29 Ocak 2007

Pazar Gününden...


Geçtiğimiz pazar günü Cambridge Türk Okulu'nda gecikmiş Yılbaşı / Bayram kutlaması vardı. Minik hanımlar (bugünlerde katılan minik bey nüfusumuz biraz azınlık kalmış durumdaymış) kendilerinin doğaçlama olarak hazırladıkları bir oyun sundular.


Yaz tatillerinde gördükleri, büyüklerinden dinledikleri kadarıyla bızdıklar ''Türk Misafirperverliği'ni'' sundular çünkü! Kolonyalar ikram edildi, kahveler pişirildi, fallar bakıldı, babaannenin eli öpüldü. Benim de içim burkuldu! Sulu göz ben, oyunları sırasında gözyaşlarımı tutamadım!

Bu arada babaanneyi oynayan bızdığa da bayıldım :) Elinde tespih, örgü bile ördü! Sonra her birimizin özene bezene hazırladığı, bizim usul yiyecekler (poğaçalar, ıspanaklı börekler, mercimekli köfteler, kurabiyeler, kekler, lokumlar....) açık büfe olarak sunuldu ve ardından da dans gösterisi ile gün tamamlanmış oldu.


İngiltere'de yaşayan, kökleri başka kültürlere ait insanlar, genellikle pazar günleri olmak üzere çocuklarının, ana dillerini ve ülkelerinin kültürlerini almaları için eğitim veriyorlar. Eğitmenler bazen gönüllü olarak toplum bireylerinden biri olabiliyor. Özbek arkadaşım Rus okuluna gönüllü öğretmen olarak gidiyor örneğin.

Cambridge Türk okuluna ise Türk Konsolosluğu'nun önerdiği Mine hanım, Londra'dan geliyor. Her pazar burada yaşayan Türk aileler, çocuklarının Türkçelerinin ilerlemesi ve kültürümüze ait bilgilerin edinilmesi için Collet's College'e çocuklarını getiriyorlar. Eğitim müsteşarlığının hazırladığı müfredat doğrultusunda da dersler veriliyor, çocuklar Mine hanım ile birlikteyken, veliler de birbirini görme şansına sahip oluyorlar. Sizler de bu satırları okuyor ve Cambridge'de yaşıyorsanız, pazar günleri sizleri de bekliyoruz.


Daha önce burada yaşayıp sonradan Oxford'a taşınan Zeliha arkadaşım sayesinde okulun açılacağından haberim olmuştu ve çocuğu olan arkadaşlara haber etmiştim. Ara ara ben de etkinliklere olsun katılmaya çalışıyorum.

Okuldan ayrıldıktan sonra şehre inip eczaneye uğrayalım, benim göz damlamı alalım dedik ama sağlık ocağından reçete henüz gelmemişmiş, gıcık oldum ve çıktık oradan. Bir haftadır reçete peşindeyim.

Türkiye'deki sağlık sisteminin işleyişinden şikayet edenler, gelip bir de burayı görsünler! Eylül ayında göz için uzman doktor görmek istediğimi aile hekimime söyledim. Dedi gözlükçüye gideceksin. Evet yanlış duymadınız gözlükçü! Gittik... Oradaki vatandaş (hani doktor desem doktor değil) tamam onaylıyorum uzman doktora gitmen gerektiğini, aile hekimine mektup yazacağım dedi. Dedim zaten o biliyor, o yolladı. Dedi olmaz, prosedür bu! Doktor da hastahaneye yazacak!


Hani ölme eşeğim, ölme çayırda çim bitecek lafını bilir misiniz siz diyemedim tabii...


