19 Haziran 2007

Çileği Dalından Toplamak...

Babamın en yakın arkadaşının eşi anlatırdı, Londra'da kaldığı dönemde yakınlardaki çilek tarlalarına gittiklerini, elleri ile sepetlere beğendikleri çilekleri topladıklarını, toplarken de yemelerine izin olduğunu söylerdi... Hatta o dönem, orada öğrenci olanlar, özellikle tarlalarda çalışır, çilek toplayarak cep harçlıklarını da çıkartırlarmış...

Ben de şehir çocuğu olarak nasıl birşey diye meraklanırdım.

Evlendiğimiz sene, kayınvalidem, bir komşusunun bahçesine ektiği çilekleri göstermişti... Yerde, uzun uzun şeritler halinde yeşil bitkiler... ''Hımm!'' demiştim, ''Demek ki, böyle bir şeymiş çilek tarlası''... Ama o zaman daha çilekler olmaya başlamadığı için toplayamamış, meyvesini üzerinde görememiştim.
İngiltere'ye gelince, arkadaşlar bahsettiler. Gidip bol bol yediklerini anlattılar... 2 - 3 sene boyunca merak etmekle kaldım. Gidemedim bir türlü. Zira tarlaların olduğu alanlar hep toplu taşıma araçları ile gidilemeyecek yerlerde oluyordu.
Birgün arkadaşlarımızdan biri: ''Haydi dedi... Çilek tarlasına gidiyoruz...'' Küçük bir çocuğun oyuncağını bulması gibi, mutlu, mesut katıldık peşlerine... Gittiğimizde onlar şaşırdılar, ben hiç gitmediğim için anlamadım... Çilekler yukarıda imiş meğerse! Aslında yere, toprağa ekilmesi gereken çilek fidelerini, yukarıda, masa gibi hazırlanmış alanlara, Fransa'dan getirttikleri toprak poşetlerinin içine dikmişler. Sulama hortumcukları ile donatmışlar dörtbir yanlarını da. Olgunlaşan çilekleri, zahmet çekmeden pıtır pıtır topluyorsunuz... O gün çatlayıncaya kadar çilek yiyip, iki kutu çilek topladık. 5 pounddan da çok para verip ayrıldık tarladan! Eve gelince, mis kokulu, Fransız toprağında ama İngiltere'de yetişmiş çileklerimizden, Türk usulü reçel yaptık! Evrenselleşme mi diyorduk buna?

