29 Ekim 2012

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!


FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR NESİLLERİN YETİŞECEĞİ, AYRIMCILARIN BÖLEMEYECEĞİ, CUMHURUN YÖNETEN OLACAĞI, NİCE CUMHURİYET BAYRAMLARINA...

89. YIL KUTLU OLSUN!

26 Ekim 2012

Evinizin Bahçesinde Permakültür



Film biraz uzun ama seyretmenizi tavsiye ederim. Bir permakültür bahçesinde olması gerekenlerin çoğu düşünülerek uygulanmış. Solucan kompostundan, minik bir gölete kadar. Tüm bunların nasıl yapıldığı, evin nereden rüzgar aldığı, güneş açıları, ışık alış düzeyi, neden tavuk beslendiği, kümesin kenarına neden meyve ağaçları dikildiği, kısaca her bir adım tek tek anlatılıyor.

Böylece size minik bir de permakültür kursu vermiş oluyor.

İngilizce ile sorunuz varsa, birkaç seyredişin ardından neler olup bittiğini gene de çözebiliyorsunuz.

Keyifli seyirler dileği ile...

23 Ekim 2012

Kuzguncuk'ta Güzel Bir Bahçeden Gözlemler


Geçtiğimiz ay çok sevdiğimiz bir aile dostumuza davetli idik. Mis gibi bir havada Boğaza karşı bahçe keyfi yapmanın tadına vardık.

Nicedir bahçede hep süs bitkileri olmamalı, o kadar alan sadece göz zevkine değil, mideye de hitap etmeli, özellikle büyük şehirlerde bu bir ihtiyaç, deyip duruyordum.

''Bak bu sefer seni dinledim, süs bitkileri ile birlikte yenebilir olanlarından da aldım'' dedi can dost.


Katmer katmer açmış sardunyaların, oya ağacının yanında süs biberlerini bulmak keyifti.


Ama en büyük keyif minik, tombul karpuzları görmek oldu. Diğerlerinin varlığını, telefonda konuşmuştuk ama karpuzun adı geçmemişti. Onu görünce az sesle de olsa çığlık atmışım!


Bizim evin sebze bilir uzmanından öğrendim ki, karpuz olgunlaşınca, onu tutan sapın üzerinde tam tutan kısmın yanındaki minik çıkıntı da sararırmış, böylelikle toplanmaya hazır olduğunu söylermiş. Bilmeyenlere duyurula...


Karpuz çiçeği ile tanışmayanlar için bu güzelliği sunalım.

Böylece, süs bitkileri gibi meyve ve sebzelerin de çok güzel çiçekleri olduğunu unutmayalım.


Domatesler coşmuş bu yaz. Fideleri Antalya'dan bir arkadaşlarından hediye gelmiş. Yanlarına kadife çiçekleri de dikilmiş. Kardeş kardeş yaşamışlar ve bol bol ürün vermişler bütün yaz boyunca. Hâlâ da vermeye devam ediyorlar.



Patlıcanlar keza aynı şekilde, coşmuş da coşmuş. Hatta öğlen yemeğinde tadlarına bakmak kısmet oldu. Nefis bir karnıyarık sayesinde!



Kabaklar bol bol ürün vermeye hazırlar gördüğünüz üzere.



Daha önce, Atatürk Arboretum'unda da karşılaştığım ve adını bilemediğim bu bitki ile karşılaştık gene. Evde görevli hanım kartopu olduğunu söyledi, bugüne dek hiç meyve verdiğini duymamıştım kartopu bitkisinin!




Cevizler de oldukça bolmuş bu sene. Toplayıp bir kısmını taze ceviz olarak tüketmişler bile.


Bizim kısmetimize düşenler biberler olacaklarmış. Bizim Böcük, elleriyle toplasın diye toplamamışlar bir süredir.



Çiçekleri ile birlikte kıpkırmızı olmuş bir biber görmek isterseniz... Hatta tomurcukta olan bir çiçek daha var. Acı değillermiş.