Doktor da hastahaneye, uzmana yazmış, mektup geldi, arayın bizi diye. Aradım. Dediler 8 hafta bekleyeceksin. Tamam dedim ama aralık ayında ben Türkiye'de olacağım ararsanız yokum, haberiniz olsun. İyi, peki dedi konuştuğum teyze. Geçen gene arayın bizi mektubu geldi. Aradım tekrar, tamam, şimdi randevu tarihini veriyorum dedi. Oh be nihayet dedim içimden 8 haftanın yarısı geçti nasılsa. İşlemi başa almış meğer, saymamış o süreci! Ne dese beklersiniz? Mart 13!!!!! Benim uzman görmek isteyişimin en başından itibaren itibaren tam 6 ay sonra... O gün es kaza hasta falan olmamak lazım!


Dedim sakinleşmek, çiçek, böcek görmek zamanı. Bakalım bir Trinity College'in bahçesinde neler oluyor. Oranın sıklamenleri ile çiğdemlerine bayılıyorum. Havalar ılık geçtiği için çıkma şansları var. Yanılmamışım! Önce güzelim sıklamenleri - ki burada sokaklarda varlar hep - sonra da çiğdemleri gördük.

Cam nehrinin kazları da bir geçiş töreni düzenlediler bize. Ara ara böyle dizilip geziniyorlar, sebebi nedir çok merak ediyorum. Sonra eğitimli olanları da özel kolej üyelerine ait kısımda otladılar :P Eeee 'kolejli kaz' olmak başka tabii :)

Trinity'nin The Backs denilen arka kapısının olduğu yerde, her sene eflatun bir halı serilir. Çiğdemlerden oluşan! İlk gördüğüm sene deli olmuştum. Üst üste kaç defa gittim, kaç kare fotoğraf çektim bilmiyorum. E-posta ile fotoğraflarını yolladığım arkadaşlarım her sene, bana onları sorar oldu. Bu sene de buradan sizlere sunmuş olayım.



Alttaki güzellik de St John's College'in bahçesinin bir kısmı. Esas bir de nergis zamanı orayı görmek var. Nergis zamanı bütün Cambridge, hatta bütün İngiltere sarı bir taç giyiyor. Göz alabildiğince nergisler her yerde, her evin bahçesinde, sokaklarda, yol kenarlarında size eşlik ediyor. Burada gördükleriniz, adını bilmediğim yere çok yakın öbeklerden oluşan bir çiçek.

Sıra şaşmıyor. Önce kardelenler (yasak olduğu için yanlarına yaklaşamadım ama bahçedekiler çıkınca burada görürsünüz onları) ve çiğdemler... Sonra sümbül, süsenler (altta gördüğünüz), nergisler en son olarak da laleler şenlendiriyor gözlerimizi... Bu yorgun ve sinirlenmiş gözlere onlardan daha iyi bir sakinleştirici bulunabilir miydi?

St John's College'de gezinirken bir baktım bu nehir gemisi birilerini gezdirmekte. Yakalamak için köprünün üzerine koştum. Aslında bu nehir gemileri ev! Bunu bozup turistler için gezi gemisi yapmışlar. Asıl nehir gemilerinin içinde insanlar yaşıyor. Her türlü konforu da mevcut. Bir defasında özel bir gün düzenlediler, sahipleri bizleri bu ev gemilerin içinde gezdirdiler. Çamaşır makinası, bulaşık makinası, duşa kabin, son model fırınlar... İçi o kadar güzel ki. Üstelik istediğiniz şehirde, nehiri kullanma vergisini belediyeye ödeyerek yaşayabiliyorsunuz. Güneşle ısıtma paneli, yel değirmeni olanları bile var. Tek dezavantajı içinin darlığı ve kapınıza kimin geleceğini bilememek olsa gerek. Yani güvenlik konusunda benim endişelerim var.



Çiçekler arasındaki turumuzu Helliboruslar ile sonlandırdık. Bu çiçeği de çok seviyorum. Taç yapraklarındaki çilleri ve mütevazi bir şekide boyunları bükük güzelliklerini saklamaları beni cezbediyor. En çok fotoğrafını çektiğim çiçekler arasında herhalde...

