer tarafından belirlenmiş halde(56cm x 45cm x 25cm) , parası ödenmiş olsa bile o boyutu ve tek parça koşulunu geçemiyorsunuz!!! Tüm bunlar bir şekilde aşıldı diyelim, ben de yolculuğum için para ödedim ve başkalarının el bagajına fazla para ödemiş olması benim bavuluma 2 gün sonra ulaşmamın mazereti olamaz!
Ne yazık ki dileğin de gerçekleşemiyor çünkü İngiltere'ye dönüşüm ile hasret başladı bile :(
Eğer merak ediyorsan kurallar da bu sitede mevcut: http://www.dft.gov.uk/stellent/groups/dft_transsec/documents/page/dft_transsec_613514.hcsp

Sevgiler...

Adsız dedi ki...

merhaba,
yorumsuza güzel yorumun için teşekkür ederim. sanırım kadın-erkek ilişkileri üzerine biraz daha çalışmam gerekiyor.:) fotograflar çok güzel. profile da hobiler kısmında fotograf görünce çok sevindim. benimde sevdiğim şeylerden biri.hatta ciddiyatırımlar bile yapıyorum sayılabilir mutfak harçlığından biriktirip biriktirip. istanbula geldiğinizde tanışırsak ve misafirimiz olursanız çok sevinirim. bunlar samimi dileklerim. sevgiler saygılar... görüşmek üzere...ayşem

evcilkedi dedi ki...

Dönüş yolunda yaşadığın aksilikler bir yana, gelip sevdiklerinle hasret giderme şansını yakaladığın için senin adına çok sevindim. Tekrarı en yakın zamanda gerçekleşir umarım... ve darısı benim gibi gidemeyenlerin başına diyorum. Sevgiler
Tülin

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

Bercesteyi de öyle bir yere yazmissin ki ,sanki daglarda BERCESTE yaziyor :)
adini artik daglara ,taslara mi yaziyorlar,ünlü oldun valla :)

Berceste dedi ki...

Hoşgeldin Sevgili Ayşem, senin blog'unu pek sevdim :) 'Yorum-suz' un senin yazının başlığı olduğunu belirtelim de karışmasın başkaları ile. İlginç bir olaya şahit olmuşsun! Fotoğraf makinam ile yapışık ikiz şeklinde yaşadığımızdan minik, taşıması kolay bir taneyi tercih ettim ben. Büyüyünce SLR'lara geçerim belki :P İnşallah bir dahaki gelişime diyelim... Sevgiler...

Merhaba Tülin. İnşallah ve darısı en kısa sürede senin başına diyelim! Sevgiler.

Eeee hocam kim TD? O yazıyı yazmayı senden öğrenmedim mi? Dikkat et sandalın üzerinde de görürsün!

serinmavi dedi ki...

Sayılı Günler çabuk geçiyor ama hasret de olmasa...Sömestri bekliyorum hasretle,oğlumla kavuşacağız diye....Yeşilköy pazarı satırların ve resimlerin ne hoş...Bizde kızkardeşlerimle 1-2 ayda bir yeşilköy seferi yaparız illa ki :) Görenler aldıklarımı sorarlar hep ''Nereden aldın?'' diye mağazadan almışım zannederek :)

İnş. seninde hasretin biter hayırlısıyla...mutlu zamanlarda buralarda olman dileğimle....Selam ve sevgilerimle...

bujene dedi ki...

günlerinin güzel geçmesine sevindim :) ne kadar güzel dolu dolu geçirmişsin bayramı. biz memlekette memlekete hasret geçirdik yine :( pek bayram gibi olmadı. ama yine de şeker toplamaya gelen çocuklar yetti bayram olduğunu anlamamıza :)

Adsız dedi ki...

Bak bu kısmını anlamadım ben Bujene... Biz yabanellerde yabancılık çekip özlüyoruz bayramları da siz nasıl oluyor da memlekette, memlekete hasret yaşamaktasınız?

bujene dedi ki...

evet biraz karışık olmuş :) bu bayram ramazan'da da olduğu gibi ailemizin yanına, memleketimize gidemedik o yüzdendir memlekete hasret olmamız :) gelen giden, kapıyı çalan olmayınca da normal günlerden farksız oldu bizim için :(

haziran'ı iple çekiyorum. bol bol tatil yapacağız inşallah, hasret gidereceğiz :)

Berceste dedi ki...

Gonlünüzden ne geçiyorsa gerçekleşmesi dileği ile o zaman Bujene'ciğim...

Şeboş dedi ki...

Dido'cugum yazıların çok ama çok güzel hele ki resimlerle renklendirmen bir harika sen bu işi ilerleteceksin seninle gurur duyuyorum.
şeboş

Berceste dedi ki...

Teşekkür ederim Şeboş'cuğum. Senden bu övgüleri almak ne güzel! Öptüm kocaman...

Gonul dedi ki...

Selam Cilek teyzemiz:-)
utanarak ilk kez konuk oluyorum buraya. Ellerine saglik tekrar, zevkle okudum. Keske vakit bulsam da hepsini gozden gecirebilsem. Bundan sonra insallah takip edecegim.
opuyoruz hepimiz

sevgiler

Berceste dedi ki...

Selam kuzen :) Bızdıklar izin verirse neden olmasın ama değil mi? Büyük ve küçük çileği benim yerime mıncırır mısın? İlk büyük çilek nedeniyle bu işe el attımdı biliyorsun! Hepinizi kocaman öptüm!

Serra dedi ki...

Selamlar,
Turkiye'de etamin bulamamaniza sasirdim dogrusu. Istanbul'da Bursa pazarina; sisli'de ve eminonunde cok var; bakabilirsiniz. Umarim bir dahaki sefer karsiniza cikar. Eger sifir etamin denilen asiri incelerinden ariyorsaniz, o biraz zor olabilir.