20 Mart 2008

Dostlar, Dostluklar...


Tijen'ime yorum yazarken bitkileri, çiçekleri, canlıları bizler kadar seven bir arkadaşımızı farkettim. ''Basit bir yaşam'' günlüğünün adı. Sade, ama içi dopdolu günlüğü. Yazarı, araştıran, tek tek detaylarını bildiği halde, gayet sade bir dille, özetini anlatan, dünya tatlısı Evren. Onunla bir konu üzerinde konuşurken, Ay Çobanı'nı farkettim. Hep beraber, o konuyu beyin fırtınasına dönüştürmeye karar verdik aramızda. Bunun yazışmaları sürerken, Ay Çobanı'nın Cambridge'e geleceğini öğrendim. Yeni yazışıyor olmamıza rağmen çok ortak noktalarımız olduğunu farkettim. Dedim, aman haber et gelince, bizi çiğneme, zaman ayır mümkünse.

Sağolsun, kısacık, oradan oraya koşuşturduğu gezisinde bize de pay düşürmeyi başardı ve tanıştık. Cıvıl cıvıl, dünya tatlısı, bilgili, kültürlü, ama bir o kadar da mütevazi Ay Çobanı. Zaman kısıtlı, hava yağmurlu olunca, aynı gün bir de senede bir hafta sadece Mart ayında düzenlenen bilim festivalinin de son günü olunca, jet hızı ile birkaç koleji gezebildik ancak. Hani bir nefes alımı...

Neyse ki, sonradan gene buluşup bir pub'da oturabilme, bol bol sohbet edebilme şansımız oldu. Eşler gayet güzel anlaştı, biz gayet güzel anlaştık. Bu yurtdışında yaşayanlar için nasıl büyük bir nimettir, bir bilseniz. Ayrılmayı, onları uğurlamayı hiç istemedik. Ne iyi ettiniz de geldiniz. Ayaklarınıza sağlık.
Ay Çobanı bizi mutlu etmekle kalmadı. Bir de yazı yazarak beni mahçup etti. Yok Ay Çobanım, güzel sözlerin için teşekkür ederim ama o, senin ruhunun güzelliği, ben bu övgülere layık değilim. En kısa sürede, sizleri yeniden bekliyoruz. Bu sefer o kadar kısa oldu ki, ne beraber bir yemek yiyebildik, ne de uzun uzun gezebildik. 31 tane kolej var. Siz daha iki tanesini gördünüz hem...Arayı uzatmadan yeniden bekliyoruz.

Günlük yazmaya başladığımdan beri, beni kıranlar, üzenler, dost görünüp arkadan vuranlar olmadı değil... Bütün iyi niyetimle bıraktığım mesajları yanlış algılayanlar, sorup sorgulamadan idam kararı verenler olmadı değil. Hep aferin, hep övgü bekleyenler olmadı değil. Yaptıklarına çok kırıldığım halde, sevinçlerini ya da üzüntülerini paylaştığım halde, yorum gözükmesin diye yoruma kapatanlar yok değil... Bilsinler ki, ben kasıtlı olarak birşey yapmadım. Gördüğümü dilim döndüğünce söyledim ya da uyardım. Siz beni tanıyamamışsanız, ben de sizleri tanıyamamışım, üzgünüm.

Ama tüm bunlardan çok çok daha güzelleri, çok çok daha değerlileri var benim için. Dostlar, dostluklar var. Düsturundan, düşüncelerinden ödün vermeden paylaşan, sevmediği şeyi açık açık bana söyleyen, uyaran, siyasi görüşleri, inançları ile dostluklarını karıştırmayan dostlar hem de... Bir ses duymazsa nasılsın diye soran dostlar, paylaşan, yazdığım tek bir kelime ile ne düşündüğümü anlayan, halden anlayan dostlar... En güzel günlerinde yanlarında olmam için beni evimden gelip alan dostlar...

Ne diyebilirim, iyi ki varsınız, sağolun, varolun. Hep kalbiniz bu kadar yüce, dostluklarınız bu kadar güzel olsun. Sonsuz sevgiler sizlere.

15 yorum:

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Ne güzel yazmışsın yine.
Sana da buralardan sonsuz sevgiler...

Lapis lazuli dedi ki...

Cicek, bitki, canli sevmek demisken sen, Flickr`da yeralan fotograflarini ne kadar begendigimi soylemeden gecemiyecegim. Sevmek boyle birsey iste demek ki, baktigini gorebilmek!
Cok cok guzeller...