Çocukluğumda, Halkalı'daki Ziraat Fakültesi'ne taze yumurta almaya gittiğimiz günleri getirdi aklıma çilek tarlası... Dünyanın en tatlı komşu amcası kurt, ben ve bebeklik arkadaşım olan kızı, kırmızı şapkalı kız olarak ormanlık alanda koşuşurduk... Bu arada annelerimiz de, bize çift sarılı yumurtalar alırlardı. Bayılırdım çift sarılı yumurta yemeye. Değişik gelirdi bana çok. Elbet kendilerine de, birer saksı değişik renkte Afrika menekşelerinden alırlardı. Yapraklarını değişecekleri için, aynı olmamasına özen gösterirlerdi. Eve gelince, annemin canım cicim diye çiçeği sevmesine gıcık olurdum. Ben varken neden çiçeğe canım demek ama değil mi? Şimdi ben aynı şeyi yapıyorum, o ayrı!
Önceki cuma günü de, başka bir arkadaşım: ''Haydi bu seneki çilek mevsimini açalım!'' dedi. Fransız arkadaşı ile sözleşmişler, çocuklara değişiklik olsun diye, baş çocuk olarak beni de aldılar. Hepbirlikte, bahçe marketlerinden birinin yanındaki tarlaya gittik. Elimize birer kutu tutuşturdu, tarlanın sahibi ve yarım saatiniz var, çabuk dedi! Kapanma saatine yakın gitmişiz meğerse. Ben hızlı hızlı fotoğraf çekmeye çalışırken, arkadaşım, arkadaşına, ''Dilek fotoğraf çekmeyi sever'' diye açıklama yapıyordu. Zira onlar tarlada olmuş çilekleri ararken, ben etrafı keşfetme ve fotoğraflama eyleminde idim! Fransız kızcağız da, ne yapıyor acaba diye, beni anlamaya çalışıyordu!
Haftasonu çilek toplamaya gelenler, bitirmişler hep olgunlaşan çilekleri. Kuşların akıbetine karşı, sahipleri üzerlerini ağlarla örtmüş. Solucanların ve don olayının akıbetine karşı da, zemine naylon torbalar sermişler ve o torbaların üzerine minik minik mavi parçacıklar halinde ilaçlar dökmüşler. Çileklerin olgunlaşmış olduğu bir serideki ağı kaldırdılar ki, biz toplayabilelim...
Sıraların arası da özellikle saman kaplıydı ki, çamurlu toprağa batmayalım! Bu adamlar, en ince ayrıntıyı bu kadar düşünmek zorunda mı?
Üstte yaprakları görünen çileklerin, yapraklarını kaldırıp, alta bakmanız gerekiyormuş, esas hazine orada imiş. Çilek yatağıymış adı da! Tarla sahibi baktı, ben çileklerden çok ertafla ilgiliyim, gitti, bir avuç çileği toplayıp kutuma attı. Kendim toplamadığım için, aslına bakılırsa, biraz sinirlendim bu duruma. Aklıma bizim pazarcıların, domatesleri öyle kesekağıdına atmaları ve çürük çıkması geldi. Ama eve geldiğimde adamcağıza haksızlık ettiğimi anladım! Gayet güzellerinden seçmiş. Tarla uçsuz, bucaksız... Müşteri kazanması, müşteriyi devamlı kılması, o gün satacağı bir avuç çilekten çok daha önemli demek ki...
Minik Onur ve minik Luke, koşuştura koşuştura topladı çileklerden... Önce annelerinden hangi çilekleri seçmelerinin doğru olacağına dair ders aldılar. Birlikte bir iki tane topladılar. Sonra kendi kendilerine söylenenleri tekrarlaya tekrarlaya, kutularını doldurdular. Hallerini, şekerliklerini görmeniz lazımdı. Bu arada minik Nora da annesine yapışmış, işaretleyerek gösterdiği çilekleri yemekle meşguldü! Dolayısı ile annesinin çilek toplayacak zamanı pek kalmadı!


Kutularımızı tepeleme doldurduğumuzda, süremizi de bitirmiştik. Kendimi yarıştan çıkmış gibi hissettim! ''Money, money!'' diye bize şaka yaparak gelen tarla sahibi, kutu başına 1.20 pound aldı ki, bu marketlerde satılanlara göre çok daha iyi bir fiyat! Mis gibi kokan çileklerimiz oldu üstelik...
Tarla sahibi de: ''Haftasonu gene gelin, bol bol çileğimiz var, hem de geyik gelip size hediyeler veriyor.'' dedi, minişlere...
Tarlada üç ayrı tür çilek vardı. Birisinin yaprakları da fidesi de kocamandı. Meyvesi nasıl bir şey diye merak ediyorum...Daha olmaya başlamamışlardı, biz gördüğümüzde.

Eve gelir gelmez yıkanıp, tüketildiklerinden çilekleri Sanem gibi, başka yerlerde kullanma fırsatım da olamadı! Şimdi arkadaşım tatilden gelse de, yeniden gitsek diye sabırsızlıkla bekliyorum.

18 yorum:

sibella dedi ki...

YUPPEI ILK Yorum benim,ne de olsa konu cilek...bu arada ben asagadaki cileklerden bahsediyorsun sanmistim:) bende cok istiyorum gitmayi tarlaya ama dedigin gibi toplu tasima araci yok ne yazik ki..belki bir gun benim de hayalim gercek olur...bu tarladaki yontem cok asortikmis cidden,biz inegolde,yerden toplar,dedigin gibi bir dolu recel yapardik..nasil da guzel kokar..saol paylastigin icin..

