03 Ekim 2006

Siz de birilerine umut verin, bir yüzü gülümsetin !

Annemin iki beyin tümörü var.Tayland'a tatile gitmişti, orada bir köpek tarafından ısırılmış.Onun tedavisi yapılırken boynunda şişlik tespit edilmiş, akciğer kanseri teşhisi konulmuş ve 6 ya da 12 aylık bir ömrü olduğu şöylenmiş.Kendisini radyoterapiye hazırlarken beynindeki sadece bir değil, iki tümörün birden varlığı ile bunun mümkün olamayacağını öğrendik. 8 haftalık kemoterapinin ardından tümörler küçüleceklerine daha da büyüdüler.Vücüdunun sol tarafını kullanamamaya başladı. Beynindeki tümörler için 4 gündür radyoterapi yapılıyor ve ardından akciğerindekiler için de aynı şey yapılacak..........

Annen için çok üzüldük ama biz de seninle aynı durumdayız. Eşimin de akciğer kanseri var, beyninde de iki tümör tespit edildi. Midesinde de bir tümör var.Şu anda hastanede ilaç tedavisi görüyor, sonuç alıyoruz. İletişim kurmak istersen e-posta adresim.........

**********

Yukarıdaki satırlar MacMillan Cancer Support 'un web sayfasından çevrilmiştir.

Sabah uyanıp, kalkıyorsak, nefes alabiliyorsak ve sağlıklıysak hayatta en çok buna şükretmemiz gerektiğini babam bu lanet hastalığa yakalandığı zaman öğrendim. Geri kalan dünyanın renkleri, cilveleri, akıp giden hayat....
Sevdiklerimiz ile ne kadar birlikteysek, ne kadar onlarla konuşup, sarılıp, öpebiliyorsak, onları sevdiğimizi söyleyebiliyorsak da bir o kadar anlamlı olan hayat!

Bir gün gelip de, yukarıdaki satırlar gibi, bir balyoz tepemize düşmeden, sıkıca sarıldığımız değerli varlıklardan, birini kıskacına almadan, bunun farkına varabilmişsek ne ala...

Hayat hep bardağın boş tarafından bakmak değil. Hayat bir kelebeği gördüğünde mutlu olmak, onunla sonsuza uçmak, bir kaplumbağa ile ağır adımlarla gidebilmeyi başarmak, bir yunusla denizin derinlerine dalmak, çocukla çocuk olmak....

İşte İngiltere'deki yardım dernekleri de bunu yapıyorlar. Bir bakıyorsunuz binmişler bisikletlere Peru'da pedal çeviriyorlar, bir bakıyorsunuz Klimanjero'da dağlara tırmanıyorlar. Yok bunlar beni aşar diyenler koşuyorlar, yok bu da olmaz diyenler, yürüyorlar, hayır ben illa efor sarfetmeyeceğim diyenler ise, bir kek yapıveriyorlar ya da mis gibi kokan taze bir kahveyi sıradan bir fincanla sunuveriyorlar. Bir bere örmeniz, hayal gücünüz size neyi yap diyorsa onu uygulamanız yeterli. Sonunda mutlu olan, gülümseyen birilerini mutlaka bulacağınızdan ve o mutluluğun sizi sımsıcacık tutacağından emin olabilirsiniz.

Sevgili GG bu konuda benim gıpte ettiğim çok sevdiğim bir arkadaşım. Biyolog.Kanser araştırmaları üzerine çalışıyor, babasını kanserden kaybetti, temmuz ayında, iki defa, birer hafta ara ile Cancer Research yararına koştu.Koşarken babalarımızın ve babamın 9 yaşındaki minik radyoterapi arkadaşı, dünyalar tatlısı Başak'ın adını sırtında taşıdı. (Ne yazık ki Başak'ı yarıştan birkaç gün önce kaybettik)


Geçtiğimiz pazar günü şirketlerinin bulunduğu köy yararına 10,5 km koştu.Ayrıca şirket içinde yapılan en güzel kek yarışmasına katılarak bağışta bulundu.(Bana da birinci seçilenin fotoğrafını yolladı)



Onun için, yaptıklarının anlamı için, söyleyecek söz bulamıyorum....Ama biliyorum ki yukarıdan biryerlerden bizlere gülümseyerek bakan işte kızım bu diyerek gurur duyan birisi var !

