17 Ekim 2011

Taş Fırında Soğanlı Pide ve Kabaklı Pizza

Herşey Meyvelitepe'nin taş fırında pişirdiği pizza ile başladı! Aylardır, aaaah o pizza çok güzel görünüyordu, kayınvalideme gidince yapmalı dedim durdum.

Yaz tatilinde de kayınvalidemlere gider gitmez, sizin fırında pizza yapmamız lâzım diye bıdırdanmaya başladım hemen!

Eşim de anne ben soğanlı pide istiyorum demeye başladı.
Böcük una bulanma işini çok sevdi, daha önceden babaannesi ile kurabiye, poğaça ve cücük böreği denemeleri oldu. Haydi yapalım, noooooolur babaanne demeye başladı.

Birgün bizler bahçede otururken, kayınvalidem elinde koca bir kap hamurla çıkageldi! Bu senin dedi. Nasıl yani demeye hacet kalmadan, bu da benim diye bir başka kabı getirdi. Seninki pizza için, benimki bizim oğlanın soğanlı pidesi için!
Meğer bizden habersiz sürpriz olsun diye hamur mayalamış!

Soğanlı pide için de iç hazırlamış. Bol soğan(salata soğanı gibi uzun uzun doğranmış), tuz, domates, bol nane ile soğanı yağsız tavada haşlamış.

Bir miktar hamuru yağlanmış tepsiye koydu, eliyle bastıra bastıra içine yaydı. Üzerine hazırladığı içi boca etti. Onun üzerine de kalan hamuru gene hafifçe bastırarak hazırladı ve serdi. Sonra da kesti. Çörekotu, susam, nane serpti.
Fırına gelince...

O ayrı bir uzmanlık konusu.

Önceden toplanan dallarla ateş yakılıyor, sonra daha kalınca odunlarla besleniyor. Ateş iyice kor halini alınca da o korlar öne çekiliyor, içi ısınan fırının içine pişirmek istediklerimiz atılıyor. Öndeki közün üzerine de gelsin patlıcanlar, gelsin biberler...
Ben pinpirikliyim diye kayınvalidem bizim pizzalara da tepsi getirdi. Doğrudan fırının içine koydurmadı. Zaten köz öne alınınca, fırının içi de ıslak bezlerle bir güzel siliniyor!
Isı dışarıya kaçmasın diye tahta parçaları ile fırının ağzı kapatılıyor. Bu kısım profesyonel bilgi istiyor. Fırının ısı ayarını o yılların deneyimi ile biliyor. Ne çok fazla, ne çok az! Tüm bu pişirme usulleri, doğma büyüme şehirde yaşayıp hiç köye gitmemiş, gitse de böyle şeylere hiç dikkat etmemiş benim bilgi dağarcığıma yerleşememiş. Benim için fırın hep mutfaktaki beyaz gaz ya da elektrikle çalışan, üst kısmı tüple yemek pişiren bilmem hangi marka fırın oldu...

Oysa geçenlerde NTV'de Türk yemekleri üzerine bir program vardı. Orada fırının öneminden bahsediliyordu. Bizim kuzinelerden(ne güzel kestane, patates, börek pişer o kuzinelerde... Anneannemin kuzinesi hâlâ gözümün önünde), böyle taş fırınlardan, hatta elektrikli halk arasında davul diye bilinen fırından. Onların Türk yemeklerine uygunluğu, Amerikan kültüründen(öyle bir kültür mü var acep?) kopyalanan fırınlarda pişen yemeklerin de o tadı vermediğinden sözediliyordu.
Neticede pişen soğanlı pide böyle birşey işte...

Lezzetini de ne siz sorun, ne ben söyleyeyim...
Mayalı hamurun mayasını da evde yapmayı denemiş olsaydık, bu pide benim için çok daha değerli olacaktı o da ayrı mesele. Bu kısım insallah seneye denenecekler listesine yazılsın...

Gelelim bizim pizzamsıya...
Hamuru tepsiye güzelce yaydım. Biraz kalın olmasına da aldırmadım. Hem pide hem de pizza çok fazla idi aynı güne. O yüzden bir tepsi daha çıkardı o hamurdan ama ziyan olurdu. Ben bulduğumu tepsiye attım ve bastırarak yaydım.

Minik doğranmış domateslerden sos yaptım. Halka halka doğranmış soğan, zeytin, dilimlenmiş kabaklar, dilimlenmiş biberler, hatta biraz sarımsak bile attım üzerine.
Sonra bol yumurtayı peynirle çırpmaca...

Eh yumurtalar serbest gezen, özgür kızlardan. Gıdaaaaak sesinin ardından böcük bile öğrendi. Babaanne yumurtladı galiba, haydi gidip alalım demeye başladı.

Ne diyorduk, yumurtayı peynirle çırpmaca ve tüm malzemelerin üzerine döküp pidelerle yanyana fırına vermece...

Bir tepsiye de artan bir parça hamuru ekmek niyetine koyuverdik...
Bu da sonucu...
Neymiş?
Oralarda hiçbirşey ziyan olmazmış...

Nedenmiş?
Paylaşılırmış!

Eh şehirde de oturduğum yerde durum aynı. Kim güzel birşey yapsa komşusu ile paylaşır. Kayınvalidemlerde komşular zaten aynı zamanda akrabalar.
Gelin yaptı deyip onlar pizzanın tadına bakarlarken, ben soğanlı pideleri yemekle meşguldüm o ayrı...

Sevgi hamura, hamur fırına, fırından da sofraya geldi o gün!

12 yorum:

MeRaiL dedi ki...

