23 Ağustos 2006

Çocuk Milleti


Çocuk milleti bir derya, bir umman...Olmadık yerde öyle bilmiş laflar ediyorlar ki dumur olmamak imkansız.Az önce televizyonda çocukların yuvadaki hallerini gösterdiler. Uyumsuz olanların da nasıl uyumlu hale getirildiklerini. İnanılmaz şekerlerdi. Bir suç işliyorlar, kim yaptı denince büyüklerde bile olmayan koca yürekleri ile açıklıyorlar. Üstelik gayet de mantıklı açıklamalar. Biri oyuncağı kırdı. Diğeri bozuldu diye öğretmene götürdü. Öğretmen de kırılmış bu kim yaptı deyince arkadaşının adını verdi.Kırana sorulunca da açıklama gayet netti. Duvara vurunca kırılabileceğini bilmiyordum ! Öğretmen de şimdi öğrendin lütfen duvarın önüne gidip yaptığını 3 dakika düşün deyince kuzu kuzu gitti ve bir daha da duvarda oyuncak kırmadı ! Başka bir tanesi kıyafetlerini kendisi değiştiremiyordu. Kimse yardım etmedi. En son o giyindi hep, öğretmeni yapabilirsin diyordu başka birşey demiyordu. Sonra kendisine tekrarlattı. Ben kendi başıma üzerimi değiştirebilirim. Çocuk yapamam diyordu. Sen tekrarla hele sen bir dedi. İki defa tekrarladıktan sonra. Öğretmen elbeteee ben senin yapabileceğini biliyoruuuum dedi ve yavaş yavaş çocuk yapmaya başladı. İki ay boyunca uğraştılar. Kendi kendine bütün çocuklar giyinebiliyordu, sonunda o çocuğa da başarttılar! Çocuklar da 3 yaş civarı, öyle kocaman şeyler değiller, daha yeni yeni cümle kurmaya başlamışlar...

Sonra arkadaşlarım aklıma geldi. Biri oğlunun her istediğini ıh ıh mıh mıhlarından anlayıp anında yerine getirdiği için çocuk ancak böyle bir yuvaya gidince konuşmaya üstelik bir de hem Türkçe hem de İngilizce konuşmaya başlamıştı. Aynı zamanda tuvalet eğitimini alıp kendi kendine yapabilir hale gelmişti ama o gittikleri minyatür tuvaletleri de görmeniz lazımdı !

Sonuçta demem odur ki her bir çocuk işlenmeyi bekleyen ham değerli taş gibi, bir pırlanta, bir yakut, adını siz koyun. Siz ne verirseniz karşılığında onu alıyorsunuz. Ödüllendirme de çocuğun bu işten keyif almasını sağlıyor.

Bir süre önce arkadaşımın oğlu aşı oldu. Başına ne geleceğini pek algılayamamıştı. Tek söylediği " No more diseases " idi. Bunu söyleye söyleye aşı oldu. Tabi iğne batınca şaşırıp ağlamaya başladı. Annesi sevdiği yoğurtlu fıstıkları verince ağlasın mııı yesin miiii karar veremedi. O surat ifadesi o kadar masum, o kadar tatlı ve "No more dıseases " mesaji o kadar anlamlı idi ki ! Ona bir ödül de hemşireden geldi. "Bugün ben doktorda çok cesurdum " yazan bir etiket ! Gururla göğsünde taşıdı, doğrusunu söylemek gerekirse gerçekten de hak etti.

Bütün anne babaların miniklerine sabır içinde yaklaşmaları, onların sorularına cevaplar vermeleri dileği ile...

5 yorum:

ubp dedi ki...

tamam iste Fas'ta dugune yorum birakmissin.
O kadar nadir gelirsen olur oyle :)
Daha sIk bekleriz...

Bezen Hindistan dedi ki...

Yuvada konusmaya baslayan cocuktan bahsetmissin ya, aklima bir arkadasim geldi. Ona da okutacagim yazini bu aksam. Onun oglu de neredeyse 3 yasinda ve henuz konusmuyor. Kendi dilinde birkac kelimesi var, onlar ve el kol hareketleri ile anlatiyor her istedigini. Eylul basinda yuvaya baslayacak, umarim ona da yarar bu yuva, zira annesi oldukca endiseli artik bu konusamama konusunda. Sagol Dilekcim:)

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

biz daha cocukları korkutalı,uslu dırmazsan doktot amca sana iğne yapar hemde kocaman,kolundan girer ayagından çıkar gibi,yok bu çok abartı oldu :)

sana da verdıler mı bakayım öyle arma?

Berceste dedi ki...

Sayın UBP sizi ve yorumlarınızı da daha sık bekleriz :)

Bezenciğim, çocuk ık demeden ık, gık demeden gık önüne gelirse neden konuşsun ki? Bir de yabancı ülkede hangi dili konuşacağını da şaşırıyor garibanlar.Anne baba da farklı dil konuşuyorsa işler iyice sarpa sarabiliyor ama bu tamamen anne-babaya, çocuğun yapısına göre değişiyor. Tabi tüm bunlar gözlem. Annem hep der "Ergene karı dövmesi kolay gelir!" diye :) Sabır herşeyin anahtarı olsa gerek. Çünkü o yuvada 2 ay uğraştılar hiç bıkmadan usanmadan !

Sayın Bodrumlu Mr.TD,
Beni korkutmadılar pek.Arada bir banyoya kapamayı denediler de çok cazgır çıktım, mahalleli imdadıma yetişti banyodan milleti ayağı kaldırdım :) Ah keşke benim çocukluğumda da böyle armalar olsa idi. Özel hastanelere göstermelı, yapsınlar çocuklar için böyle şeyler. O yüzden anlatıyorum ya Blogumda...Güzel şeyleri bir örnek alan olsun diye...

Pirtik Evli, Mutlu ve Issiz dedi ki...

Dilek cim,

Hosgeldim,

Benim de Ingiltanya da 18 ay kalmisligim var. London cok sehir oldugu icin ben Guildford u begendim ve cogunluk orada yasadim.

Cok da ozledim oralari amma sonra sonra ziyaret edilecekler arasinda artik.

Bakalim bizim bebis neler yapacak.

Operim cok
Pirtik