Fatma and Kevin dedi ki...

Selam Dilek,
çok güzel anlatmışsın. Benim bir çilek tarlasına gitme şansım olmadı şimdiye kadar. Bu nedenle yazını ilgiyle okudum. Fotoğrafların da her zamanki gibi çok iyi eşlik ediyor yazılarına.
Arka bahçemizde, o yanları delikli çilek saksıları varya, onların iki tanesinde çilek yetiştiriyoruz iki yıldır. Bir avuç dolusu ancak oluyor meyveleri. O da kuşlardan kurtarabilirsek...
Sevgiler,
Fatma.

Papatya dedi ki...

Dilekcim,
bu zevk bir kere ailecek bize de nasip olmuştu, hatta sülalecek desek daha doğru :) Çünkü aile dediğim Maya-ben-Yorgo değil, benim annem, babam, başka aile dostlarımız da vardı. Hem de İzmirin en güzel çileklerinin yetiştiği Menemen'in Emiralem köyüne gitmiştik. *Esas* yerine yani :) Çok zevkliydi, çooook!

Berceste dedi ki...

Bildin Sibel, ilk yorum senden :) Ama öyle de olmalıydı! Ah ah o mis kokuluları pek güzel, pek... Sen ekmiş miydin bu sene bahçeye?

Teşekkürler Fatma. O saksılar pek şirin, çok seviyorum ben onları. Seneye onlardan alıp da ekmeli yeni çilekler! Üzerine bu tarlalardaki gibi ağ koy Fatma. Ben de seneye ahududu için alacağım onlardan az miktarda satıyorlarsa ya da çilek tarlası sahibi birisine azıcık verir mi diye soracağım :P Seninkilerin de fotoğraflarını görmeyi dileriz...

Ooooh Papatya, gene beni çatlatmanın yolunu buldun yani :P Sülalece olmanın zevki, çileği ellerinle toplamayla birleşince, keyfinize keyif katılmıştır!

Pınarın Kulubesi dedi ki...

Ya ne güzel duruyorlar öyle
ben de merak ediyordum, pazardan dahi aldığımız çileklerde toprak olmuyor artık, nasıl tarla çileği bunlar, yağmur yağınca çamur sıçramıyor mu üzerlerine diyordum. Sanırım Türk çiftçisi de keşfetmiş bu yöntemi:)
Tarladan çilek toplama adeti burda da olsa keşke:)
Çilek olması şart değil, başka meyveler de olur.Örneğin kiraz...

Berceste dedi ki...

Taladan ya da ağacından toplama adeti konusunda haklısın Pınar ama bizim insanımız bu güzel, bu değil deyip yerlere atar, boşuna ziyan ederse diye korkuyorum :(

Sevgili Nur Aksoy ismi ile yazan arkadaşım, yorumunun içinde bazı özel isimler geçmeseydi yayımlayacaktım. Ancak o özel isimlerle hiçbir tanışıklığım yoktur! Kayınpederim de kurbanı olduğun Türk çiftçisidir, bu sebeple yazdıklarınla gurur duydum :) Dikkat edersen yazılarımda ülkemdeki güzellikleri her zaman tercih ettiğim yeralır. Bu ülkede de kendi ülkemi temsil etmekten her zaman gurur duyarım!Sevgiler...

Adsız dedi ki...

Sevgılı Berceste,yanlıs anlama soz
konusu olmus o zaman...hepımız
ınsanız...kusura bakma o zaman.
Sevgıler,Nur

SaNeM dedi ki...