Niyetim Türkiye gezisi ile ilgili topladıklarımı teker teker paylaşmak idi. Sırada zeytinyağı üretimi ve yağcılık vardı. Ama ben bilgi toplamaya çalışırken baktım günü kaçırıyoruz, sizler de e-posta ile soruyorsunuz. Sonra Pınar tarafından sobelendim. Dedim artık bundan sonra ara ara yazarım. Şimdilerde Cambridge tarihi kursum başladı. Çooook ilgiç şeyler öğreniyorum. Onları mutlaka paylaşmam lazım! Görüşmek Üzere...

14 yorum:

Punto dedi ki...

Sevgili Dilek,
Oradaki çocuklarımıza bir şeyler öğretmek hele dilimizi öğretmek çok güzel. Bizim buradakilere dilimizi kim öğretecek?.
Çicekler gerçekten çok ayrıcalı şeyler. Çok güzeller. Paylaştığın için teşekkürler.

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

cekirgecigim,
bakiyorum sen bahari getirmissin,
ilk resimde ne yapiyorsun bakiyim öyle yerde halinin üzerinde :)


sudaki arkadaslar da hos cikmis hangi acidan cektin öyle, sen kesin göle falan damissindir :)


slmlar
TD

Adsız dedi ki...

Sevgili Berceste,
Bu tür etkinlinliklerin gurbette yapılması ve çocuklara kültürlerinin aşılanması çok güzel bir duygu..Emeği geçenlerin ellerine sağlık..Resimlerden de görüldüğü üzre çok güzeller hepsine maşaallah diyorum..

Sağlık sorunun bu kadar mı ağır çalışıyor orda çok yazık..Bizden de daha ileride imişler desene.))
Umarım en kısa zamanda damlanı alabilirsin canım..Şimdiden geçmişler olsun..

Bu havada bu tür güzellikleri (çicekleri) bizlerle paylaştığın içinde teşekkürler..İnan içim açıldı arkadaşlarla çiceklerini seyrettik uzun uzun..

Kaz'larda çok tatlılar salına salına yüzdüklerine göre keyifleri yerinde..)))

Paylaşımların için teşekkürler,güzel bir hafat diliyorum..Sevgiyle kalın..

Adsız dedi ki...

Satirlarini okurken o kadar cok benzerlikler buldum ki burayla,buradaki yasantimizla(bilmeyenler icin Amerika'da ikamet ediyorum )
"Türkiye'deki sağlık sisteminin işleyişinden şikayet edenler, gelip bir de burayı görsünler! " cumlesini cok sIk soyleriz.Allah'a sukur doktora cok yolum dusmedi ama ciddi sorunlar yasayan kisilerden birebir duydum!Bri ornek mi? Amerikali bir arkadasimin sorununu tam anlayamadilar, teshisi koymadan "sayili gun omrun kaldi" dediler yuzune karsi! Ne oldu? Sapasaglam turp gibi !

Sonra pazar okulunuz,biz de de var! Gonullu 5-6 arkadasin ogretmenligiyle gernis yelpazede derler veriliyor.Cocuklar normal okuldan daha hevesi bunun icin:) Boyle guzelliklere emegi gecen herkese burdan da tesekkur ediyorum, dunyanin hangi kosesinde olursa olsun...

Betul dedi ki...

Goster Dilek, senenin alti ayi gul toplayabiliyorum dedigimde inanmamislardi. Her yeri ne de guzel ciceklendiriyorlar, degil mi? Ozellikle universite sehirlerini...Ama babacigim olsa ne derdi, kokmuyor bunlar, hic kokmuyor, herkeslere boyle anlatir, kartpostal gibi ama kokmuyor oralar cicek cicek diye..Biz ispanyol arkadaslarla denizin bile kokmadigini iddia etmistik kurs hocasina karsi..Saglik sisteminde maalesf cok yavaslar, hani turk olsalar olen olur, kalanlar bizimdir diye dusunduklerini dusunecegim..Allah islah etsin,ya da soyle diyeyim Allah ellerine dusurmesin.

Berceste dedi ki...