Boylesine sevgi dolu birinin baskalari icin kotu hislerinin olabilecegini dusunenler, senin blogunu iyice desmemisler anlasilan ;)

Berceste dedi ki...

Çok teşekkürler Burçin. Ben de senin fotoğraflarını gördükçe, ne güzel çekmiş gene diyorum :) Buralardan da sana sonsuz sevgiler...

Çok teşekkürler Lapis Lazuli, demek oraya bakan varmış, pek mutlu oldum şimdi. Kimseler görmüyor diye düşünmeye başlamıştım. Yorumunun ikinci paragrafı için de görebilene diyelim :) Zira tepem atınca biraz dikenli kaktüs olabiliyorum herhalde :( Sevgiler...

B5 dedi ki...

Burasi da gunluk yasamda yasadiklarimizin bir baska türlüsü gibi öyle degil mi? Sadece yazili oldugu icin farkli algilanma olasiligi daha yüksek.
Beni de sadece mutlu edenler ilgilendiriyor, bir de bana bir seyler ögretebilenler :)
Sevgilerimle,
Gorusebilmek dilegiyle,
B5

Punto dedi ki...

Bu sanal alemdeki dostlukların daha sağlıklı daha kalıcı olduğunu düşünüyorum. Zira bu dostlukların içinde sevgi unsuru çok fazla.

wegwarte dedi ki...

Sevgili Berceste,
Pazartesi sabahı sabahı keyifli bir şeyler okumak umuduyla uğrayıp bir de hakkımdaki hoş sözlerine rastlamak ne güzel, gururlandırdı beni. Ayça'ya da yazdığım gibi yola çıkmadan önceki notunu okuduğumda "Berceste ile buluşsalar ya..." diye geçirmiştim içimden. Sonra buluşabildiğinizi okuyunca çok sevindim.

Kolayca yanlış anlamak ve anlaşılmak yazılı iletişimin kötü bir yanı. Hep ilgi, hep övgü, hep "çok haklısın" beklemek ise benim de garipsediğim kötü bir blogger hastalığı :((

İi bir hafta dileğiyle,
Evren

Muharrem Kaptan dedi ki...

Yazınız çok güzel.Elinize sağlık. Bu arada rasimleriniz harika.O kadar canlılarki sanki elimizle tutabilecekmişiz hissi veriyor.Tebrikler.

sennur dedi ki...

Canım, sanal alemdeki tanışıklıkları dostluğa dönüştürmeniz çok hoş. Kalıcı olmasını dilerim. Ben biraz şüpheci davranıyorum sanırım, çok güvenemiyorum vede dolayısı ile çok mesafeli yaklaşıyorum. Kıranlar ve küstahca yazanlar çıkıyor tabii, kısıtlı kelimelerle anlatılanlardan yanlış mana çıkaranlar, bir kelimenin peşine isimsiz takılanlar.... üzüyor beni de. Ama ben gerçek yaşam neyse bu alem de öyle diye düşünüyor, az sayıda da olsa da bazı arkadaşları tanımaktan mutluluk duyuyorum. Ve "sonsuz bir alem" bu sanal alem diyerek hakkını teslim ediyorum.
Sevgiyle kal

sibella dedi ki...

selam canim,ne guzel bir yazi olmus bu boyle..herkesi memnun edemzesin der ya bizim ingilizler,bosver canim,seni seven,seviyor oldugun gibi...zevkle okuyor benim gibi niceleri...sevgiler sunarim...

ayçobanı dedi ki...

Sevgili Berceste, bu yazin beni öylesine duygulandirdi ve sevindirdi ki anlatamam. Ama cok da mahcup etti, utanmadim, yanaklarim kizarmadi desem hic dogru olmaz cünkü kizardigimi, isindigimi hissediyorum su an!!! Tekrar görüsebilmeyi ben de cok istiyorum...

Evrenin de yazdigi gibi yazili iletisimin ses tonuyla, bakislarla, surat ifadeleriyle beslenememesinden dolayi bazen anlasilamama anlatamama söz konusu olabiliyor. Ben de bir arkadasimin bu sekilde kalbini yanlislikla kirdim saniyorum ve hala icim aciyor. Kelimleri cok dogru, cok yerinde secmeye calisiyorum. Elimden geldigince...

E hadi artik bayanlar, cok ara verdik... Firtinaya geri dönme zamani :)

Sevgiler ve yazi icin tekrar coook tesekkürler...

