28 Kasım 2012

Pİ 8 - Halkalı Bahçe Permablitz


Gürpınar'daki Permablitz'e katılan ev sahibimiz, oradaki çalışmadan, kurulan dostluklardan çok memnun kalmıştı. Kendi minik bahçesine oradan aldığı fideleri ekip, çocuğu gibi büyütmeye başlamıştı. Sonbahardaki tanıtım toplantımızın ardından, bize de gelin ricasında bulundu ve aday bahçeler arasına girdi. 

Tüm bahçeler belirlendikten sonra, tasarımcılar gönüllü oldu ve ekipler kuruldu. Bu bahçenin ekip başı da ben oldum. Permakültür Tasarım Kursu mezunu iki arkadaşımızla birlikte elele vererek, tasarımı tamamladık ve bahçe sahibinin onayına sunduk. Çalışmalarımıza daha önceden katılmamış bahçe sahipleri, genelde bu kısmı hiç anlamayıp, peyzaj ile karıştırabiliyolar. Oysa biz bir tasarım yapıyoruz ve o tasarımın bileşenlerinde permakültür ilkelerine bağlı kalınıyor. Sonuç olarak da yenilebilir bitkilerden oluşan bir bahçe ortaya çıkıyor.

Bahçe sahibimiz, daha önceki çalışmalara katıldığı için bizleri anlamaya daha yatkındı. Bunun bir sebebi de bütün yaz boyunca hasat ettiği, Kasım ayının sonunda bile elinde gördüğünüz ürünleri aldığı bir sebze yatağı yapmış olması idi. Ayrıca geçen hafta Naturel fuarı kapsamında,  bizlerin hocası Mustafa Bakır'ın Permakültür'ü anlattığı konferansa katılıp, işte bu, daha çok şey öğrenmem lâzım da demişti. Permakültür'ün sadece bahçe ile sınırlı kalmadığını anlamıştı.

Sabah bahçeye vardığımızda, birkaç gündür yağan yağmurun etkisi ile neredeyse betona dönen bir toprak ve sıcak çaylar bizi bekliyordu. Herkes minik bir sohbetle birbiri ile tanıştı. Halka olup aramızdaki yoga hocası arkadaşımızın yönettiği ısınma hareketlerini tamamladık. Hatta sakat bel ile ben bile rahatlıkla yapabildim bu hareketleri. Ardından dar alanda birbirimizi sakatlamadan nasıl çalışmamız gerektiğini, acil durumda ne yapmamız gerektiğini ve tasarımı anlattım. Veeee başladık!


Önceki sene bahçıvanlık kursunu tamamlayan ve ZTBB'nin gönüllü bahçıvanı olan İsmet hanım, güllerin nasıl budanacağını gösterdi bizlere. Bu, bizim İsmet hanımdan özel ricamız idi. O bölgeden çıkartılacak 3 gül fidesi vardı, tam inşaa edeceğimiz iç kısmı anahtar deliği şeklindeki yükseltilmiş yatağın ortasında idiler zira. Budanan dalları ayırıp, yeniden fide oluşturması için toprağa ektik.


Gül fideleri yerlerinden çıkartılırken, toprağın sertleşmesi sebebiyle ve de yaşlı güllerin köklerinin sağlamlığı sebebiyle biraz zorlandık.


Yan bahçede minik bir havuz vardı, böylece bahçede sevip, istediğimiz canlıların su ihtiyacını düşünmemize gerek kalmadı.


Malç yapmak üzere saman bulduk. Altın bulmuş kadar sevindik. Aslında elimizdeki malzemeyi değerlendirmek birinci amaç. Şehirde kolaylıkla bulabildiklerimizi kullanıyoruz. Ama arada minik denemeler de yapıyoruz. Bir önceki bahçede kullanılan biçilmiş çimler de altın değerinde, hatta daha da değerli bizler için.


Bir altın daha bize... Halkalı solucanlar! Bahçe dostu onlar. Toprağın içerisindeki biyolojik dönüşümü sağlıyorlar ve gübreleri çok değerli yetişmekte olan bitkiler için. Seda en tombul olanını buldu gülleri yerinden çıkartırken.

Gördüğünüz üzere bizim altınlarımız insana dost, çevreye dost, zararı yok kimseye, aksine faydası var ve yok edici değil, yapıcı şeyler.


Bir önceki bahçede de yapılan yükseltilmiş yatağın aynısını tasarlamıştık biz de, üstelik birbirimizden habersiz olarak. Zaten her bahçe için ona uyan metod seçiliyor. Bu metodlar zaten varolanlar, biz sadece sistemi kurmaya çalışıyoruz ve varolan kaynaklardan yararlanıyoruz birincil olarak. Ama bazı şeyler var ki, var olsalar da biz yapmıyoruz. Çok elzem değilse çapa yapmıyoruz, toprağı sürmüyoruz mesela. Onun yerine malç malç malç ya da kes bırak diyoruz. Amacımız toprağın verimli üst tabakasını kazanmak, erozyona uğratmadan yerinde tutmak ve daha da fazlasını ilave edebilmek. Sürdüğünüz zaman toprak kaybına, erozyona yol açıyorsunuz. Her seferinde bunu yaptığınız için de toprak serumla beslenir gibi suni gübreyle, zararlılara karşı ilaçla beslenmek zorunda kalıyor. Oysa biz toprağı güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Bu bahçede kısa vadede çözüm üretmemiz gerekiyordu. Zira bahçe sahibi epey yoğun çalışıyor, devamlı uzak ülkelere gidiyor ve en kısa zamanda da o alandan yiyeceğini elde etmek istiyordu.