Bu da ikinci karpuz. Diğerinin birkaç adım ötesinde büyümeyi bekliyor.


Soğanlar biraz cılız kalmışlar gölgede diye belki de. Ama bütün yaz boyunca bir güzel ürün vermiş durmuş bahçe. Hatta kenarlardaki yabani otlardan bile tanıdıklar var gördüğünüz üzere.

Erik ağacının meyvelerinden yapılma harika bir reçeli de tatma şansımız oldu bir güzel.

Hani İstanbul'da bir köşkte bunlar yapılmaz diyenlere güzel bir örnek olsun. Öyle güzel yapılmış ve öyle güzel süs bitkileri ile harmanlanmış ki, keyfine diyecek yok. Keşke bir de permakültüre göre tasarlayabilseydik. Ama ben kursa gitmeden önce ekilmişti herşey.

Biz bahçede otururken, bahçe ile ilgilenen bey de geldi. Aile dostumuzun İzmir'e yaptığı yolculuk sırasında aldığı kiraz ve birkaç başka ağacı da dikti.

Ama biz öğlen yemeğini yerken acı haber geldi, bahçe ilaçlanıyordu!!!! Ben pür telaş aşağıya inene kadar ilaçlama bitmişti bile!

Neden ilaç? diye sordum.
Bu zararlı değil ki dedi görevli, şimşirleri yiyen tırtıllar için!
Ah dedim şimşirin tırtılı için yenen diğer bitkileri de ilaçladınız yani!
Tırtıllar diğerlerine kaçıp sonra geri dönerlerdi, öyle yapmam lazımdı dedi.
Dedim şimdi 3,5 yaşındakine bir anlatın siz neden elleriyle biberleri toplayamayacağını, deminden beri onu bekliyordu!
Boş boş baktı yüzüme... Onun için zararlı değildi ki, nitekim kendisi de ne maske takmıştı, ne eldiven giymişti!

Bu yazın ilk ve son ilacı da ne büyük tesadüftür ki, bize denk gelmişti!

İki dakikada ayak üstü ben nasıl böcekle mücadelenin tek yolunun ilaç olmadığını, yıllar yılı bu işe ezber verip yapmış birisine anlatabilirim ki diye düşündüm. Önce konuşmak üzere ağzımı açtım, sonra baktım çok fazla zaman ve efor gerektirecek, sustum!

Olan bizim bahçe keyfimize oldu. Öğlenden sonrayı balkonda, Boğazdan geçen vapurları sayarak geçirdi evin böcüğü.

Dilerim bir sonraki seneye bahçenin tasarımını hepbirlikte yapıp, ilaçtan, böcekten uzak tutarız ve daha çok ürün alırız. Şehirde bu bahçelere çok ama çok ihtiyaç var.

Bu bahçenin de diğerlerine örnek olması dileği ile...

21 Ekim 2012

Pencere Önü Bahçesi

Kabuklarından ya da atılan parçalarından yeniden doğan bitkileri duyuyordum ama hiç hayata geçenini görmemiştim. Taaa ki, bu web sitesinde görene kadar. Çocuklarına evde eğitim veren Güney Afrikalı bir anne, adına da pencere önü bahçesi deyip, bir sürü bitki büyütmüş. Aralarında ananası görmek, büyük sürpriz oldu benim için. Bu aralar tatlı patatesleri kıskanasım var!

Ardından, mutfakta siyah havuç suyu sıkarken aklıma geldi, ben de baş kısımlarından en iri olanını gözüme kestirip kenara ayırdım. Bizim mutfağın camında çok yer olmadığı ve olan yer de annemin çiçeklerine ayrıldığı için sadece tek parçacık!

Konserve kavanoz kapağına, biraz su koyup oturttuğum arkadaş yerini sevip büyümeye başladı. O büyüdükçe, her görüşte sevindim. Ben de bilgi olarak büyüdüm onunla.