Ayca

acupofcaffein dedi ki...

Yaaaa...ben sadece seni özlediğim için mesaj bırakıyorum...:-)
çünkü biliyorum ki uzaklarda bile olsan beni anlıyorsun aynı şeyleri düşünüyorsun...:-)
evinden gelip alacağım ve seni adaya mutlaka götüreceğim bu sene...
sevgilerimle,

Arzu

Ferhanca dedi ki...

Simdi radyoda Erol Evgin den Iste oyle bir sey caliyor..
Dostluklar uzerine yazmissin cok dogtu bu bloglarda sanal desekte hayatin taa kendisi degil mi?
Yinede insan bildiginden sasmiyor nasilsa oyle davraniyor, sanal dye cift karekter segileyenlerede yazik.
Senin benim blog dunyasinda tanistigim ilk arkadaimsin yuzunu gormedim ama ben senden her zaman olumlu enerji aldim. Iyki varsin Berceste..sevgiler.

Adsız dedi ki...

Hace Bektaş, tanrısal dostluk ve sevgi’yi “birey”leşmenin varılabilecek en yüce niteliği sayarken “insan”ın Tanrı’ya verebileceği en değerli şeyin, yani insanlığın en değerli niteliğinin “sevgi” olduğunu söylemiş olur.

“Sevgi”yi yönlendirecek, yöneltecek yetenek de gönül gözü’dür.

Bu durumda “insan olan”ın, Tanrıya da, başka insanlara da, Evrene de yöneltmesi gereken yeteneği “gönül gözü”dür. Hace Bektaş’a göre Marifet kapısında geliştirilmiş olan “Gönül Gözü”, Hakikat kapısında bütün varlığa yönelik olarak kullanılmakta, “muhib/dost” kavramı ortaya çıkmaktadır.

Sevgiler,
Arzu

Berceste dedi ki...

Dostlar yani B5 değil mi? :) Günlük yaşamın farklı bir boyutu olduğu görüşüne de katılıyorum. Sevgiler...

Yaşadıkça göreceğiz herhalde Punto Amca. Şimdilik dostlarımdan memnunum :) Saygılar...

Sağolasın Evren. Sana da iyi haftalar, güzel günler...

Hoşgeldiniz Muharrem Kaptan. Sizi burada görmek ne güzel. Fotoğraf çekmeyi seviyorum ama amatörüm. Beğenmenize sevindim, teşekkürler... Hürmetler...

Sağolasın Şennur. Yaşadığın olaylardandır şüpheciliğin :( Dileğim biz doğru, dürüst, sevgi dolu olan dostlarla yolumuza devam edelim.Sevgiler...

Tatlı Sibel'im, teşekkür ederim. Bir biz tanışamadık gitti :( Sevgiler...

Gene bekleriz Ay Çoban'ım. Daha dur, nehir kıyısında dolaşamadık. Bilmem bizden ayrıldıktan sonra siz gittiniz mi? Burada bahar gerçekten var, bekleriz :) Sevgiler...

Teşekkür ederim Arzumcuğum. Ne zaman gidiyoruz? Mimozaları gördüm senin yazılarında, aklım orada...

Bu şarkıyı söyleyince babamı ve ortaokul arkadaşını hatırladım... O yıllardan vefatlarına kadar dost kaldılar. Onun yeğeni de şarkının bestecisi! Eşi beni havaalanından alıp, anneme getirdi. Dost oldu mu, dostluk oldu mu böyle olmalı. Şimdikilerle kıyaslanınca, söyleyecek söz bulamıyorum :( Güzel sözlerin için teşekkür ederim.

Gönül gözü ve bu kadar ince olmayı bilen kaç kişi kaldı :( Şu anda Türkiye'deyim, geldiğimden beri herkeste bir yarış, bir çekişme, dedikodu... Evin var mı, araban var mı, ne kadar maaşın... Gönül gözünün değeri ile bunlar kıyaslanabilir mi? Sevgiler Arzu, gönül gözü gören, görmeyi bilen dostlar dileği ile...(Birşey dikkatimi çekti. ''Hace'' kelimesini özellikle kullandığını düşündüm. ''Hacı'' bilirdim ben, yanlış mı biliyorum?)

acupofcaffeein dedi ki...

oşgeldn...
adaya yarın gidebiliriz. Pazar günü...müsaitsen yazışalım gidelim... Önümüzdekki haftasonuu adanaya gidebilirim çünkü...Selamlar...arzu