Bu seneki Cancer Research yararına yapılan yarışlara sadece gözlemci olarak katılabildim, sizler için de ancak fotoğraflarını çekebildim. Kısmet olursa bir dahakine ben de birşeyler yapmaya çalışan, hayallerini gülümsemeye çevirenlerden biri olmak niyetindeyim... O gün yarışların yapıldığı yerdeki yaşananlar o kadar anlamlı idi ki...Kocaman bir pano yapmışlar sevdiklerinize mesajlar yazıyorsunuz...
Sırtınızda da onların adını taşıyorsunuz. Sakat insanlar mı ararsınız, yaşlı insanlar mı ararsınız kimi isterseniz orada idi...Gördüklerimin içinde de en anlamlısı bebek arabasında çocuğu ile birlikte koşan bir anne idi, sırtında sevdiğinin belki de bebeğinin babasının adı...


Bu yazıyı okuduysanız ve sizler de birşeyler yapmak istiyorsanız, haydi hiç durmayın, hayallerinize doğru koşun ve onlardan oluşturacaklarınızla üzgün bir yüzü güldürün.Size ve hayallerine kim engel oluyor? İngiltere'de iseniz Cancer Research , Amerika'da iseniz Live Strong ve ya Heavenly Hats ,Türkiye'de iseniz Bir Dilek Tut Derneği , daha pek çoğu....


Kalbiniz, hayalleriniz sizi nereye götürürse, gülümseyen yüzlere doğru, sevgi ile, sonbaharınızı onların sıcaklığı ile ısıtmanız dileği ile....


17 yorum:

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

New York'tan Merhaba,

Soylediklerine katilmamak elde degil. Ben de New York'a geldikten sonra bu tip seyleri takip etmeye basladim. Belki babamin da kanser olmasinin etkisi vardir. Beni en cok etkileyen seylerin basinda, kendi departmanimda ki pek cok insanin otistik cocuk evlat edinmesi ve bu konuda insanlari bilinclendirmek icin turlu aktiviteler tertip etmeleri.

Boyle bir konuyu gundeme getirdigin ve paylastigin icin tesekkurler.

Pınarın Klubesi dedi ki...

Bir kere bende Fransa'nın Caen kentinde böyle bir koşuya katıldım. Adı ise Özgürlük koşusuydu. Koşuya katılmak içinde Türkiye'den kafile olarak gitmiştik. 7den 70 e her yaştan insan vardı. Köylerin içinde geçiyorduk.. Ve koşu sonrasında çok güzel aktiviteler vardı. Herkes biraraya gelip yemek yedi kocaman bir panayır çadırındaydık. Ardından bütün ülkeden insanlar hep beraber dansetmiştik..Rengarenkti.. Çok güzel duygular katıyor insana.. Türkiye'de bu tür koşular yaygın olsa keşke, Aklıma birtek Avrasya Maratonu geliyor o kadar.

Berceste dedi ki...

Ziyaret edip, yorum biraktiğin için ben teşekkür ederim New York Muhtarı. Göze batmadan o kadar güzel etkinlikler yapıyorlar ki. Benim en çok sevdiklerimden biri de comic relief olmustu. Palyaço burunları sattılar :) Özürlülere karşı inanılmaz programları var gerçekten. Okullar, evde bakım, yardımcı oluşları,iş yerlerinde çalıştırmaları...Bizim belediyelerimiz duysun ilk, Everest'e benzer kaldırımlarını bir de bu iş için düzenleseler, yaşlılardan, çocuklulardan ve sakatlardan epey teşekkür alırlardı ! Göya kaldırımdan onlara inis yerleri açıyorlar ama sağlam adam gecemiyor, sakat sandalyesi ile ne mümkün !!!! Babacığına çok geçmiş olsun,dilerim hastalığı durdurmayı başarır. Sevgiler...