Bir ayın sonunda epeyce dal budak sarmıştı. Böylece ilk defa yakından havucun yaprakları neye benzer görmüş oldum! Kaç defa topraktan çekip de bir havuç yedik ki hayatımızda? Nasıl bilebilirdim bahçem olmadan!

Ne kadar çok maydanoza benziyor yaprakları değil mi? Bu da size hangi aileden geldiğini anlatıyor olsa gerek!

Bizim siyah havucun alt kısmında fotoğrafını çekmeyi unuttuğum ince ince beyaz kılcıklı kökleri de vardı. İlk Permablitz bahçemiz yapılırken, oraya ekilmek üzere büyümüştü bile. Ama zamansız ekilmesi ve sulanmasının eksik kalması onu hayata tutunduramadı. Bu aralar bir daha denenecekler arasında. Bakalım evde bir havucumuz olabilecek mi?

Sonra herkesin çok sevdiği ve evinde illa bir avokado bitkisinin bulunmasına sebep olan avokado çekirdeklerini filizlendirmeyi denedim. Ama ilk meyvesinden çıkartıldıkları zamanı kaçırmıştım. Bir gün gecikme ile suya konulabildi garibanlar. O sırada birisi pörsümüştü bile ama sanki yeşillenecekmiş gibi uç verdi. Sonrasında da küstü gitti. İki çekirdek de yeşillenmedi. Avokado dişi ve erkek bitkiyi birarada büyütmeyi ve ona göre çiçeklerinin döllenmesini istiyor. O sebeple evde bir avokado bitkim var deyip meyve beklemeyin. İki farklı cinse de sahip olmanız gerekiyor. Biz birine de sahip olamadık, ikinci denemeyi bekleyeceğiz artık!

Bu arkadaş da zencefil. Yaklaşık 15 gün içerisinde bu kadar büyüdü. Bakalım akıbeti ne olacak? Geçen gün markettekiler de filizlenmişti. Tomurcukları üzerinde idi. Birisi alıp da bunları ekse keşke dedim içimden. Alırken gözleri olanları seçerseniz daha kolay filizlendirirsiniz.

Bizim ufaklığın boya kalemlerinin ucu bitince epeyce kalemi aynı anda açmak durumunda kaldım ve aklıma malç olarak kullanılabilecekleri geldi. Evet uçlarında boyalar da duruyor ama bu sefer yenebilecek bir bitkiyi değil de sardunyayı seçeyim dedim. Gittim balkondaki sardunyanın dibine yerleştirdim. Bakalım işe yarayacaklar mı?

Bunlardan başka neler yapabilirim derseniz, fasulyeler, nohutlar, mercimekler sizi bekler. Çok kolaylıkla çimlendirebilecekleriniz arasındalar biliyorsunuz. Çocuklarla en güzel deney onlarla yapılıyor.

Bunun yanında çilekler ortadan kaybolmadan üşenmeyip çekirdeklerini cımbızla üzerlerinden toplayıp çilek büyütmeyi deneyebilirsiniz.

Limon ve portakal çekirdeklerinden ekebilirsiniz.

İğdeler bitti bitecek, onlardan deneyebilirsiniz ama daha uzun sürer yukarıda verilen örneklere göre.

Ananas aldığınız yerden yeşil kısmını da isteyip, evde köklendirebilir, sonra da saksıya ekebilirsiniz. Biraz iri kıyımdır kendisi ama iç mekanda ananaslarınız olabilir!

Kerevizin yeşil saplarını atmayıp toprağa ekerek büyütebilirsiniz.

Bu linke tıklayıp, benzer paylaşımlar yapanların yazışmalarını okuyabilirsiniz.

Sonra da bizlerle sizin evlerdeki durumları paylaşabilir misiniz? Bakalım pencere önü bahçeleri el verip yayılacak mı? Bu işi sevecek misiniz ve evlerde neler büyüyecek?