Elimizde ağaç dalları vardı, bol bol yaprak vardı. Sitede kullanılmayan taşlar vardı. O sebeple bunları kullanarak yatağı oluşturmak ve içindeki alanda da hugelkültür yapmak istedik.

Tesadüfen aramızda mimar arkadaşlarımız vardı ve onlarla yere yatağın şeklini çizdik. Yatağın dış kısmı daire, içi ise anahtar deliği şeklinde. Anahtar deliği, içeriden ekim yapılan alana kolayca ulaşmayı sağlamak için. Ama biz o kısma kompost yerleştirdik. Afrika'da uyguladıkları gibi. Böylece içeriden oluşan yeni toprak ile yatağı beslemeyi hedefledik. Aynı zamanda kompost yapmak için satılan hazır kutular yerine, daha uygun fiyattaki bir malzeme ile işi bitirdik hem de daha az iş yaparak, fonksiyonel olarak.


Şansımıza o gün ''Sürdürülebilirlik'' üzerine İtalya'da yüksek lisans yapan ve de daha önce pek çok permakültür eğitimine katılmış bir arkadaşımız da bizlerle idi. Toprağı özledim diyerek canla, başla çalıştı. Yukarıdaki fotoğrafta yatağın dış hatlarını neredeyse tamamlanmış halde iken görüyorsunuz.


Güneşi bulacağım diye evinden kaçan asmayı, çam ağacının tepesinde yakaladık. Dön evine, annen seni bekliyor dedik ve budayarak, yan komşu ile çit yapılacak alana tutturduk. Asma uzadıkça bu çite sarılacak ve evinden bir daha kaçmayacak. Bu alana daha sonra espalier yapılmasını da düşünüyoruz. Cüce elma ağaçları dikip, ev sahibimizin yan komşu ile çit oluşturmasına yardım edeceğiz. Türleri seçerken de farklı mevsimlerde ürün veren elma türleri olmasına dikkat edeceğiz.


Budandıktan sonra isteyenlere dağıtılmak üzere ölmesin diye saksıya yerleştirilen gül çelikleri...


Bir ekip yükseltilmiş yatağı hazırlarken, diğer ekip asmaya dön evine derken...


Ortadaki kompost alanını da yerleştirdikten sonra budanmış ve yaklaşık 1,5 - 2 aydır bekleyen dal parçalarını hugelkültür yapmak üzere düzgün bir şekilde yaymaya çalışıyoruz. Bu dal parçaları(aslında kalın kütükler olsaydı daha iyi idi elbet) kışın bol bol su içecek ve yazın da içtiği suyu iade edecek. Aynı zamanda azot da vererek bitkileri besleyecek.


Dalların üzerine bol bol yaprak ekledik. Tırmıkla ben bile çekiştirdim toplamak için. Çok zevkliydi. Yaprakların üzerinde zıplamak en sevdiğim şey zaten ama artık belim izin vermiyor o ayrı...


Gitgide yükselen bir yatak oluşturduk. Ev sahibimizin de beli benimki gibi sorunlu. Bu yatağı seçme sebeplerimizden birisi de bu. Yere çok fazla eğilmeden çalışabilecek. Tam bu noktada yani yükseltilmiş yatağın yukarıdaki fotoğrafının ardından, bütün gün taş taşıyan, el arabasını oradan oraya koşturan Mehmet ben ACIKTIM dedi. Baktık haklı, gelmiş mola vakti, kuruldu sofra...


Herkes gönlünden geçeni getirmişti paylaşmak için. Gene harika bir sofra kuruldu. Ben de artık gelenekselleşen elmalı kekimle katıldım bu sofraya. Bol bol yedik, içtik sohbet ettik. Yeliz, ben misafirim dememiş, taaa İtalya'dan gelmiş haliyle eli kolu dolu yanaştı masaya... Harika idi bu paylaşım harika!


Yemekten sonra son katman olan malçu yani samanımızı da yerleştirince, ilk fidemizi dikti Seda. Ardından hepbirlikte yatağın ev sahipleri olan pazı, ıspanak, marul fidelerini ektik. Havuç tohumlarını serpiştirdik. En son da Seda yanında hazır getirdiği tohum toplarını verdi. Aslında orada bir tohum topu atölyesi yapacaktık ama vakit kalmadı. Tohum toplarının içerisinde tesadüfen baklalar vardı. Başka bakla tohumu bulamadığımız için bakla da acil ihtiyacımız olduğu için bu tohum topları da birer altındı. Baklanın köklerinde azot bağlayan bakteriler yaşadığı, bu yatak da ilk aylar azota ihtiyaç duyacağı için bakla ekmek istiyorduk. Denk geldi. Seda tüm çözüm üreticiliği ile yetişti imdada. Onun dilinden bu bahçeyi dinlemek isterseniz Toprağın Kızı burada.