Karınca kararınca bizler elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, belli mi olur bu konuda belki de başka çalışmalarımız da vardır. Hem belki o çalışmalar buradaki bızdıkların da işine yarar! Çiçekleri canlı görmeniz lazım, çok seviyorum onları, her bahar beni mutlu ediyorlar! Teşekkürler yorumunuz için...

Hocaaaam, yaşı benden küçük, dili benden uzun hocam! Neymiş o halı malı lafı öyle??? Cam-bridge değil mi buranın adı. Köprülerimiz var bir sürü değil mi? Helikopter kiralamadık herhalde :P

Teşekkürler Gül, araştırma konusunda ve insanca davranışlar açısından bizden daha ileride oldukları kesin! Ama sağlık sistemi resmen bize yük olma da ne yaparsan yap şeklinde çalışıyor. Grip oldun mu doktora falan gitme, ölmeden doktor yüzü anca görürsün şeklinde :P
Çiçeklerimizi gelin de yerinde görün :) Erken açtılar bu sene! Kazlar da ağa, paşa şeklinde ördeklerle kanka vaziyetinde yaşayıp gidiyorlar. Bir de otluyorlar koyun gibi, o çok ilginç geliyor bana :) Tüm güzellikler seninle de olsun... Sevgiler.

Aman aman Lama, Amerika'da bir de sigorta sistemi var galiba, Allah'tan burada otomatik olarak devlet hastahanelerinden yararlanabiliyoruz. Hatta özele bile gitmek istesek aile hekimi yollamak zorunda! O ne derse o oluyor. Alemin kralı aile hekimi yani! Ne güzel sizin bızdıkların hevesli olması, ne yazık ki buradakiler kendi aralarında bile İngilizce konuşuyorlar teneffüslerde falan! Yorumunuz için biz de size teşekkür ederiz efendim!

Aslına bakarsan ben de ilk okuduğumda nasıl yani demiştim Betül, ama senin yazından sonra etrafıma dikkat ettim, evet varlar, ama Türkiye'ye gittiğimde de baktım, orada da varlar. 7 veren gülü olsa gerek onlar!
Bu adamlar buldukları yere çiçek ekiyorlar. Neresi olursa olsun, olmayanda da saksı içinde cam kenarında var ama mutlaka bir yeşillik, bir güzellik var! Garibanlar nasıl koksunlar, hemen hemen her Allah'ın günü duş alıyorlar :) Duş alan kokar mı? Yanlız bazı nergis türleri var kiiii...Bir de bazı sümbüller... Buradaki botanik bahçesinde kokulu bahçe yapmışlar, baban gelince getir bak görsün nasıl kokuyorlar... Genlerine dokunmazsan kokar elbet!
Bu adamlar da kalan sağlar bizim mantığındalar canım... Bariz! Öbürleri gidici, niye uğraşayım ki diyorlar. Geçenlerde hanımlar diyordu, 80 küsur yaşına gelmiş diye ameliyat düşünülüyormuş da yapılsın mıymış... İçimden dedim, işsiz güçsüz, bütün işi içmek ve sağı solu kırmak olan bir adamın mı hayatı daha değerli genç diye, yoksa 80 küsur yaşına geldiği halde kendisine ve etrafına verimli olmaya çalışan bilgi küpü bir yaşlının mı? Derin konular ne diyeyim... Sevgiler...

Berceste dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
pecete dedi ki...

canım bercestem, cici bercestem; nolurr bana nergisleri gönder...resmi senden, kokusu benden.sevgiler...

Pınarın Klubesi dedi ki...

Çok güzel resimler Berceste... Ördekler de çok şirin, bir sıraya dizilmişler:)
Sağlık sistemi ise berbattttttttttt, ben her zaman son dakikaya kadar durup hadi şimdi doktora gitme zamanıdır derim en geç ertesi gün de doktordayımdır. 6 ay sonra gel ne demek ya:( Kötü bir kamera şakası gibi...
Aman aman aile hekimi istemeyiz biz..
sevgiler

Sevgi dedi ki...