Kulübeli hatuncuğum haklısın, pek güzel bu etkinlikler ve onun parçası olabilmek daha da güzel ! Dikkat et gelen yorumların çokluğundan kulübeyi yakma :-P Sevgiler...

under the chuyner dedi ki...

canim bu yaziyi yazmakla nekadar iyi etmissin! insanlar unutabiliyorlar hayatta baslarina herseyin gelebilecegini! ama son senelerde bu yardim kampanyalarinin ülkemizdede arttigini farketmissindir ki bu gelismeler insanlarin nekadar karsisina cikarsa okadar bilinclenirler diye düsünüyorum!
peace'in sayfasinda internettende sadece bir tikla yapilabilen yardim siteleri war! belki ilgini ceker!
kendine iyi bak...

dilayra dedi ki...

merhaba,
ilk satırları okuduğumda sanki kendinden bahsediyorsun sansım ve inanılmaz bir duyguyla hayırr yaaa dedim, inan bana:((
sonra başka birinin yaşadıkları olduğunu duyduğumda -ne kadar olur bilmiyorum ama- biraz rahatladım..
ben hastanede çalışıyorum belki biliyorsundur. bizim hastanelerden biri de Onkoloji hastanesi. Daha çok yeni bir iş yaptık ve Hope Loundge kurduk burada.. (http://www.journeytoblue.com/journeytoblue_/2006/02/hacettepe_umut_.html) bunların çoğalması dileğimiz.. ayrıca koşular ve pilinçlendirici seminer ve toplantılar da yapıyoruz..
umuyorum ki her gün en az 1 kişi bu işler için gönüllü olur ve yardım için ne yapabilirim demeye başlar..

zynep dedi ki...

berceste, snıyorum gunumuzde herkesın ailesinde mutlaka bu tur agır hastalıkları olan var:( ama onemli olan bizlerin onlar için ne yapabilecegi, nereden başlayacagımız, sanıyorum trde en onemli sorunlardan biri nereden baslayacagımızı bilememek...:( yonlendırıcı kısılerın cok az olması ya da olmaması:(
ben belki pasta yapamam, ama kendımce fotograf cekeerım amatorce ya da kurabıye yapmayı denerim, yeterki birilerine umut olsun değil mi...
ne guzel ve duyarlı konuya degınmıssın, tşkler...
sevgiler...:)

Berceste dedi ki...

Evet UtC'ciğim doğru çok umutma meselesi, Turkiye'de de açılan dernekler çok hoş ama gene de buradakiler kadar aktif değillermiş sanki gibi benim gözlemim. Suistimaller çok ve herkes bu yüzden güvenini yitiriyor. Biz çocukken okullarda Kızılay pulu falan satarlardı. Bilmem hala böyle etkinlikler de var mı? Sen de hep iyi, mutlu ol tamam mı :)

Aman çok şükür Dilara, inşallah Allah bir daha o günleri sevdiklerimiz için yaşatmaz diye sadece dua edebiliyorum, çünkü başka da birşey gelmiyor elimden ! Umut Misafirhanesi ne kadar hoş bir fikir. Kemoterapı ya da radyoterapi olup, kalacak yer bulamayan, akrabaları ile bile sorun yaşayan o kadar çok hasta gördüm ki ! En çok içime oturan olay da yaşlı bir amca kantinde içecek birşeyler alırken cüzdanını çalmışlar, bu ne iştir, bu adamlar nasıl bulunur, ben ne yapacağım şimdi diyerek doktoru yakaladı. Nasıl üzüldüğümü, o hırsızlara nasıl lanet ettiğimi bilemezsin. İnsafsızlığın da bu kadarı !!!!
Evde oturan pek çok marıfetli hanımımız var, yaptıkları çeyizlerle beraber, bir şapka örseler ve bir hastayı mutlu etseler nasıl güzel olur değil mi? Sevgiler...