Bahçenin en çok emek harcanan kısmı ile bir hatıra fotoğrafı çektirelim dedik. Anahtar deliği şeklindeki yükseltilmiş yatak, eve doğru baharat bitkilerinin ekileceği alanla birleşiyor. Bu alan kenar etkisini arttırmak için su dalgası şeklinde.

Ev sahibimiz bitki çaylarını çok seviyor. Onları yetiştirecek su dalgalı alanda. Halihazırda Gürpınar'daki bahçeden aldığı adaçayı ve melisa vardı zaten, onları ektik. Mevsimi olmadığı için başka birşey ilave edemedik ama mevsimi geldikçe hem yenebilir çiçekler, hem de baharat bitkilerini kendisi yerleştirecek. Evinden dışarıya elinde sıcak su olan bir fincan ile adım attığında hemen toplayabilecek. Mis gibi çay kokusu geliyor bunları yazarken bile burnuma...

Yukarıdaki fotoğrafta solda gördüğünüz kısım ağaç ağırlıklı. Baharda bazı ağaçların o alandan çıkartılmaları gerekiyor. Çalı tipi daha kısa boylu meyve veren ağaçların yerleştirilmesini düşündüğümüz yağmur suyu hendeği bölgesine aktarılacak frenk üzümü var mesela aralarında.


Herkes sanat eserine bakar, biz de karşısına geçip anahtar deliğine baktık bol bol. Hayal kurduk yeşillenmiş, ürünler çıkmış halini. Mis gibi toprak kokan kompostu...


Tohum toplarımız bize el salladı günün sonunda. Yorgun ama mutluyduk çok.

Bu haftasonu, hatta Perşembe ve Cuma günü de dahil olmak üzere 4 gün boyunca, Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali'nde buluşuyor, ilgi duyduğumuz filmleri izliyoruz.

Bir sonraki haftasonu da Hayal Edip Ürün Biçme Atölyesi'ne katılıyoruz. Bu çok değişik bir atölye olacak. Sadece toprakla değil, permakültürün insan ilişkileriyle olan bağlantısını birebir göreceğiz. Daha fazla şey anlatmayayım, kalan kısım sürpriz. Anca katılanlar öğrenebilecek bu hoş ve güzel sürprizi. Kaydolmak için acele edin, yerler kapandı kapanacak, benden söylemesi...

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Okurken tekrar yaşadım .Anlatımın ve resimlemen harika....İsmet

Berceste dedi ki...

Ellerinize sağlık İsmet hanım. Bizlerle birlikte olduğunuz için teşekkürler.

Fikret dedi ki...

Ellerinize sağlık. Gözüm gibi baktığım fideleri asıl olması gereken yerde görmek çok güzel.

Berceste dedi ki...

Mini mini bebekler onlar. Eline sağlık bakıp büyüttüğün, gözlerinin içine baktığın için. Teşekkürler bu bahçeye verdiğin için. Grup içerisinde adım adım izledik üstelik nasıl büyüdüklerini :)
Seda'ya da ayrıca teşekkürler bisikletle senden alıp bahçeye kadar getirdiği ve elleri ile diktiği için. Tam Toprağın kızı o :)

Benden Bizden dedi ki...

Bayıldım hepinize. Ekip harika, ev sahibi harika, bahçe muhteşem. Ellerinize yüreğinize sağlık :)
Ben de sıraya girmek istiyorum :P

Asortik Krep dedi ki...

Çok güzel bir çalışma ,tebrik ederim.

Oglak Kizlari dedi ki...

İmece herzaman güzeldir.
Dalyan daki bahçede agırlarmıyım, agrlarım sizi.

hayalci anne.

Adsız dedi ki...

Ellerinize saglik guzel insanlar,
Basak

Berceste dedi ki...

Darısı başına BB :) Teşekkürler.

Teşekkürler Asortik Krep'im :)

Orası çok uzak Çiğdem. İstanbul'da varsa bahçen, önce gel, katıl aramıza, neler yapıyoruz bak, bunlar tamamdır diyorsan da gelip senin bahçeni yapalım. Ama İstanbul'da olsun...

Teşekkürler Başak. Sen de güzel insansın :)

Evin Kedisi dedi ki...

Gerçekten de ne güzel! Bravo!

Berceste dedi ki...

Pisiciğim, sizin bahçeye daire şekli siğmaz belki ama malç uygulamasını kesinlikle yapmalısın. Malç uygulamadan önce alt kısmı beslemen gerek. Yeşil gübre sizin orası için iyi olacaktır. Azıcık okuma kısmını sana bırakıyorum. Sizin şartlara göre bak biraz bu tarz kaynaklara ve uyanını uygula, bu sene su faturanız kabarmadan yiyin domatesleri, su altın sizin oralarda ;-)

Nar cicegi dedi ki...

Eferin size.. Bunu da cok begendim bak..
:)