Abooo cok leziz gozukuyor, oraya ucmak istedim.. :P
Agzimi sulandirdin bee, bu kotuluk diye ilan ediyorum.. :P
Saka bir yana hersey cok guzel gozukuyor, gercektende koy hayati cok farkli, o firinda yapilan yemegi tadi hic bir yerde bulunmaz ya.. :)
opuyorum

ayçobanı dedi ki...

Uff uf ufff :) Dilek bu soganli pideyi Almanya'da tam da bu mevsimlerde sira ile birlikte tuketilmek uzere cokca yaparlar. "Zwiebelkuchen" olarak adlandirilir ve bayilirim. Bu sene pek yiyemedim midem sogani kaldirmamayi tercih ediyor ama artik seneye. Hos bu seneyesi yok, malzemeler her zaman var, her zaman yapilabilir de iste sira ile bir klasik ya Alman kulturunde sanki sadece sonbaharda yenilir gibi :)) Ama boylesi bir firindan cikanin tadi bambaskadir mutlaka. Oh oh ohh.

munevver dedi ki...

Benim taş fırın hayalim de gerçek olur inşallah Dilek. Yemeklerin lezzeti ne kadar değişiyor değil mi?

Soğanla peyniri biz de çok kullanırız. Hatta Arnavut Böreği yaptığımızda yarısına soğanla peynir karışımı koyarım mutlaka. Birbirine çok yakıştırırım. Yazını görünce aklıma geldi yine. Dur, bir hamur yoğurayim da yarısı pırasalı, yarısı soğanlı Arnavut Böreği yapayim.

Maillere bakar mısın, senden de yanit bekliyorum.

Sevgiler.

Berceste dedi ki...

Uzaklarda olunca böyle oluyor değil mi Meral. Olsun ama fırın kısmı hariç orada da yapabileceğin şeyler, bak o kadar da kötü değilmişim :P O fırında pişen et en güzeliydi :) Esas görüşemeden en yakınımdan, en uzağıma gittin ben ona yanarım :((( Biz de seni öpüyoruz.

Senin bunları görmemen lâzım Ayçobanım :( Bilerek değil bak, sırası geldi yazdım :( Oradakileri merak ettim şimdi ben. Almancam da yok ki çözeyim tarifi... Niye ise babamların tarafta da babamın âdetin böreği dediği, gene soğanlı, gene mayalı hamurlu ama değişik bir börek var. Soğanla birlikte bol nane de konuluyor onun içine. Böreği aralıyorsun kat yerinden, içine sirke serpip öyle yiyorsun! Hani patates kızartmasına da sirke dökülür mü, deli bu İngilizler deyip sonra sevmem gibi, o böreği de sonradan sevmiştim :) Dikkat et, ben de çay içemeyip içemeyip sonradan çay tiryakisi oldum(oysa eskiden kahveciydim çok feci, o dönemden sonra değişti böyle oldu) sen de soğanlı börek tiryakisi olma :) Sevgiler bizden...

İnşallah Münevver hanım. Sizin eliniz bahçeye değmeden saksı içinde bile harikalar yaratıyorsunuz, bir de bahçeye değse kim bilir neler olur? Sonra onlar taş fırında pişer... Ah ah...
Eh sizinle memleketdaş sayılırız(benim atadedeler heryerleri gezmişler nasılsa :)) dolayısı ile soğanlı börek çeşitleri Ayçobanına söylediğim gibi bizde de var ama sizin elinizden yenmez de kiminkinden yenir bilmem! O gün gelebilirsem(buradan da cevabımı vermiş olayım, biliyorsunuz ben önceden program yapıp hiç onu tutturamıyorum, günü gününe yaşıyorum!) isterim de isterim :)
Sizi çok özledik, sevgilerimizle...

Selen dedi ki...

offf of.. agzimdan hala sular damliyor. Su soganli pideyi ben de deneyeyim hafta sonu. pizza da ayri guzel, kabakli, peynirli falan.

Meyvelitepe dedi ki...

Afiyet olsun:)Taş fırının hali bir başka, her şeyi nasıl da cazip hale getiriyor. Kuzineler de çok zevklidir, nur içinde yatsın anneannem hamursuz denen bir ekmek yapardı kuzinede, tarifini almamış olmamız ne yazık!

Oglak Kizlari dedi ki...

Darısı başımıza ne diyelim.

Kıskanç anne Çiğdem

Berceste dedi ki...

Selen, senin yaptıklarını okuyunca da ben aynı durumda oluyorum haberin olsun :) Sen daha da güzelini yaparsın eminim.

Valla aklımda hala sizinki var Meyvelitepe :) O görüntü gözümün önünden gitmiyor. Elinize sağlık. Nur içinde yatsın anneanneniz. O tarifler şimdi ne kadar değerli değil mi? Belki geleceğe bırakacağımız en değerli, en güzel miras onlar!

Darısı başınıza olsun Çiğdem, sen iste, biz dileyelim :)

Ashley ★ dedi ki...

Oha yaaaaa :( Oooooff ooooofff

Berceste dedi ki...

Ash, iyi birşey dedin, küfretmedin değil mi? :D Alem kızsın vesselam :D

Arnavut Cigeri dedi ki...

Koy hayatini her zaman sevmisimdir ama o kadar seyrek gidebiliyorum ki :( Bu soganli pideye ve de fotograflara bayildim. Paylasim icin tesekkurler.

Sevgiler

Berceste dedi ki...

Ben de yorumunuz için çok teşekkür ederim. Dilerim ki, daha çok gidebilin köye ve dilerim ki, bir gün birlikte yiyelim bir soğanlı pide :) Sevgiyle...