Şeyma dedi ki...

:((

Benim de 5-6 sene önce 15 yaşlarındaki kuzenim lösemiden dolayı vefat etmişti. Şimdi ben ne diyim de moral vereyim, teselli ediyim hiç bilemiyorum. Allah herkese şifa versin.

Berceste dedi ki...

Yemek Cinim,

Onun icin en anlamli sey herhalde su anda hayatta olan baska bir hastaya, onun adina yardimci olabilmek olurdu herhalde. Sen cinsindir, bulursun bir proje, kuzeninin adini da o projeye verirsin, ne guzel olur...
Burada kiliselerde kahve, cay gunu yapiyorlar, kilisenin o odasina kira odeniyor, geriye kalan parayi da boyle birisi adina hayir icin veriyorlar mesela...Okullarda, evlerde, is yerlerinde gene ayni durum sozkonusu...Demistim ya hayalleriniz sizi yardim icin nereye goturuyorsa...

rahsan dedi ki...

bercesteciimm
ben artik under the chuyner diilim :(
pufff diye yok oluverdi benim bloglar
galiba template deisiklerine isyan bayraani cektiler :)
ama yikilmadim, buradayim
görüsürüs ;)

Berceste dedi ki...

Haydeee,
Biran önce gel hadi, aç yenisini. Bekliyoruz.

rahsan dedi ki...

ishte yenisi buuuu...
:)

sibella dedi ki...

canim ya cok duygulandim..ben de cok sevdigim birini kaybettim,gozumun onunde,son nefesimde bile yanindaydim...bende birseylr yapmayi cok istiyorum,ne yapabilirsem zamani gelinde..macmillen nurseler cidden cok iyiler,bizim yanimizdaydiler son ana kadar..allah sifa versin,insanin kendisi kadar yakinlari icin de cok aci bir hastalik bu..gese bile acaba tekrar gelirmi korkusu hic bitmiyoru..

Berceste dedi ki...

Eh Rahşan yani yaramaz çocuk gibisin ne diyeyim :) Ama artık UtC diyeceğimize bizatihi isminle seslenebilir olmak güzel.Hayırlı olsun yeni blog alanın.

Okumuştum o zamanlar yazdıklarını Sibelciğim. Gerçekten zor günlerdi...
Ne yapabilirsen, elinden ne gelirse, hayallerin seni nereye götürürse...Onlar için ne kadar önemli olduğunu sen de biliyorsun, yaşadın.Minik Başak'ın yüzündeki gülümseme, içindeki enerji, bana onu hep hatırlatacak. TonTonum ise hep benimle zaten, kalbimde...O lanet hastalığın iyileşmesi diye birşey sözkonusu değil ne yazık ki, gerilemesi belki ama ne zaman, nerede, nasıl karşımıza çıkacağı hiç belli değil. Beni en çok üzen de ilaç firmalarının çözümü bulamamayı desteklemeleri :( Hep bu söylenti dolaşıyor dilden dile...Umarım gerçek değildir. Sen ör bir şapka, yap bir kek, bulacaktır sahibini içindeki güzellik...Sevgi ile.

hulyalar dedi ki...

cok duygulandim yazini okurken,iyki yazmissin ama...sevgiler

Berceste dedi ki...

Mesajım birilerine ulaşabildi ve bazı kalpleri mutlu edebildi ise ne mutlu bana, sağolasın Hülyalar...

Adsız dedi ki...

slm yazı çok etkileyici. bende çok yakın arkadaşımın kanser olduğunu öğrendiğim günden beri araştırmalar yapıyorum ve onun için bişeyler yapmak istiyorum. Ama böyle bir hastayı ne mutlu eder onu bilemiyorum.
iyi akşamlar...