Gene cok guzel fotograflar koymussun. Icim acildi. Bizim buralarin rengi genelde kum rengi. bahcelerimiz yesillerimiz de var ama cicekler alisik oldugum gibi degil. Gecenlerde esimin Chicago'da bir hastanede Bashekim olan bir arkadasi gelmisti (Misir'lidir kendisi) Ondan ve Amerika'da Hastaneye giden diger arkadaslardan yasadiklari kotu deneyimleri dinleyip cok sasirmistim. Bence teknolojinin ve bilimin yaninda insanlik da cok onemli. Bu bakimdan Kahire'de hastane'ye isi dusenlerden hep cok guzel sozler duydum. Bizim Turklerden burada dogum yapan da oldu ameliyat olan da ve cok memnun kaldilar gerek teshis ve tedaviden gerek doktor ve hemsirelerin ilgi ve sefkatinden. Allah muhtac etmesin, eksikliklerini de gostermesin.
Ben bir sey merak ettim Berceste bu ebelenmek nasil oluyor? Bir turlu kavrayamadim!

Mutfakta Zen dedi ki...

dilek'ciğim,
çiğdemleri görünce aklıma yıldız parkı geldi. orada da çiğdem tarlası vardı. tabii bizde fark o çiçekleri genelde birilerinin yoluyor oluşu! öyle de çok severiz (hoş ben de birilerinin topladığı çiçekleri satın alıyorum ya!)
bir de aklıma seninle ilk yazıştığımız günler geldi. iyi ki karşılaşmışız dedim. bugün bana en çok destek olan bir kaç dosttan birisin, biliyorsun ki önemlisin. hadi gözleri kapatalım, bir kaç sakin nefes alalımmmm...

Berceste dedi ki...

Canım Ayşem, cici Ayşem bir bak istersen bu linke ;-) Sevgiler...

Ördek değil onlaaaar, KAZ! Canada Kazı :) Ama ördeklerimiz de var elbet. Sağlık için yorum yok :P

Teşekkür ederim Sevgi. Sizin oralarda da çok güzel çiçekler bulmuştum ben. Biri Mohamed Ibrahim muzesinin bahçesinde idi, diğeri de Opera binasından Marriott otele giderken. O meyvesini yediğiniz çiçek bile ayrı bir güzelik! Benim çektiğim çiçeklerin de ana vatanı Türkiye bildiğim kadarıyla. Kardelenler özellikle, çiğdemler ve lale! Ben Kahire'ye geldiğimde en çok hasta olmaktan korkmuştum. Demek sağlık sisteminden memnunsunuz. Daha neler öğreneceğiz bakalım senden :) Seni elçi seçmeliler bence :) Amerika'da da doktor bile korktuktan sonra ne denebilir? Bak fazla merak iyi değildir ebelerim seni de :) Hadi bakalım anlat kendini...Kimsin, neler yaparsın, nelerden hoşlanırsın! Pınar'ın sitesine bakarsan esas oyunu görürsün.

Tijen'im, iyiki sataşmışım sana sıklamenlerle ilgili :) Şimdi ne zaman sıklamen görsem senin kulaklarını çınlatıyorum! Yıldız Parkı'ndaki çiğdemleri bilmiyordum... Emirgan'da yıllardır lale bayramı yapılır da, çiğdemleri duymamıştım! Senin satın aldıkların sonuçta kendi bahçelerinde o amaç için yetiştirilen çiçekler. Başkalarının bahçelerinden yolunanlar değil ki! Senin dostluğun ne kadar sıcak ve ne kadar güzel. Bunu göremeyen gözler utansın diyorum ne diyeyim????

evrenbal dedi ki...

demek private members of college only :) cok guldum fotografa, cok tatli bir kompozisyon olmus, eline saglik canim! uzun zamandir dolasamiyorum sevdigim bloglari, ondandir yazamadigim, kusura bakma :) optum canim.

Pasta Cafe dedi ki...

sevgili berceste,
resimler gerçekten de bir harika. çiçeklere bayıldım.

sevgiler.....