30 Nisan 2010

Florya Atatürk Deniz Köşkü

Aylardan Nisan olunca bu yazıyı yazmadan duramadım. Esas hedefim 23 Nisan'a yetiştirmekti ama evin küçümeninin bana ne kadar izin verdiğini, eski yazımın tarihinin 1 ay öncesine ait olduğunu farkettiğimde anladım!

Çocukluğumda önünde minik minik fotoğraflarımın bulunduğu, herkes tarafından adı duyulan ama kendisi pek bilinmeyen, görülmeyen, Atatürk'ümün nefes aldığı, denize girdiği, her köşesinde dolu dolu onu hissettiğim bu güzel yerde kızım da dolaşsın, onun da fotoğrafları olsun, Atam'ı tanısın istedim.

Böylece rotamız Florya oldu bu sefer. Evin küçümeni ve ''ÇİÇE'' delisi, bayıldı burayı görünce. Aslında köşkün içinde çocuk arabasına izin vermiyorlarmış ama baktılar bizimki dolaşırsa daha tehlikeli olacak, dediler hadi girin arabanın tekerlekleri özel, lastik kaplama, zarar vermez...

Baharda burası muhteşemdi. Atam ile olmak daha da güzeldi. Aslında köşkün içi çok sade. Hiçbir fazlalık, hiçbir ihtişam yok. Koskoca bir devlet adamının burada yaşadığını görmek sizi şaşırtabilir. Hele şu andaki devlet büyüklerimizin ihtişamı ile kıyasladığınızda ağzınızın açık kalacağına eminim! Dilerim ki, bu köşke hiç el değmez, ilk masumluğu, ilk sadeliği ile ayakta kalır. Size Atatürk'ü, onun yaşam tarzını, manevi kızı Ülkü'yü anlatır.

Şimdilerde evin küçük hanımı olunca, Ülkü kızın minik yatağı, oyuncak yelkenlisi nasıl güzel göründü gözüme anlatamam. Atatürk için özel tasarlanmış olan tek yer banyosu. Hastalığı sebebi ile özel bir tartısı ve duş alacağı özel bir küveti var. Ama onlar bile o kadar sade ve güzel ki!


Köşkü, bir rehber eşliğinde geziyorsunuz. Gezi öyle saatlerinizi dakikalarınızı almıyor. Hemen bitiveriyor. Ama anılar aklınızdan uzun süre çıkmıyor. İçinize de ayrı bir huzur doluyor.
Köşkle ilgili detayları bu web sitelerinden bulabilirsiniz. Ben tek tek onlardan alıp anlatmak istemiyorum. Türkçe oldukları için de çeviriye gerek yok.

http://seyristanbul.com/index.php/istanbul-da-kultur-etkinlik/florya-ataturk-deniz-kosku-istanbulda-koskler/1544.aspx

http://www.kultur.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFE1EE9C5149D9166F

Nasılsa bir kaç iç mekan görüntüsü bu günlükte yeralıyor. Belki onun fotoğraf çekmesine izin vermişlerdir. Böylelikle Atatürk'ün tartısını, tartılmasının neden önemli olduğunu da öğrenebilirsiniz okuduğunuzda. Ben detayları sizler de gezerken öğrenin diye anlatmıyorum. Anlatırsam keyfi kalmaz...

http://gezimania.blogspot.com/2007/10/florya-atatrk-deniz-kk.html

Köşkün mimarının hayatını öğrenmek de önemli. Neden Atatürk'ün ona bu görevi verdiğini, neden mimarisinin bu kadar yalın ve güzel olduğunu da anlayabiliyorsunuz böylece.
Seyfi Arkan ile ilgili bilgilere de buralardan ulaşabilirsiniz:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Seyfi_Arkan
http://www.itudergi.itu.edu.tr/tammetin/itu-a_2007_6_2_Y_Gurel.pdf
http://arkiv.arkitera.com/p5307

Sizlerin ve evinizin küçümenlerinin de en kısa zamanda bu güzelliği görmesi temennisi ile...

6 yorum:

MeRaiL dedi ki...

Dilek'cim, linkler icin, tavsiyen icin tesekurler, mutlaka gidilmesi gereken bir yer, ne kadar da sessiz gozukuyor resimlerden, kimsecikler yok gibi..
turkiye'ye gittiginde mutlaka gidecegim ;)

evren dedi ki...

Dilek, adını çok duyup, kendini görmemişlerdendim ben. Sayende biraz öğrenmiş oldum. Umarım bir gün yolumu oralara düşürüp gezebilirim de...

annemineli dedi ki...

Benimde bimediğim bir yer,paylaştığın için çok çok teşekkürlerrrr...Sevgi ile kalın....

NuR dedi ki...

Sevgili Dilek, Florya'da iki plaj vardı, biz hep Güneş plajına giderdik, en büyük keyfim, Ata'mın Deniz köşküne kadar yüzmek, askerler tarafından ikaz edilene kadar, iskeleyi, köşkü seyretmekti. Hayatını bir millete ve bir ülkeye adamış, kendi için hiç yaşamamış bir devin minik köşkü:( Savarna yatı ve bu köşk Ata'mızın en büyük ihtişamı olmuş. Dediğin gibi, şimdilerde ki ihtişama bakınca...:(((
Sevgiyle kal, ponpon hanımı benim için kokla

A cup of caffein dedi ki...

Dilekcim,
Bende önümüzdeki haftasonu gitmeyi düşünüyordum bu kadar olur doğrusu.
Önümüzdeki haftasonu ordayız.:-)
Pon pon hanımı çok öpüyorum...
sevgiler
arzu

Berceste dedi ki...

Meral gördüğün sadelik karşısında belki de bu kadar yolu bu yüzden mi geldim diyeceksin ama değecek!

Dilerim bir gün yolun düşer oralara Evren.

Zehra, öncelikle blogdaki tanıtım yazını çok sevdim onu söyleyeyim :) İddiasız ama baskın! Yoğurt yiyişini daha dikkatli izleyeceğim :) Dilerim yolun düşer ya da özellikle düşürürsün ve Köşkü görüp Atatürk ile nefes alırsın.

Güneş plajı hala var galiba Şennur. O kadar çok şeyi yok etmişler ki, neler kalmış geriye çözemedim. Hala bitemeyen bir akvaryum var mesela, korkarım sonradan lokantaya dönüşecek akvaryum yerine! Neyse ana konumuza dönelim, Savanora yok oldu olacak bir halde, masraf oluyor dediler sattılar, şimdi ne olacağı belirsiz... Dilerim köşkün de başına bu gelmez. Zira Evren döneminde bizzat orada kalıyormuş ama sonra devretmiş mülkiyeti. Özal da kendisine Boğaz'a nazır bir mekan yaptırmıştı. Misafir ağırlamak, kalmak için. Beğenmemişti Florya'daki sadeliği herhalde. Atatürk'ün anıları ile birlikte yaşar bu köşk dilerim ki... Ponpon hanım civa yuttu bugünlerde, yakalayabilirsem koklarım :)

Git ya Arzu, senin kadar gezen birisinin şimdiye kadar gitmemesi ayıp :) Ponpon hanım için Şennur'a dediklerim senin için de geçerli, yakalayabilirsen öp ;)
Sevgiler...