Berceste, haftaya şeftali için gidicem bizim burdaki tarlaya, ve hatta tarla sahibi o amcaya senin bu adresi veriyim diyorum ki görsün baksın, yabana götürmeden, ezdirmeden, samanları da kullanıp nasıl bir bahçe yaratmışlar. Öyle traktörün yanında elinde kahve oturmakla olmuyor bu işler amcaa diycem ;)

Daphne dedi ki...

Ben hala gidemedim bir cilek tarlasina :( ne zaman tesebbus etsek ya cok erkendir cilekler henuz olmamistir, ya tarla o gun kapalidir ya da cilek mevsimi kapanmistir! Umarim bir ara denk getiririz...

bocuruk dedi ki...

Çok hoş ya... Fransız toprağında İngiltere'de yetişen çileklerle Türk reçeli yapmak:)) Çileğin bu şekilde yetiştirilebildiğini ilk defa öğrendim. Ve ben de Pınarcım gibi burada da olsa böyle tarlasından meyve toplamak dedim. Sağol paylaştığın için.

Sevgi dedi ki...

Selam Berceste, cok guzel bir etkinlik dogrusu. Kanadali bir arkadasim anlatmisti orada da elma bahcelerine gidip elma toplarlarmis diye. Ilk ondan duymustum boyle bir etkinligi. Demek Ingilterede de oluyor. Keske bana da kismet olsa.

Berceste dedi ki...

Bak şeftali deme ama şimdi Sanem... Bizim buralarda yok o! Anca, ya çilek, ya elma :) Bu gittiğimiz yerde erik de varmış ama toplattırıyor mu bilmem. Demek sizin şeftalici amca elinde kahve oturuyor!

Eh artık zamanı Defne, bir açılışı yapın artık :)

Vardır oralarda da Böcürük, bak Papatya toplamış ailesi ile İzmir'de...

Gel haydi Sevgi, beraber gidelim :)

MorKoyun dedi ki...

Bahsettigin, yerken topla, toplarken ye, hep ye, cok ye tarzi uygulama burada da mevcut ama beni cilek tarlasina salan olmadi henuz:)Ben kesin cilek komasina girerim zaten, yazik olur bana:))

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

ben de sahsen bu olaylara sahit oldum,sonunda fazla bir sey topladigimi hatirlamiyorum ama yedigim miktari da aciklamam istemiyorum :D

Burda Erdbeerland diyorlar bu bahcelere, cilek ülkesi :)

slmlar
TD

Berceste dedi ki...

Her vatandaş senede bir kere o komaya girmeli kanımca Mor Koyun'cuğum. Sonra doyup bütün sene istemez canın :P

Sevdim o ismi TD! Çilek ülkesinde çileğe doymak olurdu yazının adı da :)

NAZLICA dedi ki...

Bercesteciğim; ne zevkli şeyler anlatmışsın, bayılıyorum böyle bahçelere.Şimdi üreticiler damlama sulama yapıyorlar, daha pratik ve sağlıklı bir sistem. Gördüğün güzellikleri bize de taşıdığın için teşekkürler.Çabuk büyüsün diye meyvelere yaptıkları dopingler nedeniyle pazardan aldığım çilek eve getirene kadar dayanmıyor inan. Orada üreticide bilinçli, tüketici de. Sevgiler

Adsız dedi ki...

Ya adress ne? Ben cok merak ediyorum,yillardir ama ne arabam ne de arkadashim var gidicek

Berceste Berceste dedi ki...

Nazlıcam nicedir nedense yorum yazmamışım, özür dilerim. Seneler sonra anladık ki, İngiltere'deki üreticilerin de bizimkilerden çok farkı yok. Belki kullanılan kimyasalların oranlarını daha bilinçli kullanıyor olabilirler ama neticede kullanıyorlar :( En kötüsü de uzaklardan geliyor hep ada ülkesinin yiyecekleri, o sebeple toplandığı zaman ile gemilerle geldiği zaman arasında yolda olgunlaşıyorlar :(

İsim yazmayan ziyaretçimiz, bu yazı yazılalı epey zaman oldu. Artık İngiltere'de değiliz...